Salgın ve devrim

Salgın ve devrim

8 Ocak 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Dr. Ülkümen Rodoplu

İnsanlık,  tarih boyunca salgınlarla mücadele etti. 

Her salgın sonrasında devrim niteliğinde değişiklikler oldu. 

Virüsler, bakteriler, mikroplar, salgınlar, hastalıklar gezegenimizin ve insanlık tarihinin kaderini belirledi. Öyle ki, krallar devrildi, imparatorluklar yok oldu.  

Bedeli ağır oldu; milyonlarca insan öldü. 

Ancak değişim gerçekleşti.  

Devrimler oldu. 

Bakalım: 

● MS 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu'nda yaşayan ve doğu seferlerinden dönen askerler tarafından getirilen salgın bir hastalık olan “Antoninus vebası” günde 2 bin kişinin ölümüne neden olan, bilinen ilk büyük veba salgınlarından biridir.

Araştırmacılar, yaşanan hastalığın çiçek ya da kızamık olduğundan şüphelense de gerçek sebebi hala belirsizliğini korumaktadır. Salgın, Roma İmparatorları Lucius Verus ve Marcus Aurelius Antoninus'un da hayatını kaybetmesine sebep olurken imparatorluk toplam nüfusunun yüzde 30'unu yitirdi. 

●VI. yüzyılda hıyarcıklı veba salgını, Bizans imparatoru I. Jüstinyen’in saltanatının kabusu oldu. Şimdi “Jüstinyen vebası” olarak bilinen bu salgının, o zamanlar belki de dünya nüfusunun yarısına eşit olan 40 milyon insanı öldürdüğü düşünülmektedir. 541 yılında Konstantinopol'de İmparator Jüstinyen tahtta iken Avrupa'da başlayan salgın Mısır'a, Filistin'e, Suriye’ye ve Anadolu'ya ulaştı. Jüstinyen,  Konstantinapol'a tüm giriş çıkışları kapatsa da, salgın hastalık askeri birliklerin şehre getirdiği malzemeler arasında yer alan fareler yoluyla girdi. Farelerin tüyleri arasına gizlenen ve bir milimetreden küçük 'Xenopsylla' isimli uçucu bir böcek, midesinde 'Pasteurella pestie' denen ölümcül veba bakterisi taşıyordu. Bu böcekler uçarak çevrede bulunan diğer farelerin tüyleri arasına yerleşip hızla üredi. İnsan vücudunun herhangi bir noktasına konup ısırarak veba mikrobunu aktaran böcekler hastalığı bulaştırdıkları kişilerin birkaç gün içerisinde ölmesine neden oldu. Bir hafta içinde veba şehirde hızla yayıldı ve ölümler başladı. Mezar yerleri dolunca, ölüler denize atılmaya başlandı. Hastalık normal seyrini sürdürdü ve zamanla kendiliğinden yok oldu. Ancak, o zamana kadar dönemin en kalabalık şehirlerinden olan Konstantinopol nüfusunun yüzde 40'ını kaybetti. Salgın, iş gücü ve asker sayısını kaybeden Bizans'ın zayıflamasına ve saldırılara açık hale gelmesine neden oldu. Bu durum Avrupa tarihini kökten değiştiren gelişmelerin yaşanmasına öncü oldu. 

●1347 ve 1351 arasında, hıyarcıklı veba Avrupa’ya  yayıldı ve yaklaşık 25 milyon insanı öldürdü. Avrupa nüfusunun 1347’den önceki seviyelerine dönmesi 200 yıldan fazla sürdü. Daha sonraları “Kara Ölüm” olarak bilinecek olan salgının diğer sonuçları, hayatta kalanların yaşam standardının artmasına yol açacak kadar çok insan öldüğü için, köleliğin düşüşünün başlangıcıydı. İşçilerin daha fazla iş fırsatı vardı ve sosyal hareketlilik arttı. Milyonların ölümünden sorumlu tutulan kilise öyle eleştiri aldı ki, reform ve Rönesans'ın önü açıldı. Çağdaş düşüncenin, sanat ve bilimin temelleri salgından sonra atıldı. 

●Avrupalılar, 1492’de Amerika kıtasına ilk geldiklerinde bir dizi yeni hastalık getirdi. Bunlardan biri de, enfekte olanların yaklaşık %30’unu öldüren bulaşıcı çiçek hastalığıydı. Bu dönemde çiçek hastalığı, Amerika’da nüfusunun %90’ına yakın olan yaklaşık 20 milyon insanın canını aldı. Salgın, Avrupalıların yeni boşalan alanları kolonize etmelerine ve geliştirmelerine yardımcı oldu. Amerikalıların ve Avrupalı işgalcilerin tarihini ve küresel ekonomiyi sonsuza dek değiştirdi. 

●1918 influenza salgını olarak da bilinen İspanyol Gribi, 21. yüzyılın başlarında yaklaşık 500 milyon insanı veya dünya nüfusunun üçte birini enfekte eden bir H1N1 virüsünün patlak vermesi sonucunda ortaya çıktı. Salgın, dünya çapında 50 milyondan fazla insanın ölümüne neden oldu. Salgın sırasında I. Dünya Savaşı sona ermişti ve halk sağlığı otoritelerinin, büyük etkisine katkıda bulunan viral salgınlarla başa çıkmak için hiçbir resmi protokolleri yoktu ya da yetersizdi. İlerleyen yıllarda, salgının nasıl gerçekleştiğini ve nasıl önlenebileceğini anlamaya yönelik araştırmalar, halk sağlığı alanında iyileşmelere yol açtı. Gelecekteki grip benzeri virüs salgınlarının etkisini azaltmaya yardımcı oldu. 

SON SÖZ: Tarih, salgını hafife alan, korunma önlemlerini ciddiye almayan, çözüm üretemeyen ve milyonlarca insanın ölümüne, mağdur kalmasına seyirci kalan dünyadaki tüm yöneticileri sahneden indirmektedir.