'Sabredeceğiz, destekleyeceğiz, acı çekeceğiz'

'Sabredeceğiz, destekleyeceğiz, acı çekeceğiz'

6 Aralık 2021 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

İngiltere'de 1991-1992 sezonunda Premier League yayın geliri 191 milyon sterlin iken 2025 yılına kadar uzatılan tutar 5.1 milyar sterlin olmuş. Bu konudaki örnekleri çoğaltabilirim ama futbolun bütün alanlarında geometrik büyüme var yani futbol özellikle 1970'li yıllardan sonra her gün daha da öteye giden bir değişim yaşamış, yaşıyor. Elbette Türkiye bunun dışında değil aynı değişim ülkemizde de yaşanıyor. 

Kısacası futbol endüstriyelleştikçe sistem de değişti, artık günlük başarılar olmuyor, daha çok zamana yayılmış ve planlanmış başarılar gerekiyor. Tabii Türkiye sistemi geriden takip ediyor ve değişimin çok gerisinde, hâlâ sistemler değil insanlar üzerinden değerlendirmeler yapılıyor. Spor medyası mafyalaşmış ahbap çavuş ilişkileriyle, oyuncu seçim ve yetiştirme sistemleri tamamen mikro milliyetçilik ve mafyatik akraba ve arkadaşlık ilişkileri içinde işliyor.  

Ali Koç işte bu sistemi değiştirebileceğini sanarak 4 yılını heba etti, değiştiremezsin çünkü bunun değişmesi için toplumun bakış ve anlayışının değişmesi lazım; o yüzden büyük hataydı. Ben Fenerbahçeli olarak şöyle düşünüyorum: Sistemleri başlarına yıkılsın yeter ki Fenerbahçe'ye bir şey olmasın, Ali Koç da böyle düşünmeli, umarım bunu anlar. 

Yani her biri sistemin en önemli sömürücüsü olan unsurlarla bu sistemi değiştiremezsin, kendini değiştireceksin, bunları ezip yok edip değişmeye mecbur edeceksin. Oyunu her zaman siyaset ve ilişki batağına sürükleyenler ile mi düzelteceksin, yoksa ilkelerini terk edip "fırsatçı" bir yapıya bürünenlerle mi? Olmayacağı açık değil mi?

Kendine bakacaksın, ben de öyle yapıyorum ve görüyorum ki Fenerbahçe taraftarının içinde bulunduğu durum da en az Türk futbolu kadar ilkel ve geçmişte kalmış. Gündelik beklentileri var Fenerbahçe taraftarının, mesela bugünden yarına kolay gelen başarılar ve her transferin Alex olmasını istiyor. Sabırsız, gündelik yaşıyor, olmayınca sinirleniyor ve Fenerbahçe'yi tüketmeye başlıyor, zaten medya ahlaki ilkeleri bırakıp kim daha çok "katkı!" yaparsa ona göz kırpıyor. Bu gündelik yaşama alışkanlığı duygusallıkla birleşince en büyük düşmanı oluyor Fenerbahçe'nin. Medya ve sosyal medyada kendi kişisel çıkarları veya sahiplerinin çıkarları için trollük yapan insanların da etkisiyle başlıyor Fenerbahçe'yi yemeye. 

Ardı arkası gelmeyen hoca-futbolcu kovmaları, kendi kafasında yaratılan fantezilere göre Fenerbahçe hocasına haddini bildirmeler vs. Son 8 yıldır tekrar tekrar yaşadığımız ve artık dangalaklık boyutuna gelen kısır döngü. Cocu, Ersun Yanal, İsmail Kartal, Erol Bulut belki de hepsi çok başarılı olacaktı ama kredileri yarım sezonun ötesine geçmedi; olmuyor işte 1 yıl yetmiyor, artık daha fazlasına ihtiyaç var. 

Ben de bütün Fenerbahçe taraftarı gibi "öğrenilmiş bir züppeliğe" sahibim çünkü herkes için öteki olan Fenerbahçe kulübünün taraftarıyım. Kolay kolay hoca, futbolcu, galibiyet gol falan beğenmem, mevcut takıma ve Vitor Pereira'ya bakışım da böyle. Yani büyük hayranları değilim ama şunu görüyorum, Fenerbahçe'nin çok uzun yıllar sonra sistemli olmaya  çalışan  bir hocası var. Mevcutlardan Ferdi ile Tisserand'ı çöp seviyesinden yıldız seviyesine çıkarmış, Crespo, Kim, Rossi bulmuş yani puan durumunda yeri iyi değil ama umut da var. Zaten biliyoruz ki Pereira'yı kovunca daha iyisini alamıyoruz. 8 yıldır hikaye böyle. 

Bekleyeceğiz, sabredeceğiz, destek olacağız, acı çekeceğiz, yoksa başarı başka türlü gelmeyecek.  

Buradan yola çıkınca artık alışkanlıklarımız bırakıp ne olursa olsun Pereira ile 3 yılı doldurmalıyız. Başkan da şu Türk futbolunu kurtarma saçmalığını bırakıp hocasına ve takımına sahip çıkmalı. TFF ve MHK'deki Fenerbahçe düşmanlıklarına odaklanmalı çünkü dost olmaya çalıştığı adamların varlık nedeni Fenerbahçe düşmanlığı.    

Türk futbol tarihi Fenerbahçe'ye karşı kurulan ittifakların tarihidir ve Fenerbahçe hep yalnız olmuştur.   
 

Etiketler:  Futbol