'S-400'e Girit modeli gündemde değil'

'S-400'e Girit modeli gündemde değil'

2 Mart 2021 Salı  |   Günlük

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rus S-400 füzeleri için kamuoyunda tartışma yaratan "Girit formülü"nün gündemde olmadığını açıkladı, Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın konuyla ilgili sözlerinin "çarpıtıldığını" söyledi.

Sabah gazetesinden Hasan Ay'a Türk-Amerikan ilişkileriyle ilgili değerlendirmede bulunan Kalın, "Girit formülü" için şöyle konuştu:

"Öyle bir formül gündemimizde yok. Farklı yorumlar yapılsa da aslında Sayın Bakanımız (Akar) böyle bir şey kastetmedi. Bu konu biraz çarpıtıldı. Biz S-400 meselesinde kararımızı bir günde vermedik. Bu bir sürecin sonucunda ortaya çıkmış bir karardır. Sayın Cumhurbaşkanımız, savunma sanayii ile ilgili toplantılarda bu konuyu derinlemesine ele aldı. Uzun yıllar boyunca Patriot savunma sisteminin Türkiye'ye alınması için çok ciddi bir çaba sarf etti. Maalesef Amerikan tarafı bizi tatmin edici, bizim kabul edebileceğimiz bir teklifle gelmedi. Bunun neticesinde Türkiye alternatifsiz olmadığını da göstererek S400'leri aldı. Bu karardan geri adım atmak söz konusu değil."

S-400'lerin NATO savunma sistemi açısından ya da F-35'ler açısından bir tehdit teşkil etmediğini söyleyen Kalın, ABD tarafına hem Patriot alımı hem de S-400'lerin teknik olarak F-35 ve NATO savunma sistemlerine tehdit riski oluşturmadığının incelenmesini içeren bir teklif sunduklarını da açıkladı.

Sezer'in yazısı

Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer, yaklaşık üç hafta önce kaleme aldığı "Akar sahiden 'Girit modeli'nden mi bahsetti?" başlıklı yazısında Savunma Bakanı Akar'ın söz konusu formülü kastetmiş olamayacağını şöyle anlatmıştı:

"Son iki günden beri medyada yoğun olarak işlenen konulardan birisi de, S-400’ler için "Girit modeli"nin kullanılıp kullanılamayacağı tartışmasıydı. 

Bilindiği gibi, Girit’te bir depoda tutulan S-300’ler, zaman zaman tatbikatlarda kullanılıyor. Sistem Yunanistan’ın savunma sistemine entegre edilerek veya tek başına yani "kullanım amacına uygun" bir şekilde değerlendirilmiyor. Zaten, bu konuda ABD’nin Türkiye’ye verdiği bir güvence de söz konusu. Diğer bir ifadeyle, Girit’teki S-300’ler NATO’nun ve İsrail’in tatbikat oyuncağı olmasının ötesinde bir anlam taşımıyor. 

ABD ile yaşanan S-400 geriliminde zaman zaman ara formüller üzerinde de duruldu hatta bazen S-400’lerin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi olasılığından bahsedenler oldu. 

Değerli gazeteci Sedat Ergin’in, Savunma Bakanı Hulusi Akar ile yaptığı görüşmeye atfen gündeme gelen tartışmalarda, S-400’ler için "Girit modeli" seçeneği ele alındı. Sedat Ergin’in yazısında yer alan son iki cümle dikkatli bir şekilde okunduğunda, aslında Ergin’in ve Akar’ın Girit modeline farklı anlamlar yükledikleri ortaya çıkıyor. 

Ergin şöyle yazıyor:

"Girit modeli’nden söz ederken, bu modelin kritik bir yönüne de değinmeliyiz. Bakana 'Girit’teki S-300’lerin sürekli operasyonel olmadığı, çoğunluk depoda tutulduğu biliniyor' diye hatırlattığımda, şu yanıtı aldım: (Öncelikle ifade etmeliyim ki, S-300’ler sadece tatbikat amaçlı olarak kullanılıyor. En fazla 3 bilemediniz beş kez kullanıldı. Tekrar ifade ediyorum, 'hiç savunma amaçlı kullanılmadı.' A.S.)

Akar, Ergin’in yukarıdaki cümlesine, değerlendirmesine şu yanıtı veriyor: 

“Sürekli kullanacağız diye bir şey yok ki. Bu sistemler tehdit durumuna göre kullanılır. Ona biz karar veririz.” 

Akar, S-400’lerin tatbikat amaçlı değil, gerektiğinde bizim kendi irademizle savunma amaçlı kullanımından bahsediyor. Bu cümle, Akar’ın kafasındaki modelin Girit modeli olmadığını, tehdit durumuna göre S-400’lerin kullanılabileceğini açıkça ortaya koyuyor. Akar’ın vurguladığı, zaten sistemin 24 saat, sürekli aktif olmayacağı… 

Türkiye’nin, milli çıkarlarını riske atmak pahasına sahip olduğu S-400’lerden bir şekilde kurtulmak istediği, bunun arayışında olduğu biliniyor. 

Sedat Ergin’in yazısı sonrası, Akar’dan veya resmi makamlardan bir açıklama yapılmamasının hatta bunun ABD’ye bir mesajmış gibi yorumlanmasının özellikle istendiği düşünüyorum. Zira, kamuoyunun buna hazırlanmakta olduğu gerçeği değişmiyor."

Aydın Sezer'in yazısının orijinali için tıklayın