'Rüzgârın oğlu' Kerem Aktürkoğlu

'Rüzgârın oğlu' Kerem Aktürkoğlu

17 Nisan 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, şampiyonluk yolunda geçen hafta Karagümrükspor’a puan verdikten sonra iddiasını devam ettirmek için Beşiktaş’ın puan kaybettiği haftada mutlak surette kazanmak zorundaydı. Kadrodaki eksikler ile dürüst olmalıyım ki nasıl bir takım izleyeceğimizi ben de merak ediyordum. Göztepe ligde fazla bir hedefi olmadığı için bu tip maçları daha rahat oynayabiliyor. Orta sıra takımı olduğu için ligde kafası en rahat ekiplerden bir tanesi. 

Bu durumda ne zaman ne yapacaklarını kestirmek için güç. Genel olarak büyük takımlara sıkıntı çıkarmayı seven bir takım. Ünal Karaman’ın gelişinden sonra önceki döneme göre daha pozitif ve hücuma dayalı bir takım izliyoruz. Son haftalarda mental olarak iyi durumdalardı. Üç haftalık dönem değerlendirildiğinde alınan yedi puan vardı.

Maçın başlama düdüğü ile beraber her iki takımın da kadrosunu ayrı ayrı değerlendirdiğimde Galatasaray’ın rakibine üstünlük kuracağı çok açıktı. Göztepe’de ikinci bölgede oynamayan Castro’nun eksikliğini bölge geçişi konusunda net bir şekilde hissedildi. Topu ileri taşıyamayan Karaman’ın öğrencileri buldukları golden sonra zaman zaman 4-2-3-1 varyasyonuna dönerek skoru tutmayı düşündü ama bunu yapmak için çok erkendi.   

Galatasaray’ın merkezde almış olduğu üstünlük ilk yarıyı özetleyen etmenlerden. Uzun süre sonra doğru taktikle oynayan Terim’in öğrencileri, ilk haftalarda oynanan oyuna döndüler. Bu takım hızlı olmak zorunda, bu takım pas yapmak zorunda. 

Feghouli’nin kanat rolünde başlayıp maç içinde zaman zaman on numara pozisyonuna kayışıyla pas bağlantılarını iyi sağladılar. Özellikle Taylan Antalyalı’nın dönüşü, her şeyi çok değiştirmiş. Sezon sonuna kadar bu dinamizmde olan kadro devam etmeli. Galatasaray, 33 hafta boyunca yalnızca dört kez aynı kadro ile sahaya çıkmış. Başka söze gerek var mı? 

Yenilen golden sonra verilen reaksiyon Galatasaray adına "oyun" olarak umut verici. Birbirine yakın oynayan, ilk haftalarda yaptığı gibi beklerini de olabildiğince oyuna katan sarı-kırmızılılar, rakip sahada oyunu kontrol ederken aynı zamanda dağılımı yaparken çok geniş alanda oynadı. Takımın iki farklı oyun şablonu ile oynadığını zaman zaman bu iki şablonu aynı anda oynadığını belirtmek gerek. Bunlardan birincisi aşağı yukarı her yazımda bahsettiğim "Gegenpress", bir diğeri ise "Tiki-taka…" Rakibine basan ve birbirine olabildiğince yakın oynayıp tek paslar ile her atağını ‘’garanti’’ sonuçlandırmak isteyen Galatasaray, Kerem Aktürkoğlu'nu arkaya doğru zamanda kaçırarak anında kaleyi düşündü. Bu maçın kazanılmasındaki en büyük etken takımın şut alternatifini fazlalaştırması.   

Kerem–Halil ikilisinin uyumu çok önemli. İki oyuncunun da futbol aklı aynı. Birlikte daha fazla süre almalılar. Devreye önde giren Galatasaray, "oyunu çok rahat kontrol ederek kendini yormayacak" dedim. Açıkçası, Göztepe’nin hücumda bu kadar etkisiz olmasını beklemiyordum. Jahoviç’i hiç kullanamadılar. Halil Akbunar’ın yetersiz performansı GözGöz’e pahalıya patladı. 

İkinci yarı ile beraber Göztepe’den birden fazla değişiklik ve oyun formatını değiştirmesini bekliyordum. İlk yarıda sahada maçın büyük bir bölümünde klasik 4-4-2 varyasyonunda oynamaları merkezdeki oyuncuların yumuşak olmasından kaynaklı yaşadığı sıkıntıları ortaya çıkarınca hem orta sahada hem de kanatlarda sertliğe ihtiyaç olduğunu düşünüyordum.  

Bu bağlamda yarının başında oyuna giren Ndiaye ile beraber Ünal Hoca çizgilere daha fazla önem vererek hızlı hücumlar ile hem Galatasaray’a ayak uydurmak hem de takımı ileri uçta daha fazla topla buluşturmak istedi ama başaramadı.  

Düşüncenin doğru, uygulanan takımın yanlış olduğunu düşünüyorum. Ben kenarda olsam orta sahayı üçleyip önce topu ayağıma alır Galatasaray’ı psikolojik olarak baskı altına alırdım. Ünal Karaman, taktiksel yanlışlar ile oyundan düştü. 

Galatasaray’ın ikinci yarıda da aynı oyunu oynaması, aynı şeyleri kovalaması doğru. Tek farklı skor her zaman risklidir. Gedson Fernandes’în hücumda gibi görünüp arkayı kapatması, Taylan’ın Karagümrük maçında oynayan Gedson isminin rolüne bürünmesine sebep oldu.  

Merkezde oynarken on numara pozisyonunu üstlenip oyunu Kerem’e açan sarı-kırmızılılar bu şekilde Feghouli’yi kanatta oynarken içeride serbest oynattı. Farkı artırınca ritmi düşüren Galatasaray, oyuncu değişiklikleri ile beraber oyunu daha fazla tutarak efor sarf etmedi. Bana soracak olursanız doğru olan da buydu. Kafamdaki diğer analiz ise, hemen hemen aynı kadronun önümüzdeki hafta da sahada olacağı. Hoca, her zamanki kadroyu rotasyona çekecek. Bu, takımın hem oyun hızını hem de gol beklentisini istatistiksel olarak yükseltir. Galatasaray, Beşiktaş ile oynayacağı maçı da düşündüğümüzde puan farkının "üç" olduğunu düşünüp rakibini beklemek zorunda.

Muhammed Kerem Aktürkoğlu… Ne yazsam, ne söylesem az. Bu çocuk bundan üç sene önce üçüncü lig ekiplerinden Erzincanspor’da futbol hayatını devam ettiriyordu. Bir oyuncuda her şey olur mu? İşte Kerem’de her şey var. Kanat oyuncusu olmasına rağmen bir on numara oyuncusu gibi sorumluluk alması ve pas dağıtması. Pozisyon aldığında forvet oyuncusu gibi "bitirici" bir bileğe sahip olması, alan bulduğunda en önemli özelliği olan sprint yani koşusunu kullanması, her şeyden önce de muhteşem bir oyun vizyonuna yani görüşüne sahip olması. 

Bu akşam bunların hepsini yaptı. Hep söyledim, bu oyuncunun süre alması gerek. Yeteneğini maç performansı ile harmanlaması lazım. Oyuna sonradan dâhil olup her maç son on beş dakika bu performansı veremez.  

Bu sezon 20 maça çıkan genç yıldız, bu maçların yalnızca iki tanesinde ilk 11 başlamış. 413 dakika süre alan bir oyuncu 6 gol atarak 18 şutta 14 isabet sağlaması ve %77’ye ulaşan bir istatistiğe sahip olması inanılmaz. Bu şutları gole çevirme oranı ise %33 İkili mücadelelerde ise fiziğinin düşük olmasına rağmen hızını kullanması bu oranı %42 ‘ye kadar çıkarmış. 22 yaşında bu istatistiğe sahip olup üç gol atan bir oyuncu için söylenecek üç şey var: Süre, süre, süre…

Daha önce de belirttiğim gibi heyecan son haftaya kadar sürecek. Her takımın şansı aynı oranda devam ediyor. Sizce, Galatasaray ipi göğüsleyebilecek mi?..

Etiketler:  Futbol