Romeikayı yaşatmak…

Romeikayı yaşatmak…

9 Şubat 2021 Salı  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci 

Yeni bir yazı dizisinde daha önce de yaptığımız gibi Karadeniz halklarının kaybolmakta olan kültürlerini irdelediğimiz gibi; bu kez, kültür dünyası ve müzik özelinde dostlarımızla konuşacağız.

Aslında bizimki iyi niyetli bir yakıştırma da olsa; etnik müzik için, geceli gündüzlü, köy köy dolaşarak; hatta komşu ülkelerdeki izlerini de sürerek, müzik derleyen dostlarımıza birer ‘etnomüzikolog’ gibi çalışıyor diyebiliriz… Bilindiği üzere, "Müziği kültürel bağlamında irdeleyen müzik bilimine etnomüzikoloji" denir. Kültürel müzikoloji dendiği gibi "Sosyolojik ve antropolojik yaklaşımla müzik" olarak da tanımlanmaktadır. Etnomüzikologlara göre müzikbilimcisi (müzikolog) müziğin kendisi üzerine çalışırken, etnomüzikolog tıpkı kültürel müzikolojide olduğu gibi müziği daha geniş kültürel çerçevesinde inceler görüşü yaygındır. etnomüzikologların sadece derlemeci olduğuna dair yaygın ancak ‘yanlış’ söylentiler vardır. 

Günümüzde etnomüzikologlar her ne kadar popüler kültür alanındaki ürünlere yönelmiş olsalar da, kimileri yeni notasyon teknikleri ve açıklamalı çalışmalar içerisinde yer almaktadırlar. 

Etnomüzikoloji disiplinler arası önemli bir yerde bulunmakta ve antropoloji, tarih, sosyoloji, etimoloji, semiotik, matematik ve birçok başka bilim dalından yararlanmaktadır. Bunun en büyük nedeni ise çalışılmakta olunan alan üzerinde üstünlüğün büyük ölçüde kurulabilinmesini sağlamaktır. Etnomüzikologlar ilk zamanlarında kayıtlarını işitsel olarak alıyor olsalar da günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle görsel ve işitsel kayıtları çok daha çağdaş bir biçimde kendi lehlerine çevirmektedirler.. Etnomüzikolojinin tanımına yönelik pek çok tartışma günümüzde de sürmektedir.” (*) 

Ülkemizde Adnan Saygun’la çalışan Macar araştırmacı Béla Bartók ve gene ismi ilgilenenlerce bilinen Zoltán Kodály, unutulmazlar arasındadır…

Bizim konumuz ise Lazlar, Çerkesler, Gürcüler, Hemşetsiler ve eski Trabzon Rumlarınca kullanılan Romeika dili ve müziği olacak. Sonuç olarak da hepsini toparlayabilmek ve bilginize sunabilmek için, akademisyen ve müzisyen dostumuz Ayşenur Kolivar ile de bir değerlendirme söyleşisi de yapacağız. 

"Belki de yolun henüz başındayız..."

Bugün Romeika müziği yapan bir dostumuzla konuşacağız. Müzisyen, Romaika müziği araştırmacısı ve yorumcularından Apolas Lermi ile konuşuyoruz…  

-Eski Rum kültürü ve Romeika müziği ile ne zaman ilgilenmeye başladınız; müzik eğitiminiz var mı; özetle biraz kendinizden söz ederseniz, okurlarımıza tanıtmış olalım… 4 albümünüz olduğunu biliyoruz; rica etsem adlarıyla birlikte yapılmalarına ilişkin özgün öykülerini kısaca anlatabilir misiniz? 

-Süreç 1996’da ailemle Trabzon’dan İstanbul’a göç ettikten sonra başladı. İlk yıllar bu kocaman şehre uyum sağlama çabasıyla geçti. Lise yıllarında ise, Anadolu’nun her bölgesinden İstanbul’a gelen farklı kültürlerin içinde bende bir kimlik bilinci gelişmeye başladı. Sorular ve arayışlarla beraber müziğe olan ilgim beni Karadeniz’in derinlikleriyle tanıştırdı. Aslında bu tanışma devam ediyor diyebilirim.

2005 yılından itibaren Karadeniz müziğindeki gelişmeleri daha yakından gözlemlemeye başladım. Özellikle sevgili Kazım Koyuncu’nun ölümüyle Karadeniz müziği Karadenizli olmayan insanlarda yeni anlamlar kazanmıştı. Bu anlamların içerisinde Trabzon kültürünün ve Romeikanın diğer dillere göre ötekileştirildiğini fark ettim. ‘Ben Karadeniz müziği yapmıyorum’ diyen Kazım Koyuncu’ya ısrarla bu misyonu yüklemek bazı yanlışların doğmasına neden oldu. Bugün hâlâ bu yanlışlar üzerinden tanımlanan bir Karadeniz müziği siyasi ve ticari nedenlerle parlatılmış farklı isimler tarafından gündemde tutuluyor. Yine siyasi olarak tarihle yüzleşmeyenlerin yanında, anadili Romeika olan bazı müzisyenlerin çalışmaları da çok lokal kaldığı için bu dil, kültür-sanat çevrelerinin perspektifine girmiyordu. Tüm bunlar beni daha fazla sorumluluk almaya itti ve Romeikayla daha çok ilgilenmeye başladım.

Ben akademik olarak müzik eğitimi almadım. Bazen bunun eksikliğini hissetsem de çoğu zaman avantaj sağladığını söyleyebilirim. Karadeniz müziğindeki farklı tavır ve icra yöntemleri için, o bölgelerde alan çalışması yapmak konservatuar okumaktan daha eğitici.  

Kalandar 2011, Santa 2013, Romeika 2016 ve Momoyer 2018 isimli 4 albüm hazırladım. Romeika isimli albüm tamamen Romeika dilinde kaydedilmiş; Türkiye ve Yunanistan’da eşzamanlı olarak yayınlanmış ve düzenleme açısından diğerlerine benzemeyen arşiv amaçlı bir albümdür. Diğerleri ise hem isim olarak, hem de repertuar ve düzenleme anlayışı olarak birbirlerinin devamı niteliğindedir. Bunların dışında farklı müzisyenlerle çeşitli projelerde çalıştım. (Daha geniş ayrıntı için www.apolaslermi.com adresinde ‘Albümler’ bölümünü ziyaret edebilirsiniz.) 

-Galiba Romeika müziği epeydir araştırmacı ve müzisyen dostlar sayesinde irdeleniyor ve kamuoyuna kalıcı biçimde aktarılıyor. Siz, bu bağlamda yola çıkarken; kimleri örnek aldınız ve/veya öğrenme sürecini nasıl geliştirdiniz? Ya da siz tek misinizi? 

-Romeikaya karşı son zamanlarda eskiye göre daha normalleşmiş bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz. Bu elbette birçok insanın farklı alanlardaki çalışmalarıyla gelişti. Müzikal olarak etkilendiğim isimler genelde Romeikanın etrafındaki isimler değildi. Ancak benim anadilim Romeika olmadığı için çalışmalarımı yaparken birçok insandan yardım aldım. Çok değerli müzisyenlerle tanıştım ve bazılarıyla çalışma fırsatım oldu. Lise dönemlerinde daha çok özgün ve Kürt müziği yaptığımız grubumuzdan sonra, bir dönem Grup Munzur’la çalıştım. Sevgili Ayşenur Kolivar’la tanıştıktan sonra Helesa projesinde yer aldım. Aynı dönem Lazca rock yapan Teona Grubu ve Romeika’ya önemli katkıları olan Adem Ekiz ile temaslarım oldu. Ayrıca Romeika üzerine etimolojik çalışmalar yapan ve 2018 yılında çıkan Romeika sözlüğün yazarı Vahit Tursun da bana dil konusunda önemli yardımlarda bulunmuştur. 

-Peki, bu noktada Romaika müziğinin geldiği aşama; tatmin edici noktada mıdır; eksiklerin neler olduğunu söyleyebilirsiniz? Romaika müziği için; örneğin yurt dışına çıkıp Hristiyan (bu tanım genel anlamıyla kullanarak söylüyorum) müzisyenlerle görüştünüz mü? Başka hangi ülkelerde Romaika müziği yapılıyor? Özgün bir fark görebildiniz mi? 

-Bugün Romeika ve Anadolu’daki diğer etnik diller hâlâ yok olma tehlikesi yaşıyorsa olumlu gelişmeler tatmin edicidir diyemem. Tüm bu kültürel çalışmaların yanında asıl gelişme, konuyu siyasi yem olarak gören partilerin anlayışını değiştirmesiyle; tarihsel ve kültürel yüzleşmeyle yaşanacaktır.  

Ben, çeşitli zaman dilimlerinde Karadeniz’den farklı ülkelere göç etmiş insanlarla ve mübadele ile Yunanistan’a gitmiş Karadenizlilerle tanıştım. Bazı müzisyenlerle ortak konserler ve kayıtlar yaptım. Bugün yoğun olarak Yunanistan, Rusya, Amerika, Kanada, Avustralya ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde Romeika müzik icra ediliyor. Türkiye ile benzerliklerinin yanında, önemli tavır ve icra farklılıkları var. Ancak geçmiş dönem temsilcilere gittikçe bu farklılığın daha da azaldığını görebiliyoruz.  

Değişen dünya şartlarında ekonomik beklentiler tüm müzisyenleri farklı arayışlara itmiş ve gelecek kuşakları da bu yönde etkilemiş görünüyor. Türkçe ve Romeikanın farklı dil yapısı çeşitli müzikal sonuçlar doğurdu. Ortak melodiler farklılaştı. Gidenler gittikleri yerden, kalanlar kaldıkları yerden etkilendi. Düzenleme ve aranje mantığı yine bu yönde kendisini hissettirdi. 

-Bilemeyen dostlarımız için eski ve yeni kuşak Romeika müziğinin araştırmacı ve müzisyenlerini bize anlatır mısınız? Hem anmış hem de duyurmuş olalım… 

-Bu konuya eğilmiş tüm müzisyenlerin ayrıca araştırmacı kimliğinden de söz edebiliriz. Bugün Romeika dili ve müziği, ait olduğu toprakların dışında yaşayanlar tarafından daha çok irdeleniyor. Son zamanlardaki olumlu gelişmelere rağmen Türkiye’de kısıtlı isim Romeika ile ilgili. Özellikle Trabzonlu sanatçılar bu konuda öne çıkıyor. Yusuf Cemal Keskin, İhsan Eş ve Adem Ekiz anadili Romeika olan müzisyenler olarak çeşitli çalışmalar yapıyor. Yine Fuat Saka, Ayşenur Kolivar ve ben ise ana dili Romeika olmayan müzisyenler olarak çalışıyoruz. 

-Bir kültürün var olabilmesi için en önemli unsurların başında dili gelir. Dil çalışmaları ve bağlı olarak müzikli işler hangi düzeydedir. Hem bu genel haliyle hem de kendi gelişim seyriniz için önümüzdeki yolu biraz anlatabilir misiniz? Neler yapılmalı? 

-Karadeniz’de farklı dillerde seslendirilen eserlerin çoğu Türkçe olarak varlığına devam ediyor. Genel dinleyici için Karadeniz müziğini Türkçe dinlemek daha önemli ve müzisyenlerin çoğu bu beklentiye cevap olmak istiyor. Farklılıkların hâlâ ötekileştirildiği bir ortamdayız. Zaten son dönemlerde yeni tanımlar üzerinden dayatılan bir Karadeniz müziği var. Karadeniz’le bağı olan insanlar, dernekler, belediyeler, müzik şirketleri, iş insanları ve sanatçıların müzik konusundaki yaklaşımı tamamen ticari, popülist ve siyasi yandaşlık üzerine şekilleniyor. Sosyal medya üzerinden yapılan algı operasyonları sanat anlayışını olumsuz etkiliyor. Azınlıkta olan müzikseverler ise ülkedeki diğer sorunlarla daha çok ilgili görünüyor. Sanatta fırsat eşitliğini pratiğe dökemediğimiz için karar vericiler genel atmosferin etkisinde kalıyor. Yani geçmişte kronikleşmiş sorunlar çözülmeden bugün yeni kronik sorunlar ortaya çıkıyor. Ne yapılmalı noktasında şunları söyleyebilirim. Öncelikle gerekli yasal düzenlemelerle üniversitelerin öncülüğünde Türkiye’de bir kültür haritası çıkartılmalı. Müzik ve dil eğitimi buna göre yeniden şekillendirilmeli. Türkiye’nin kültürel zenginlikleri üzerine çalışan bazı sanatçılar devlet tarafından desteklenmeli; onlara alan yaratılmalı. Sanatçı adayları ise daha çok para kazanmak için her şeyi mübah görmemeli; sanatsal ve insani sorumluluklarını çoğaltmalı. Dinleyiciler ise vicdanlı olmalı; emeğe, alın terine değer vermeli; insan haklarına saygılı olmalı; çeşitli algı operasyonlarına karşı daha bilinçli yaklaşmalı… 

-Teşekkürler. Kolay gelsin ve sağlığınıza özellikle dikkat edin… 

(*)  Kaynak: https://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/404546-etnomuzikoloji-nedir.html#ixzz6geChAkza