Risk göstergelerinde durum

Risk göstergelerinde durum

2 Temmuz 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

Medya Günlüğü’nde Ekim 2020’de yayımlanan yazıda (*), Türkiye ekonomisine ilişkin risk göstergelerinin hem son 5 yıldaki seyrine bakmış hem de Türkiye’yi benzer özelliklere sahip ülkelerle kıyaslamıştık. Bu yazıda ise söz konusu göstergelerdeki durumun aradan geçen zamanda ve ekonomilerin açılma süreci sonrasında ne yönde değiştiğine yer vereceğim.  

Öncelikle ekonomik gidişata dünya genelinde bakıldığında, aşı uygulamaları ve vaka sayılarındaki azalma nedeniyle büyüme beklentilerinin olumlu yönde seyrettiği ancak enflasyon endişelerinin arttığı görülüyor. Kimi görüşlerde ise özellikle ABD’deki enflasyon artışının geçici özellikler sergilediği dile getiriliyor. Buna rağmen faiz artırımları gündemde. Bu durum ise gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. 

Diğer taraftan salgının sebep olduğu çeşitli mal gruplarındaki arz talep dengesizlikleri ve tedarik zincirindeki bazı sorunlar kısmen devam ederken, kimi ülkelerde yaşanan kuraklık nedeniyle tarım ürünleri fiyatlarında artışlar gözleniyor. Petrol fiyatları ise yükselme eğilimini sürdürüyor. 

2020 yılında yüzde 3,3 oranında küçülme gösteren dünya ekonomisinin IMF tarafından 2021 yılında yüzde 6 oranında büyümesi öngörülürken, avro bölgesi için yüzde 4,4, Türkiye içinse yüzde 6 oranında büyüme bekleniyor. 

IMF tarafından yakın zaman önce açıklanan IV. madde kapsamındaki Türkiye raporunda ise önemli tespitler yer alıyor. Örneğin yüksek dış finansman ihtiyacı, yüksek miktarda yerel döviz mevduatı ve düşük rezerv tamponu nedeniyle ekonominin şoklara ve belirsizliklere karşı savunmasız kalmaya devam ettiği vurgulanıyor. 

Türkiye’nin risk göstergelerindeki duruma, Ekim 2020 döneminde yaptığımız tespitlerle kıyaslanarak bakıldığında ise aşağıdaki noktaların öne çıktığı görülüyor: 

1-Önceki yazıda son beş yıllık CDS değerinin 26 Eylül 2020 itibarıyla Türkiye için 568 değerini aldığını, bunun da son beş yıl itibarıyla en yüksek değer olduğunu, ayrıca Güney Afrika, Arjantin, Meksika, Rusya, Brezilya ve Çin ile kıyaslandığında Arjantin’den sonraki en yüksek CDS değerinin Türkiye’ye ait olduğunu not etmiştik. 

Söz konusu değerin Türkiye için 27 Haziran 2021 itibarıyla 375’e gerilediği görülüyor. Ancak belirtilen ülkeler ile kıyaslandığında Arjantin’i takiben yine Türkiye’nin geldiği anlaşılıyor.  

2-Başka bir risk göstergesi olan kredi notuna bakıldığında Türkiye’ye Standard&Poor’s tarafından verilen B+ notunda bir değişiklik olmadığı ve belirtilen ülkeler arasında en düşük notun Arjantin’den sonra Türkiye’ye ait olduğu görülüyor. 

3-Hem ekonomide birikmiş sorunlar olduğunu hem de ekonomi politikalarına duyulan güven açısından sorunlar bulunduğunu ifade eden döviz kurundaki volatilite açısından bakıldığında önceki yazıda Ekim 2020 itibarıyla son beş yılda TL’nin yüzde 148 değer kaybettiğini ve bunun yine belirtilen ülkeler açısından pesodan sonraki en yüksek değer kaybı olduğunu not etmiştik.  

TL’nin dolar karşısındaki değerine 1 Ekim 2020-25 Haziran 2021 arasında bakıldığında ise yüzde 12,7 oranında değer kaybı olduğu görülüyor. Esasen birçok açıdan olumsuz sonuçlar yaratan döviz kuru oynaklığının ciddi bir sorun olmaya devam etmesi söz konusu. 

4-Türkiye’de Ekim 2020’de yüzde 11,89 olan enflasyon oranının Mayıs 2021 itibarıyla yüzde 16,69’a yükseldiği görülüyor. Belirtilen ülkelerdeki enflasyon değerlerine bakıldığında Mayıs 2021 itibarıyla bu oran Rusya'da 6,02, Güney Afrika'da 5,2, Brezilya'da 8,06, Arjantin'de 48,8, Çin’de 1,3, Meksika’da 5,89 seviyesinde bulunuyor.  

Enflasyonun özellikle kurdaki yukarı yönlü seyir ve yaşanan  kuraklık sonucu tarım ürünü fiyatlarındaki artış nedeniyle yüksek seyrini sürdüreceği anlaşılıyor. 

5-Merkez Bankası rezervleri gündem oluşturmaya devam ediyor. 2015-2019 döneminde yıllık ortalama 85 milyar dolar olan brüt rezervlerin Ekim 2020’de 43 milyar dolar iken Merkez Bankası haftalık verilerine göre 25 Haziran 2021 itibarıyla 59 milyar dolara yükseldiği  görülüyor. Ancak son dönemde daha önemli bir gösterge haline gelen net rezervler negatif seyrini sürdürmeye devam ediyor ve bu durum risk algısını yükseltiyor. 

6-Cari işlemler dengesinin 2020 yılında yüzde 5,2 oranında açık verdiği, 2021 Ocak-Nisan döneminde ise açığın 9,5 milyar dolar olduğu görülüyor.

Karşılaştırılan ülkeler açısından bakıldığında ise Çin ve Rusya dışındaki ülkelerin Türkiye’ye benzer şekilde cari açık sorunları devam ediyor. 

Genel olarak bakıldığında, Türkiye’de en önemli sorunlardan biri olan kurumlara yönelik güven kaybı önemini sürdürürken, enflasyonun, kurdaki dalgalanma ve kuraklık gibi nedenlerle başat sorun olmaya devam edeceği, kamu bankalarındaki birikmiş sorunların önem kazandığı, işsizliğin ise bu aşamada yüksek seyrini sürdüreceği anlaşılıyor.

(*) https://medyagunlugu.com/haber/ekonominin-risk-duzeyi-47948

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın

Etiketler:  Ekonomi