Putin'in 21 yıllık iktidar sırrı

Putin'in 21 yıllık iktidar sırrı

3 Eylül 2021 Cuma  |   Günlük

Haberglobal.com.tr'den Metin Aktaşoğlu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iktidardaki 21 yılını gazeteci Cenk Başlamış'la değerlendirdi:

"Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geride kalan bin yılın son günlerinden bu yana ülkesine liderlik ediyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla derin bir ekonomik buhranın içine düşen Rusya'yı ayağa kaldıran ve süper güç seviyesine yeniden getiren lider de Putin oldu, ülkedeki muhalefeti neredeyse tamamen çember dışına iten de... 

Her koşulda Putin'in 21 yıllık iktidar öyküsünde hem Rusya'da hem de dünyanın geri kalanında çok büyük bir etki yarattığı açık. Putin değişti, Rusya değişti, dünya değişiyor. Peki bu değişimi nasıl değerlendirmek gerek? 

“Gorbaçov'dan Putin'e Rusya'nın Sırları” ve “Vladimir Vladimiroviç Putin: Rusya'yı Ayağa Kaldıran Lider” adlı kitapların yazarı, deneyimli gazeteci Cenk Başlamış, Haberglobal.com.tr okuyucuları için Putin dönemini ve değişimi yorumladı. 

Bir kavram olarak “değişim” de Putin dönemini anlatan kavramlardan biri olarak öne çıkıyor. “Putin’in 2000 yılında nasıl bir ülkenin başına geldiğini hatırlamak gerekiyor” diyen Başlamış, Putin dönemini özetleyen kavramlar olarak ise “düzen” ve “istikrar” vurgusu yapıyor: 

“SSCB'nin dağılmasından sonra Rusya 1992-2000 dönemini ekonomiden siyasete, etnik ilişkilerden toplumsal yaşama kelimenin en dolu anlamıyla 'kaos' içinde geçirdi ve kendisi de dağılmanın eşiğine geldi.”

Putin'in bu tabloda öncelikli olarak iç sorunlara eğildiğini vurgulayan Başlamış, “Fiilen bağımsızlığını kazanmış Çeçenistan’ı yeniden Rusya’ya kattı ve Kafkasya’daki potansiyel dağılma sürecini durdurdu” diyor. 

Bunun yanında en kritik nokta muhtemelen Rusya'nın dış politikada yeniden güçlenmiş olması: 

“Bu konuyu -Rus halkının gözünde- Putin’in en büyük başarısı olarak not etmek gerekiyor. Putin, Rusya’yı ayağa kaldırıp, dış dünyada önemsenen bir ülke haline getirerek halkın kırılan gururunu onardı.” 

Cenk Başlamış konuyu, “1990’lı yıllar boyunca artık ciddiye alınmayan hatta alay edilen bir ülkeye dönüşen Rusya’yı, yeniden dikkate alınması gereken bir güç haline getirdi” ifadeleriyle vurgulamakta. 

Söz konusu değişimin etkisini anlamak için “devlet baba” kavramına da bakmak gerekiyor. “SSCB, vatandaşına iyi kötü sahip çıkmaya çalışan bir ülkeydi. Demokrasi geleneği bulunmayan Rus toplumunda 'devlet baba' kavramı vardı” diyen Başlamış, SSCB dağılınca gelen piyasa ekonomisiyle halkın kendisini “sokağa atılmış” hissettiğini hatta devletten nefret etme noktasına geldiğini vurguluyor ve şu çarpıcı değişimin altını çiziyor: 

“Putin halkın devletle yeniden barışmasını ve milliyetçilik duygusunun toplumda yeniden yeşermesini sağladı. Bence şu değişim çok çarpıcı: Günümüzde Rus ya da Rusya vatandaşı olduğunu gururla haykıranların çoğu, Sovyet enkazının altında kaldıkları için 1990’lı yıllarda ülkelerinden nefret edecek hale gelmişti.” 

Cenk Başlamış, “2000 yılındaki Putin’le 2021 yılındaki Putin arasında özünde bir fark yok” diyor. Putin'in devlet tedrisatından geçtiğini hatırlatan Başlamış, “En büyük yanılgılardan biri de onu tartışılmaz ve değişmez lider görme ve 'Putin eşittir Rusya' sanma eğilimi” diyor ve bu argümanını şöyle açıyor: 

“Putin iktidar merdivenlerini teker teker tırmanmadı, sistem onu iktidara taşıdı ve sahnenin önüne koydu. Yani Rusya’yı uçurumun kenarından çekip alma misyonuyla iktidara geldi. Sahnenin önünde o olsa da, adına ister sistem deyin isterseniz gizli servis ya da derin devlet, sonuçta son 21 yılda yapılanların asıl mimarı perde arkasındaki yapı.” 

İktidar ve ayağa kalkış rüzgarıyla karşısında zayıflayan muhalefetin otoriterleşen rejimde radikalleştirildiği ve marjinal gösterildiğinin de altını çizmek gerekiyor. Bu muhalefet liderlerinin ya ülkeden kaçtığı ya da hapse atıldığı bir sürece evrilmiş durumda. 

Başlamış, Rus liderin diğer dünya liderlerini nasıl etkilediği sorusuna ise şu yanıtı veriyor:

“Putin iktidarının kurduğu düzen, demokrasi öncelikler listesinde bulunmayan liderler için incelenmesi ve koşullar uygunsa takip edilmesi gereken bir örnek olmuştur diye düşünüyorum. Tabii demokrasi karnesini eleştirirken Rusya’nın bu alandaki deneyimsizliğini de akılda tutarak insaflı olmak gerekiyor. Rusya’da Batı tarzı bir demokrasinin yerleşmesi olasılığı hemen hemen hiç yok.”

Yazının orijinalini okumak için tıklayın

Etiketler:  Rusya