Putin Erdoğan'a neden değişti?

Putin Erdoğan'a neden değişti?

29 Aralık 2015 Salı  |   Köşe Yazıları

Rusya Federasyonu (RF) ile uçak krizi birinci ayını geride bıraktı. Bu süre zarfında Moskova yönetimi hiç beklenmedik ağırlıkta Türkiye hükümetine ve eş zamanlı Erdoğan'a yüklenen bir propaganda yürüttü. Bilhassa krizin başlarında Putin'in bizzat ağzından ve sonrasında yine farklı tüzel kişiler üzerinden Erdoğan ve yönetimini hedef alan çok sert ajitatif bir dil kullandı Kremlin. Ne var ki, Erdoğan'ın hem şahsına, hem ailesine hem de tüm siyasi ilişkileri ve geçmişine yüklenen yeni Rus-konjonktürel lisanı, çok değil daha düne kadar başta bizzat kendilerinin uyguladığı "duygusal-siyasi" dili akıllara getirdi. Bu noktada gene hafızamız bizi, daha bir ay öncesine değin en az 10 yıl boyunca Kremlin yönetiminin Erdoğan'a nasıl bir siyasi-ekonomik ve diplomatik destek verdiğini anımsattı. Gerçekten de her şeyden önce Rus lider Vladimir Putin, hiçbir Avrupa veya dünya liderinin yapmadığı kadar can-ciğer kuzu sarması havasında bir politik sıcaklık kurmuştu R. Tayyip Erdoğan ile...

Konuyu açmak babında birkaç yakın dönem örneği üzerinden gitmeyi deneyelim.

Hatırlanacağı üzere sadece birkaç ay öncesinde Putin bambaşka konuda bir basın toplantısında durduk yere Erdoğan'ı örnek vermek suretiyle kendisinden "krepkıy mujik / güçlü herif, adam" şeklinde bahsetmişti. Daha da çarpıcı bir başka misal; Türkiye'deki en sonki genel seçimler sonrasında, AKP'nin başındaki isim Davutoğlu olmasına ve seçimi de en azından teorik olarak o kazanmış olmasına karşın; Putin tüm diplomatik ve geleneksel teamülleri bir yana bırakarak başbakan yerine cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aramayı seçmişti. Rusya lideri, o esnada kimin başbakan kimin ise devlet başkanı olduğunu karıştırmamışsa ya da Türkiye'de fiilen değil ancak yasalar gereği cumhurun başının siyaseten tarafsız / partisiz olduğunu bilemeyecek kadar Türkiye yönetim yapısından bihaber değilse şayet geriye tek bir seçenek kalıyor bu bağlamda. O da; Putin'in Erdoğan'ı "şişirmek" için adeta bir vesile aradığı bunu da seçimler bahanesiyle bulduğu gerçeği. Ve dünyada, seçim sonuçlarından dolayı Türkiye cumhurbaşkanını tebrik eden yegâne ülke lideri unvanını kazanmış oldu kendileri. 

Putin'in "kıyakları" 

Vladimir Putin keza Erdoğan'a alakalı alakasız pek çok defa kişisel inisiyatifini kullanmak suretiyle kutlama telefonları etmişti. Putin yönetimi her şey bir yana, özellikle Erdoğan'ın başbakanlığındaki birinci dönemin ilk yıllarından itibaren, daha önce hiçbir Türk lidere tanımadıkları politik, iktisadi ve diplomatik krediyi Tayyip Erdoğan için açmıştı. Bir yandan karşılıklı imzalanan enerji anlaşmalarıyla, diğer yandan katıyla arttırılan ikili ticaret hacmiyle Putin öncülüğündeki Rusya, T.C.ye sunduğu ekonomik fırsatları misliyle büyütürken, Erdoğan da içerideki siyasi pozisyonunu o ölçüde sağlamlaştırabiliyordu. Bu anlamda pekâlâ denilebilir ki; bilhassa Avrupa Birliği ile büyük ölçüde ve ABD ile de kısmen bozulan münasebetlerden sonra, Putin Rusya'sı dünyada Erdoğan yönetimine ve aynı zamanda kendisinin siyasi konumuna en güçlü ve sürekli desteği veren ülke oldu. Öyle ki, Kırım'ın RF'ye bağlanmasından sonra Rusya'ya dönük Batı ambargosunun başlaması üzerine; zaten olumlu anlamda yeteri kadar girift hale gelmiş Türkiye-Rusya ekonomik bağlarına ek olarak, Rus tarafı Türkiye'den daha önce hiç almadığı et ve süt ürünleri için de yeşil ışık yakmış, hatta alıyor olduğu yaş meyve sebze miktarını bir hayli yükseltmişti.  

Kimseye açılmayan kredi 

Bütün bunlara ilaveten Rusya; eski BDT üyeleri haricinde dünyada çok az ülkeye vizesiz rejim uygularken, dahası Türkiye'ye Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere çok uzakta bulunmayan tüm gelişmiş ülkeler vize şartı getirmeyi sürdürürken, henüz 2011 baharında Türkiye vatandaşlarına bir aya kadar vizesiz giriş hakkı tanıyarak, aslında her defasında Erdoğan'ın iç politikadaki prestijinin ve gücünün daha da artmasına katkıda bulunmuş oluyordu. Cumhurbaşkanı da, Putin'in şahsında Moskova'nın kendisine açtığı her krediyi, yaptığı her kıyak ve ilişkilerde kat edilen her pozitif merhalenin ardından; seçmenine dönüp; 'bakın dış politikada şunları, şunları yaptık, başardık'; 'bakın Rusya ile ilişkilerimiz hiç olmadığı kadar ideal bir noktada; bu ilişkilerden iş adamımız, turistimiz, öğrencimiz bunları, bunları kazandı, falanca alanlarda bir dolu kazanımlar el ettiler' diyerek veyahut demeye getirerek, ülke içi politik pozisyonunu kat be kat güçlendirmeye basamak yapıyordu.

Kremlin'in rasyoneli   

Sonuç itibariyla; çok yakın zamana kadar diplomatik alışkanlık ve beklentilerin çok ötesinde ve üzerinde kendi elleriyle bir Erdoğan yakınlaşması inşa eden Rusya yönetiminin, ufak da olsa bir ihlalden kaynaklandığını çok iyi bildiği bir uçak düşürme olayını resmen bahane ederek, tam tamına 180 derece yön değiştirmesi ne kadar normal ve rasyonel?!... Gene düne kadar özel sempati ve sevgisini üstünden esirgemediği Türkiye Cumhurbaşkanı'na, karşılıklı ilişkilerdeki malum milattan sonra ailesi ve siyasi geçmişi üzerinden bel altından vurması ne kadar samimi, inandırıcı ve gerçekçi?!.. Her şey bir tarafa Rusya'nın gerek Erdoğan ile gerekse de Türkiye'nin dış politikası ile ilgili olarak argümanlarının değil çoğunun, hepsinin dahi doğru olduğunu kabul etsek bile; Kremlin'in, mevcut söylemine konu olan hadise ve gelişmelerden uçak krizinden önce haberdar olduğunu söylemek için müneccim olmaya gerek yok kuşkusuz