'Prenses' Yuliya Timoşenko: Hırslı kadının dönüşü...

'Prenses' Yuliya Timoşenko: Hırslı kadının dönüşü...

23 Şubat 2014 Pazar  |   Köşe Yazıları

Kalabalığa seslenen kadın hayli bitkin görünüyordu, zaten tekerli sandalyede oturuyordu. İnsanların karşısına belki de hayatı boyunca ilk kez makyajsız çıkmıştı. Kuşkusuz o anda en büyük gücü hemen arkasında duran kızı Yevgeniya'dan alıyordu, tabii bir de onu siyasetin zirvelerinde dolaştıran hırsından...

Ukrayna'da aylardır yaşanan olayların en önemli sonuçlarından biri 25 Mayıs tarihinde başkanlık seçimi kararı alınması ve yaklaşık üç yıldır cezaevinde bulunan muhalefet liderlerinden Yuliya Timoşenko'nuın serbest bırakılması oldu. Cezaevinde kötü günler geçiren, hastalanan, hatta bir ara dövülen Timoşenko'nun serbest bırakıldığı kentten Kiev'e gelerek büyük bir kalabalığında toplandığı Meydan'da (Maidan) konuşması arasında sadece saatler vardı.

 53 yaşındaki Timoşenko 1990'ların başında "Ukrayna Enerji Sistemleri"nin başına geçti ve bazılarının kuşkulu bulduğu bir servet edindi. 1990'ların sonunda Enerji Bakanlığı'nda çalıştı, asıl ününe ise 2004 yılında yaşanan olaylar sırasında kavuştu. O dönemde yapılan başkanlık seçimlerini şimdiki Başkan Viktor Yanukoviç kazandı, ancak rakibi Viktor Yuşçenko sandığa hile karıştırıldığını öne sürünce olaylar başladı. "Turuncu Devrim" olarak bilinen Batı yanlısı ve Rusya karşıtı barışçı halk hareketinde Timoşenko Yuşçenko'nun yanında yer aldı ve mücadeleyi onun kazanmasında belirleyici rol aldı. Bu katkısı nedeniyle de "Turuncu Prenses" olarak anılmaya başlandı.

2005 yılında başbakanlık koltuğuna oturan Timoşenko'yu Amerikan Forbes dergisi "dünyanın en güçlü 100 kadını" listesinde üçüncü sıraya oturttu. Rusya ise, Moskova yanlısı Yanukoviç'in devrilmesindeki rolü nedeniyle onun ülkeye girişini yasakladı.

Bir süre sonra Yuşçenko ile arası açılarak görevden alınması siyasi kariyerine zarar vermedi, tam tersi mücadeleye daha hırslı şekilde sarıldı ve 2010 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde Yanukoviç'in karşısına dikildi. Seçimi kaybetmesi kendi adına zor bir sürecin başlangıcı oldu: 1990'ların sonunda Rusya ile yapılan doğal gaz anlaşmasında Ukrayna'yı yüz milyonlarca dolar zarara uğrattığı gerekçesiyle yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu siyasi kararı alanlar Ukrayna'nın uğradığı zarardan çok güçlü bir muhalefet liderini yok etmenin peşindeydi kuşkusuz.

Cezaevinde hastalandı, geçen yıl bir ara hücresine giren 3 erkek tarafından dövüldü.. Gazeteciler hastanede vücudundaki çürükleri ve morlukları fotoğraflayınca, üstüne üstlük eski Başbakan açlık grevine başlayınca kıyamet koptu.  Daha doğrusu kıyameti koparan Avrupa ülkeleri oldu ve hükümet Timoşenko'nun salıverilmesi taleplerini hep geri çevirdi, üstelik onu siyasi cinayetlere de karışmakla suçladı.

Son olaylar sırasında muhalefeti talepleri arasında Timoşenko'nun bırakılması da vardı. Cuma günü Yanukoviç'i görevden alarak seçim tarihi açıklayan parlamento, Timoşenko'ya da özgürlüğün yolunu açtı. Cumartesi gecesi Meydan'a koşarak güçlü komuşma yeteneğinden bir şey kaybetmediğini gösteren Timoşenko, "Ukrayna'daki özgürlük hareketi eski Sovyet ülkelerine de yayılacak..." dedi. Bu sözlerin iki muhatabı var: Rusya ile Belarus...

Ukrayna'daki gelişmelerin bundan sonra nasıl bir seyir izleyeceğini tahmin etmek güç; ülkenin hep korkulan parçalanmanın eşiğinden dönmeyi başarıp başaramayacağı bilinmiyor. 

 Karmaşık ticari ilişkileri ve enerji sektöründeki kuşku uyandıran faaliyetleri nedeniyle büyük olasılıkla Timoşenko da "masum" değil ama bundan sonra Ukrayna hangi yöne giderse gitsin adından çok söz ettireceğe benziyor.

 

Cenk Başlamış

 

23.2.2104

 

Etiketler:  Eleştiri Medya