Pragmatizm ağır bastı

Pragmatizm ağır bastı

1 Ocak 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

2020 yılı boyunca Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler Suriye'den Libya'ya, Karabağ'dan Kıbrıs'a inişli çıkışlı bir seyir izledi. 

Türk Akımı boru hattının açılış töreniyle başlayan yılda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hem “NATO üyesi olmasına karşın bağımsız bir dış politika izlediği için” Türkiye'yi hem de “Anlaşmazlıklarımız olabiliyor ama sözünde duran bir adamdır, özü sözü birdir” diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı övdü. Erdoğan da aynı kelimelerle iltifatı karşılıksız bırakmadı. 

Ama mesela Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun “Rusya stratejik ortağımız” açıklamasına Rus muhatabı Sergey Lavrov'un yanıtı, “Biz hiçbir zaman stratejik ortağımız demedik. Türkiye partnerimiz” oldu. 

Yıl boyunca Moskova'dan neden değişik sinyaller geldi? 

Bu sorunun yanıtını, iki ülkenin Kafkasya'dan Balkanlar'a, Orta Doğu'dan Kuzey Afrika'ya hırslı ve iddialı dış politika izlemesinden kaynaklanan rekabette aramak gerekiyor. 

İronik olan, aynı bölgelerde nüfuz peşinde koşan iki ülkenin birbirlerini tam anlamıyla karşısına almaktan çekinmesi ve çoğu zaman diğerinin desteğine ihtiyaç duyması. Tabii, zorunlu iş birliğine iki ülkedeki ekonomik sıkıntılara rağmen geçen yıl ortak ticaret hacminin-TÜİK'e göre-26 milyarı doları aşmasının getirdiği karşılıklı bağımlılığı da eklemek gerekiyor. 

Aslında Kremlin'in politikası 20 yıldır neredeyse hep aynı: Rekabet içinde bulunduğu Türkiye'yi “düşman” olarak karşısına almak ya da “evinde misafir edecek kadar” yaklaştırmak yerine kontrol edebileceği bir mesafede tutmak. Bu taktik nedeniyle, Rusya ne kadar öfkelense de bazen Türkiye'nin hamlelerine göz yumuyor, bazen de yummuş gibi yaparak not ediyor. 

Örneğin, şu anda gündemde ön sıralarda yer almasa da, Suriye'de Türk-Rus gerginliği sürüyor. Rusya bir yandan rejimin de isteği doğrultusunda İdlib'de Türkiye'ye baskıyı artırıyor diğer yandan da PYD-YPG ile dirsek temasını sürdürüyor. Şubat ayında 34 Türk askerin Suriye-Rus hava saldırısında şehit edilmesi iki ülkeyi çatışmanın eşiğine getirmişti. Ama aynı Rusya, Kürtleri rejimin yanına itebileceği umuduyla Türkiye'nin SDG'yi vurması karşısında sessiz kalıyor. 

Suriye gibi iki ülkenin çıkarlarının çatıştığı yerlerden biri de Libya. Barış arayışlarının sürdüğü ülkede farklı tarafları desteklemeleri Ankara ile Moskova hattında tansiyon yaratıyor. 

Azerbaycan'ın topraklarından bir bölümünü tekrar aldığı Karabağ savaşı yılın son aylarında iki ülkeyi kısmen karşı karşıya getirdi. Savaşın kazananlarının başında Rusya'nın geldiği söylense de önemli sonuçlardan biri Türkiye'nin Kafkasya'ya dönmesi oldu. Ateşkesi denetleyecek Rus-Türk ortak merkezi kurulmasına istemeyerek yeşil ışık yakan Moskova muhtemeldir ki bunu başka bir rekabet sahasında koz olarak kullanacak. 

İki ülkenin görüş ayrılığı yaşadığı diğer konular arasında Kıbrıs, Ukrayna ve Kırım da var. 

Rus yorumcuların, “Putin tek kurşun atmadan, üstüne para alarak NATO'nun güney kanadına hasar verdi” dediği S-400 füzelerinin denemesi ekim ayında Sinop'ta yapıldı. Bazılarının aslında aktive de edildiğini ancak açıklanmadığını öne sürdüğü Rus füzeleri yeni yılda Türkiye'nin nihai karar vermek zorunda kalacağı konuların başında geliyor. 

Özetle 2020, Türk-Rus ilişkilerinde sık sık gerginliklerin de yaşandığı ama pragmatizmin her şeye rağmen ağır bastığı bir yıl oldu.

Etiketler:  Rusya Diplomasi