Pilli rüzgârına karşı Ankara fırtınası

Pilli rüzgârına karşı Ankara fırtınası

25 Şubat 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

KKTC’de siyaset bir türlü durulmuyor; yönetim bir türlü istikrara kavuşamıyor. 

Ekim ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası içinde Halkın Partisi’nin (HP) UBP-HP koalisyonundan ayrılmasından sonra ancak aralık ayının ortalarında kurulabilen UBP-DP-YDP koalisyonu, bu kez Ulusal Birlik Partisi (UBP) içindeki gelişmelerle sarsılıyor. 

Başbakan Ersan Saner (fotoğrafta solda), Mayıs 2019’dan beri sağlık bakanlığı görevinde bulunan Dr. Ali Pilli’yi (fotoğrafta sağda) görevden alırken başarıdan çok başarısızlıklara imza atmış olmasına karşın samimi davranışları ile halkın sevgisini kazanmış olan Pilli taraftarlarının hışmına uğramakla kalmadı, muhalefetin büyük saldırılarının da hedefi oldu. Kimi siyasetçilerin söylemi ile KKTC’de herkes Pillici kesildi!

Gerçekten Dr. Ali Pilli, salgını yönetmeyi bir kenara bırakın, kendisi ve ekibi başlıca sorunlardan biri haline gelmişti. Özel sektöre ve esnafa katkı yapacak kaynağa sahip olmayan KKTC Hükümeti, çarşıya biraz olsun hareketlilik getirebilmek için ilk etapta 17 bin kadar üniversite öğrencisini, Nisan ayından itibaren ise aşılanmış olan turistleri adaya getirmenin hesaplarını yapıyor. Anlaşılan odur ki, sağlık kadrolarını güçlendirmeyi başaramamış olan Pilli ve arkadaşları bu konuda ayak sürüyor ve saptanacak vakaları tedavi olanağından yoksun olduklarını öne sürüyorlardı. Bu da ortaya bir “yönetim sorunu” çıkarıyordu. Bizzat Pilli’nin kendisi, katıldığı televizyon programlarında, Başbakan Saner’in bir süre önce kendisine “Ali bey seni seviyorum. İstifa et! Bana zarar veriyorsun, bu ülkeyi yönetemiyorum” dediğini duyurdu zaten. 

Şimdi Ada’da Pilli rüzgarı esiyor. Kimse Pilli’nin neden görevden alındığını anlamaya çalışmıyor. Yerine atanan Dt. Ünal Üstel’in geçmiş icraatları sorgulanıyor; Üstel’den boşalan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na atanan 3’ncü Cumhurbaşkanı ve UBP’nin Onursal Başkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun kızı Resmiye Canaltay’ın “ille de bakan olmak için Pilli’nin başını yediği” söyleniyor. 

Bir rüzgârdır da estiriliyor. Bu rüzgârın etkisi ile UBP Kurultayı toplanması çağrısı yapanlar da var; kurultayda genel başkanlığa aday olacağını açıklayanlar da. Bu rüzgârın etkisi Cumhurbaşkanı Tatar’ı da etkilemiş olacak ki, Pilli’nin görevden alınmasına “istemeden imza attığını” duyurmaya çalışıyor.

Bu rüzgâra karşılık Ankara’dan gelen bir de fırtına var ama… 

Farklı kaynaklardan doğrulanan kulis bilgilerine göre, Pilli’nin görevden alınması ve Resmine Canaltay’ın kabineye girmesinin en önemli nedenlerinden biri de Ankara’dan esen bu fırtınadır. 

Dr. Pilli’nin Türkiye tarafından 45 günde inşa edilen Acil Durum Hastanesi’nin zamanında devreye girmesi için gerekli hazırlıkları yapmadığı ve 15 Kasım’da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılan bu hastanenin izinlendirilmesi ve altyapısının tamamlanması için üzerine düşeni yapmadığı; Erdoğan’ın ise buna çok kızdığı konuşuluyor. Buna göre Başbakan Saner’in “yönetemiyorum” serzenişinin anlamı, “senin yüzünden Ankara’dan gerekli desteği alamıyorum” olması gerekiyor. 

Bir bilgi de Canaltay için… Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesinde Dr. Derviş Eroğlu’nu arayarak desteğini istediği ve bunun karşılığında Resmiye Canaltay’ın etkili bir göreve gelmesinin Erdoğan tarafından desteklendiği ifade ediliyor. Bu nedenle Canaltay, Meclis Başkanı yapılmak istenmiş ama UBP içindeki isyancıların muhalefet ile birlikte oy kullanması yüzünden seçilememişti.

Pilli’nin görevden alınması, yerine Üstel’in kaydırılması ve Resmiye Canaltay’ın kabineye atanması, taşları yerli yerine oturmuş oluyor. Başbakan Saner, böylece “yönetebilir duruma gelmiş olmayı” umuyor. 

Şimdi sıra Ankara'da 

Bu bir gereklilik aslında... 

Uzun yıllardan beri gelirlerinin %80-85 kadarını maaş ödemeleri için harcayan KKTC hazinesinde bir bakır akçe bile bulunmuyor. Maliye Bakanı Dursun Oğuz, Pazartesi günkü meclis oturumunda ay başına kadar yapmaları gereken 500 milyonluk ödemeyi, 350 milyon TL borçlanarak yapacaklarını ifade etti. Oğuz, “Borçlanmamız lazım, yapacak bir şeyimiz yok” derken Türkiye ile protokol yapılmadan para akışının olmayacağının bilindiğini de sözlerine ekledi. Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı ise borçlanma konusunda karamsar. Arıklı, hükümetin borçlanma enstrümanı olmadığını, bankaların elinde para stoku kalmadığını ve Merkez Bankası’nın kaynaklarının sonuna kadar kullanıldığını söylüyor. Mart ayını ‘kabus ayı’ olarak değerlendiren Arıklı, söz konusu dönemde Türkiye’den kaynak aktarımı yapılmaması halinde kamudaki maaşların ödenemeyeceğini belirtiyor. 

İşte böyle bir ortamda “yönetebilen” duruma gelmek için çalışan Saner, hafta sonu Ankara’ya gidecek. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın geçen haftalardaki KKTC ziyaretinde imzalanmayan yardım protokolünün hafta sonu imzalanması bekleniyor.  

Saner, bu ziyareti başarı ile sonuçlandırabilirse, Pilli rüzgârına göğüs germesine değeceğini düşünüyor olmalıdır. Arkasına Ankara fırtınasını alacak ve yönetebilir hale gelecek. En azından bir süre daha başbakan olarak kalacak. 

KKTC’de durum böyle; rüzgâr ekiliyor, fırtına biçiliyor… 

KKTC siyasetinde Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde başlayan Ankara fırtınası, bir süre daha devam edeceğe ve rüzgârlara geçit vermeyeceğe benziyor.