Petrolde efsaneler ve gerçekler

Petrolde efsaneler ve gerçekler

29 Mayıs 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Tayland Efeoğlu (*)

1. Açılan her kuyudan petrol çıkar mı?

Açılan her kuyuda petrol çıkar diye bir şey söz konusu değildir. Kuyular çok değişik amaçlar için açılabilir. Bazen sadece çalışılan bölgeyi jeolojik olarak daha iyi anlayabilmek için kuyu kazılır. Bu tip kuyular parametre kuyusu olarak isimlendirilir. Bir kuyuda petrol keşfi yapıldıktan sonra, petrolün yayılımını görmek için tespit kuyuları açılabilir. Bu kuyular muhtemel üretim sahasının kenarına yakın yerlerde açıldığı için petrol yerine su alma ihtimali de oldukça yüksek olur. Hatta üretim sahasının içinde bile normal şartlarda görünmeyen küçük birfay veya içinde petrol barındıran jeolojik birimin ani son bulmaları petrol yerine su alınmasına sebep olabilir. Petrol sisteminin bulunduğu (kaynak kaya, rezervuar (hazne) kaya ve örtü kaya) havzalarda bir yapı tarifi yapılırsa, o yapıyı test etmek için kuyu açılabilir ki bu tip kuyular arama kuyusu olarak isimlendirilir. Ancak burada da göç-yapı ilişkisi iyi kurulamadığı takdirde, boş kuyu açma olasılığı ortaya çıkar. Birçok bilinmeyeni olan bir ortamda boş kuyu açmak şaşılacak bir durum değildir. Günümüzde gelişen arama, sondaj ve bilişim teknolojileri ile artan görüntüleme olanakları, açılan boş kuyu oranlarında dramatik bir düşüşe sebep olmuştur.

2. Bir kuyu neden açılır?

Bir yerde kuyu:

a) Bilgi eksikliğini gidermek için (parametre kuyusu)

b) Yeni saha bulmak için (arama kuyusu)

c) Bulunan sahanın sınırlarını görmek için (Tespit Kuyusu)

d) Üretim yapmak ve yapılan üretimi arttırmak için (Geliştirme ve Üretim Kuyuları) 
açılabilir.

Arama kuyuları, petrol sisteminin bulunduğu (kaynak kaya, rezervuar kaya ve örtü kaya) havzalarda petrolü içinde barındırabilecek bir yapı tarifi yapılırsa o yapıyı test etmek için açılır.

3. Türkiye’nin bütün komşularında petrol çıkıyor da bizde neden çıkmıyor?

Türkiye’nin özellikle Güneydoğu komşuları (İran, Irak ve Suriye) petrol zengini iken, Türkiye’nin petrol fakiri olması tesadüf değildir. Bunun altında 1. Dünya Savaşı’nın asıl çıkış sebebi olan petrol ve petrol üreten ülkelerin kontrolü yatmaktadır. Türkiye’nin Güneydoğu sınırının çizilmesinde İngiliz jeologların etkisi yadsınamaz. Petrolün kontrolü için kurulacak olan İngiliz güdümlü Irak Devleti’nin bayrağı, o günlerde Irak’ta İngiltere adına çalışan İngiliz bayan jeoloğun babasına yazdığı mektupta çizilerek gösterilmiştir.

Gelelim işin jeoloji kısmına:

İTÜ’de Türkiye Jeolojisi dersini alırken, Hocamız Prof. Dr. Yücel Yılmaz bu soruya şöyle bir 
cevap vermişti: 

“Aslında Türkiye’nin Güneydoğusu ile Irak ve Arabistan yarımadası aynı kıta. Bunu şöyle örnekleyebiliriz: Boydan boya halı kaplanmış bir oda düşünelim. Odanın kapısını açtığımızda ne olur? Halının kapıya yakın olan kısmı kapının açılması ile büzülür ve kıvrılır. İşte halının bu kıvrılmış kısmı Türkiye’nin güneydoğusunu oluştururken, kapıdan uzak kısım ise kıvrılmamış olarak duran Arap Yarımadasını oluşturur. Dolayısı ile halının düz kısmında petrol aramak ve üretmek, kıvrılmış kısma göre çok daha kolay olacaktır.”

Gerçekten de tektonik (yer hareketleri) olarak kıvrılmış ve kırılmış olan Güneydoğu Anadolu’da rezervuarlar parçalanmış; zamanında petrol içeren yapıların daha genç yer hareketleri ile parçalanarak, korunaksız hale gelen yapı odaları içerisindeki petrol kaçmıştır. Sonuç olarak petrol içeren yapılar parçalanarak hacimsel olarak daha küçük hale gelmiştir. Bu küçük yapılar aramacılığı daha riskli hale getirmektedir.

Irak’ta 1500-2000m derinlikteki Miyosen yaşlı karbonat kayalarından petrol ve gaz üretimi yapılmaktadır. Türkiye’de ise Miyosen yaşlı kayalar yüzeydedir. Irak ve Arap Yarımadasında daha az deforme olmuş Kretase ve Paleozoik yaşlı rezervuarlarından ciddi üretim yapılırken, Türkiye’de ise bu rezervuarlar hem çok deforme olmuş hem de çok derine gitmiştir. Bu durum aramacılığı daha riskli hale getirmiştir. Dolayısı ile bu rezervuarlar Türkiye’de hem hacim olarak küçük miktarda 
petrol içermekte, hem de üretim maliyeti yüksek olmaktadır.

4. Güneydoğu fokur fokur petrol kaynıyor mu?

Güneydoğu Anadolu Türkiye’nin petrol bölgesi olmakla beraber, altı fokur fokur petrol kaynamıyor ne yazık ki.

5. Yabancı petrol şirketleri aradıkları her yerde petrolü rahatlıkla bulabiliyor mu?

Petrol aramacılığının gizlisi saklısı kalmadı. Tüm şirketler aynı yöntemleri kullanarak petrol arıyorlar. Dolayısı ile yabancı petrol şirketlerinin aramacılıkta daha başarılı olduğu çok da doğru bir ifade değil.

6. Sismik cihazlar petrolün tam olarak nerede olduğunu gösterir mi?

Sismik cihazlar aracılığı ile toplanan sismik veri uygun şekilde işlenirse, özellikle doğal gaz söz konusu olduğunda direk hidrokarbon göstergeleri ile aramacılara yardımcı olur. Petrol konusunda ise bölgede işleyen bir petrol sistemi varsa, sismik veri petrolü içinde barındırabilecek yapıları tariflemek için kullanılır.

7. Uydular ile uzaydan, nerelerde petrol olduğu kesin olarak tespit edilebiliyor mu?

Sadece uydu görüntüsü ile “işte kuyuyu tam buraya açalım” denemez. Uzaktan algılama yöntemleri ile yüzeyde bir petrol sızıntısı veya hidrokarbon emareleri varsa onu görmek mümkün olabilir. Petrol sızıntısı, işleyen bir petrol sisteminin bir göstergesidir ve aramacılara söz konusu bölgeye daha dikkatli bakmalarını söyler.

8. Türkiye petrol denizi üzerinde mi?

Türkiye petrol denizi üzerinde değil. Ancak bu arama yapmayı bırakalım anlamına gelmez. Mevcut arama alanlarında aramacılığa devam ederken, Türkiye’nin aranmamış kısımlarına ve denizlere de ayrı bir önem vermek gerekir. 

9. Türkiye de petrol varmış ama yerin 6000–7000 metre altındaymış!

Şimdiye kadar arama yapılan kara alanlarında böyle bir durum ile karşılaşılmadı. Ancak bu uygun petrol sistemi varlığında bu derinlikte hidrokarbona rastlanmayacaktır anlamına gelmez. Burada önemli olan 6-7 bin metreyi geçince her yerin petrol kaynadığı iddiasıdır ki hiçbir bilimsel temele dayanmamakta. İster 700 metre ister 7,000 metre olsun, bir kuyunun açılması bilimsel verilere bağlıdır. Elinizdeki veriler sizi yerin altındaki hangi noktaya yönlendiriyorsa oraya ulaşmaya çalışırsınız. Üstelik TPAO 2009 Temmuzunda Yuvaköy-1 kuyusu ile 7,216 metreye ulaşan sondaj gerçekleştirmiş, bu kuyu dünyanın en derin 46. kuyusu olmuştur. Yani bizde derinlere inebilecek sondaj teknolojisi de mevcuttur.

10. Bir kuyu, petrole rastlansa dahi hangi gerekçelerle terk edilir?

Kuyuda petrole rastlansa bile, kuyu ya yapılacak olan üretimin ekonomik olmamasından dolayı ya da rezervuar kısıtlılığından dolayı kapatılabilir.

11. Kuyulara cıva döküp kapatıyor muyuz?

Kuyulara cıva döküp kapatmıyoruz. Ne cıva döküyoruz ne de güvenli ve ekonomik olduğu sürece kapatıyoruz. Üstelik cıva, kuyuya dökmek için çok pahalı bir malzeme. Bir sondaj kuyusuna, çeşitli kimyasallar katılabilir. Bunun amacı sondajın güvenle ilerleyebilmesi veya üretim fazında üretimin sağlıklı yapılabilmesi olabilir. Sondaj sırasında kuyunun çökmemesi istenir. Bunun için de muhafaza borusu dediğimiz boru, çimento ile kuyu çeperine sabitlenerek yerleştirilir. Yani her kuyu çimentolanır ama keşif yapılan petrolü gizlemek için değil!

Kuyudan basınçlı bir geliş (petrol, yanıcı veya yanıcı olmayan gaz) varsa ve normal çamur ağırlığı ile bu geliş engellenemiyorsa, çamur kademeli olarak daha ağdalı hale getirilerek ağırlığı arttırılıp kuyudan geliş engellenir. Bu şekilde kuyu kontrol altına alınmış olur. Kontrol edilemeyen kuyu daha büyük felaketlere neden olabileceğinden amaç kuyudan gelişi durdurarak tehlikeyi savuşturmaktır. Eğer kuyudan ekonomik miktarda bir petrol veya gaz gelişi olduğu tespit edilirse kuyunun civarında arama faaliyetlerine devam edilir. Uygun sondaj yeri bulunduğunda yeraltındaki yüksek basınca uygun bir sondaj programı ile hedefe yeniden ulaşılır.

12. Sultan II . Abdülhamid’in yaptırdığı petrol haritasındaki bilgiler doğru mudur?

Haritanın yaptırıldığı dönem göz önüne alındığında, sadece yüzey jeolojisinden bugünkü petrol trendine yaklaşık bir trend yakalanmıştır denebilir. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibinin çalışmaları ile oluşturulduğu iddia edilen bu harita ve tespit edilen hedef noktalar, teknik yönden bu gün için bir şey ifade etmese de dönemin idarecilerine ışık tutabilecek bir çalışma olduğu aşikar. Kaldı ki bu tür yüzey jeolojisi çalışmaları 
o dönemde pek çok Batılı devlet tarafından zaten yapıldığı için, Sultan II.Abdülhamit’in de bu konuda bilgi sahibi olmak için çaba sarf etmesi takdir edilmesi gereken bir durum. 

Teknik yönden günümüzde bir şey ifade etmemesinin sebebi ise; dünyanın en büyük petrol sahalarının olduğu bu coğrafyanın geçen zaman zarfında pek çok kez, daha çeşitli ve daha yüksek teknik imkanlarla derinlemesine araştırılmış olduğu ve araştırılmaya da devam edildiği gerçeğidir. Bu noktada tarihi olarak büyük değer taşıyan bu haritanın, günümüz petrol şirketleri açısından profesyonel bir değerinin olmadığının altını çizmek lazım.

13. ABD’li şirketler Güneydoğu’da buldukları petrol kuyularını beton döküp kapattı mı?

Hiç bir şirket ekonomik petrol keşfi yaptığı kuyuyu beton döküp kapatmaz. Kuyular ya ekonomik sebeplerden ya da rezervuar kısıtlılığından dolayı kapatılmıştır.

14. Biz petrolü buluyoruz ancak başka ülkelerin baskısıyla kuyuları kapatıyor muyuz?

Zaman zaman kuyuda petrol veya gaz testi yapıp kapattığımız kuyular olmuştur. Ancak bu ya ekonomik sebeplerden ya da rezervuar kısıtlılığından meydana gelmiş bir olaydır. Diyelim ki yeraltında 100 TL’lik petrol var, ancak bunu çıkarmak için 500 TL’lik harcama yapmanız gerekiyor. Böyle bir durumda işin ekonomikliği ortadan kalktığı için bulunan 100 TL’lik petrolü yerinde bırakırsınız. Bu şartlarda yapılan keşif ekonomik bir keşif olmaz. Ya da petrolü keşfedersiniz ancak rezervuar şartları o kadar kötüdür ki, petrolü içinde barındıran kaya içinde ki petrolü bırakmaz ve kuyudan üretim yapılamaz. Sonuç olarak kuyu “petrol emareli” (ekonomik olmayan miktarda petrol içeren) olarak terk edilir.

15. Petrolde kalite ne anlama geliyor? Bizdeki petroller yüksek kaliteli mi? (“Kaliteli petrol keşfi!” haberleri zengin olduk anlamına mı gelir?)

Petrolün kalitesi petrolün akıcılığı ile ilgili bir olaydır ve birimi API'dır. Kolay akan petrolün API değeri yüksektir. Ağdalı petrolün API değeri düşüktür. Rafineriler genelde düşük API’lı (düşük kaliteli) petrolü, maliyetleri arttırdığı için almak istemezler. Şirketler de bir sahada elde ettikleri düşük kaliteli petrolü başka bir sahadan ürettikleri yüksek kaliteli petrolle karıştırılarak (paçal yaparak) rafinerilerin kabul edebileceği bir petrol kalitesini tutturmaya çalışırlar. Kalitesine göre ham petrolün satış fiyatı da değişir. Ancak bu çok da ciddiye alınacak bir fark değildir. Bizdeki petroller hem düşük kaliteli hem de orta kalitelidir. Paçal yapılarak satılır. Kaliteli petrolle zengin olmuş sayılmayız. Ancak üretim miktarını arttırmakla zenginleşebiliriz.

16. Türkiye’deki tüm petrolü bulup çıkardık mı ki yurt dışında petrol arıyoruz, paramızı harcıyoruz?

Bu soruya en güzel cevap petrol ülkesi olmayan Fransa’nın TOTAL, İtalya’nın ENI, İspanya’nın REPSOL ve Avusturya’nın OMV şirketleri ile verilebilir. Türkiye gibi petrol ülkesi olmayan bu ülkeler, büyük ölçekli petrol şirketlerine sahiptirler. Petrolün kolayca taşınabilir bir emtia olmasından dolayı yurt dışında ürettikleri petrolü ülkelerine getirerek petrol ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi getiremedikleri petrolü ürettikleri yerde satıp, aşağı yukarı aynı fiyattan kendilerine yakın bir petrol 
üreticisinden petrol satın alma yolu ile yurtdışında ürettikleri petrolü kendi ülkelerine getirmiş olurlar. Hatta, yukarıda ismi zikredilen TOTAL ve ENI gibi şirketler “yurt dışında kendi ülkelerinin petrol ihtiyacından daha fazla üretim yaparak” ülkelerini net petrol ihraç eden ülke konumuna getirmişlerdir.

17. Sürekli petrol keşifleri oluyor ama neden hala petrol ithalatımız yüksek?

Petrol keşifleri yapıyoruz. Bu TPAO gibi ana faaliyeti arama ve üretim olan şirketler için önemlidir. Bu tür şirketler varlıklarını sürdürebilmek için ürettikleri petrol kadar rezervi, yapılan keşifler ile yerine koymak zorundadır. Yeraltındaki petrol rezervi bu tür şirketlerin sermayesidir. Ürettiği petrol kadar rezervi yapılan keşifler ile yerine konamıyorsa şirket öz sermayesinden kayba uğramış olur. Sahalar da zamanla yaşlandığı için üretim düşer. Son yıllarda yapılan keşifler, üretimdeki düşme eğilimini durdurmuş ve bir miktar da artış sağlanmıştır. Tüm bu olumlu gelişmelerin yanında, artan ülke nüfusu ile birlikte petrol talebi de artmaktadır ve yerli üretimin ihtiyacı karşılama oranı %9 civarında kalmaktadır.

18. Ne kadar petrol bulursak benzin fiyatı yarıya iner?

Benzin fiyatları bulunan petrol ile alâkalı değildir. Petrolün uluslararası pazarda satış fiyatı dünyadaki petrol borsalarında belirlenir. Bu baz fiyatın üzerine her ülke kendi mali politikalarına uygun bir vergilendirme uygular. Türkiye’deki yüksek akaryakıt fiyatının önemli bir bölümü akaryakıt üzerindeki vergilendirmedir. Akaryakıt temininde ağırlıklı olarak dışa bağımlı olduğumuzdan, yüksek miktarlarda petrol çıkarıp ihraç eden bazı ülkelerdeki gibi, iç piyasada ucuz akaryakıt satışını tercih etmiyor olabiliriz. Çünkü petrol ihraç eden bir ülke ile petrol ithal eden bir ülkedeki akaryakıt tüketimleri ve maliyetlerinin ülke ekonomileri üzerindeki etkileri de farklı olacaktır.

19. Bir yerde petrol bulunursa oraya hemen rafineri kurulur mu?

Bir yerde petrol bulunursa orada hemen rafineri kurulmaz. Rafinerinin kurulması için rafinerinin işletme ömrünce işleyeceği petrolün kolayca temini gerekir. Bunun için rafineri ya uzun süreli olarak çok büyük bir petrol üretiminin gerçekleştiği yerde, ya da petrolün içerden ve/veya dışarıdan kolayca ve kesintisiz olarak getirilebileceği yerlerde kurulur. Petrol en kolay şekilde yüzen tankerlerce taşındığı için, rafinerilerin çoğu deniz kenarında ya da petrol taşıyan boru hatlarının kesişme yerlerinde kurulur.

20. Arazimde petrol çıkarsa zengin olur muyum?

Arazinizde petrol çıkarsa zengin olamazsınız. Türkiye’de yeraltı zenginlikleri devlete aittir. Devlet de PİGM (Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) aracılığı ile petrol ve doğalgaz arama ve üretimi ruhsatlarını belirli şartlarda başvurmuş firmalara verebilir. Bu durumda arazi sahibine, ancak kuyunun üzerine oturduğu arazi parçasının kamulaştırma bedeli ödenir. 

(*) Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının Enerji ve Hedef Dergisi 2010 yılı Ocak ayında yayınlanan 3. sayısından alınmıştır. Yazının yazıldığı tarihte Tayland Efeoğlu TPAO Yurt Dışı Projeler Daire Başkan Yardımcısı'ydı.

Etiketler:  Enerji