Permakültür

Permakültür

19 Aralık 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Elimdeki kitabın adı bu...  

Permakültür tasarımı, kavramsal, maddi ve stratejik bileşenleri tüm canlıların yararına çalışan bir model içinde bir araya getiren bir sistem. Permakültürün arkasındaki, doğaya aykırı olmaktan ziyade onunla birlikte çalışma, uzun süreli düşüncesizce hareket etmekten ziyade uzun süreli özenli gözlem yapma, sistemlerin sadece bir ürününün peşinde koşmaktan ziyade onlara bütün işlevleriyle bakma ve sistemlerin kendi evrimlerinin gerçekleşmesine izin verme felsefesi. 

Yukarıdaki paragrafın içindeki “uzun süreli düşüncesizce hareket etme” ne anlamlı bir cümle olmuş. Bugünün çözümlerinin de geleceğin sorunlarını oluşturacağını hesap eden ve sorunu en aza indirgeyip bütünün hayrına hareket edebilen bir sistemden bahsediyoruz.  

Kitap, toprağa dikim ve ekim zamanlarını, doğa ananın kurallarını tüm detaylarıyla anlatıyor. Aslında hayatı anlatıyor. Evrensel kuralları, “Karma”dan “Dharma” ya giden yolu anlatıyor. 

Dikeceğim ağacın altına ekmem ve ekmemem gerekenleri öğütlüyor. Mesela, dikilecek ağaç altındaki toprağı asidik yaparsa oraya asidik toprağı seven bitkiler ekmek gerektiğini, aksi takdirde ürünün yetişemeyeceğini anlatıyor.  

Ne dengeli bir hâl değil mi? Bana varoluşumu anlatan ne güzel denklem… 

Bu sebeple ben de bir bahçe oluşturma gayreti içerisindeyim. Toprak ana ile uyumlu yaşadığımı hissetmeye ihtiyacım var. Uyum becerimi hatırlamak, katı tutum ve değişmeyen ideallere bağlanma konularının içimdeki miktarını azaltabilecek. 

Beni hiç yargılamayan, olduğum hâlim ile kucaklayan, hatalarıma anlayış gösteren, bir daha denemem için korkularıma rağmen dene diyen o köklü ifadeyi bir insandan duyma beklentimden vazgeçeli ise çok oldu.  

Bizi oradan oraya savuran bu zorlu sürecin içerisinde bedenimde eksilen toprak elementinin, yükselişe geçen su elementinin farkındayım. Kök çakramdaki dengesizliğin farkındayım. 

Bu aralar köklenmekte çok zorlanıyorum ama çabamdan vazgeçmiyorum. Çünkü biliyorum ki kök çakra dünyevi ihtiyaçlarımız ve güven ile ilgilidir.  

Kök çakra dengedeyken yaşamın getirdiği sorunlarla daha kolay başa çıkabiliriz. Bu sebeple oturup darmadağın olmak yerine yoga ile bedenimim, zihnimin, ruhumun ihtiyaçlarına kulak veriyorum. 

Bu bağlamda, bir yılı daha geride bırakırken, olana anlayış getirebilmeyi ve bırakmam gerekenleri bana hatırlatan “azat etme” ritüelini bu defa “Permakültür” felsefesinin fısıldayan enerjisi ile aşağıda sizlerle paylaşmak isterim: 

• Annemi, babamı, bilerek veya bilmeyerek yaptıkları hataların sorumluluğundan ve suçluluğundan azat ediyorum. 

• Çocuğumu, beni gururlandırması gerektiği inancından azat ediyorum ki sadece kendi kalbinin ona seslendiği yöne doğru rahatlıkla gidebilsin. 

• Eşimi, beni tamamlaması mecburiyetinden azat ediyorum. Ben de o da eksik değil. Çevremdeki her canlıdan her an yeni bir şey öğreniyorum. Farkındalık içerisindeyim. 

• Ailemin atalarına benim şu anda hayatta olmamı sağlayacak şekilde var oldukları için teşekkür ediyorum. Onları geçmiş hatalarından, tamamlanmamış arzularından azat ediyorum. Onları seviyor ve onurlandırıyorum. 

• Kendim olduğum gibiyim. Kalbimin bilgeliğini izleyerek ve kendime dürüst olarak yaşam yolumu yürürken huzurumu ve yolumu gölgeleyebilecek, görünen ve görünmeyen tüm bağların sorumluluklarından kendimi azat ediyorum. 

• Yaşamım kendi sorumluluğumdur. Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum. Özgürüm. 

Yaklaşan yeni yılda hepimiz için  “azat edebildiklerimiz” ile mevcudiyetimizi ve sevdiklerimizi gözeterek köklü kalabilmemizi diliyorum. 

Namaste...