Peker teşekkürü hak ediyor mu?

Peker teşekkürü hak ediyor mu?

23 Ekim 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Sedat Peker, Kıbrıslı Türk siyasi liderleri kendisine karşı hazırlanan komplonun bir parçası olmakla suçluyor. Oysa KKTC’nin uyuşturucu kaçakçılığı üssü olduğunu açıklamasından sonra polis operasyonları o kadar arttı ki hepimiz “ne oluyor” diye sormaya başladık. Onun da memnun olması gerekiyordu... 

Peker’in “uyuşturucu baronları ve yasadışı bahisçilerle birlik olup Türkiye’de kendisine karşı düzenlenen komploya destek olmak” ile suçladığı Kıbrıslı Türk siyasilerin kimler olduğunu tam bilmiyoruz tabii... Peker’in tam olarak kimleri tehdit ettiği de kolaylıkla anlaşılabilecek bir şey değildir. 

Görünene aldanmamak gerekiyor 

Türkiye’den bakıldığı zaman Başbakan Saner’in hükümetin istifasını sunması bununla ilgili görünüyor ama değil... Saner hükümeti zaten çalışmıyordu, Saner’in de yaklaşan UBP kurultayı için kendisini gündemde tutacak yeni bir atraksiyona ihtiyacı vardı ve hükümetin istifasını bu nedenle gündeme getirdi. Zaten Saner, UBP’deki kurultay yarışında da iddialı değil; istifa son bir çırpınış gibiydi... Aksine, ilgili videonun yayınlanmasından sonra mağdur edebiyatı yaparak iddialı duruma gelmeye çalışıyor. Aslında Peker, siyaseten bitmiş bir adamı yeniden gündeme taşımaktan başka bir şey yapmadı. Diğer bir videoda ismi geçen kişi ise Kıbrıs Türk siyasetinde belirleyici bir etkiye sahip olmadı ki Türkiye’de Peker’e karşı düzenlenecek bir komplonun parçası olabilsin. 

Buraya kadar yaşananlar veya kamuoyuna yansıyanlar aslında bize hiçbir şey anlatmıyor. Ya ters köşeye yatırılmak isteniyoruz; ya da işin içinde bizim bilmediğimiz daha büyük şeyler ve haliyle daha büyük şantaj ve tehditler var! Bu videoların yayınlanmasını, stokta bulunan diğer videoların yayınlanabileceğinin kanıtı olarak sunup siyaseten daha güçlü kişilerin şantaj altında tutulduğunu düşünmekten başka yolumuz yok gibi... 

“Neden” diye de sorasım var tabii... Peker’e karşı düzenlenen komploda Kıbrıslı Türk siyasetçilerin ne gibi bir rolü olmuş olabilir ki?

Belki ileride öğreniriz... 

Mafyanın gör dediği! 

Buna benzer sorular daha uzun süre gündemde kalacağa benziyor ama olayın bizi doğrudan ilgilendiren çok basit bir boyutu var: Kıbrıslı Türk siyasetçilerin bazılarının “zevk ve lüks düşkünlüğü” kendilerinin mafyoz gruplar tarafından teslim alınmalarına neden oldu. Eski başbakanlarımızdan Hüseyin Özgürgün, banka hesaplarındaki milyonları açıklamak için mahkemeye çıkarılmak tehlikesine karşılık İstanbul’da yaşamı tercih etti; Ada’ya dönmüyor. Şimdiki başbakanımız teşhir edilerek daha etkili başka siyasilere gözdağı verilmekte olduğu ise çok açık...

Belli ki bizi bu duruma, haksız zenginleşme, zevk ve lüks düşkünlüğü düşürdü! Olayları bir dedektif gibi değerlendirme gayretkeşliğinden vazgeçerek sadece bu boyuta odaklanmak, Kıbrıs Türk siyasetinin ve hatta toplum hayatının yeniden şekillenmesine yeter de artar bile. 

Görev elbette seçmenindir 

Şimdi önümüzde Ulusal Birlik Partisi (UBP) kurultayı var. Tüzük gereği 17 bin kadar olduğu UBP üyeleri oy kullanarak yeni bir başkan ve parti meclisi seçecekler. Sadece Saner’e karşı olmak yetmez sanırım... Adaylar arasından tercih yaparken bugünlerde yaşananları dikkate alırlarsa ilk adım atılmış olur. UBP şu andaki en büyük partidir. Orada yaşanacak iyi bir eleme, elbette Kıbrıs Türk siyasetine de yansıyacaktır. En geç Ocak ayında erken genel seçim yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bir elemenin de bu seçimde yaşanacağını hayal etmek bile insanı mutlu etmeye yeter.  

Yayınladığı veya yayınlayacağı videolar Peker’in işine yarayacak mı bilemiyoruz ama bu video oyunun KKTC seçmenine yüklediği görev yerine getirilirse Peker büyük bir teşekkürü hak etmiş olacak doğrusu!