Pasaportlarımızın çokluğu kimseyi aldatmasın!

Pasaportlarımızın çokluğu kimseyi aldatmasın!

8 Mayıs 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Fatih Çekirge’ye sızdırılmış bilgilere göre “federasyon isterim” yolundaki ısrarlı söylemi, Cenevre’de Mevlüt Çavuşoğlu tarafından tarumar edilen Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis, “boş bir adam” olmadığını Kıbrıslı Türkler arasına saldığı “nifak tohumları” ile gösterdi. “Ne yaptığını bilmiyor” diyoruz ama Anastasiadis, Kıbrıslı Türkler arasında tartışma başlatmayı çok iyi beceriyor! 

Cenevre’de masaya konan altı maddelik Türk önerisini henüz daha yazılı olarak yanıtlamayan Anastasiadis, Cenevre dönüşünde yayınladığı paskalya mesajında, Türk heyetinin girişimlerini “yeni bir Osmanlı İmparatorluğunu hayal edenlerin küstahlığı” olarak tanımladı. Türk tarafının verdiği yanıta karşılık olarak ise, “97 bin Kıbrıslı Türk'ün Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuna sahip olduğunu” hatırlatarak, Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’yi farklı kefelere koymaya kalkıştı.

Kıbrıslı Türkleri izolasyonu 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti pasaportu ile seyahat etmenin zorlukları gün gibi ortadadır ve Kıbrıslı Türkler bu zorlukları aşabilmek için bulabildikleri bütün pasaportlara sahip çıkmaktadırlar. Bunlar arasında Kıbrıs Rum Yönetimi’nden alınan Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu olduğu gibi, Türkiye’den sağlanan Türkiye Cumhuriyeti pasaportu da vardır. Bahsetmeye gerek bile yoktur ki çok sayıda Kıbrıslı Türk aynı zamanda Birleşik Krallık (İngiltere) yurttaşıdır ve onun pasaportunu da taşımaktadır. 

Benim de üç pasaportum var. Babam İngiliz pasaportuna da sahipti ama değişen kurallar yüzünden ona sahip olamadım; üçte kaldım. Muhaceret işlemleri sırasında İstanbul Havalimanı’ndaki polislerin önüne bile üç pasaportu birden koyuyorum. İsteyen, istediğine göre işlem yapsın! 

Bir insan topluluğunu kimliksiz bırakmaya çalışmak temel insan haklarının acımasız bir şekilde ihlalidir. Bugünkü durumda Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargolar da öyle... KKTC yurttaşlarının yalnızca KKTC pasaportu kullanmakla yetinemeyerek ailevi ilişkilerine ve geçmişlerine bağlı olarak çok farklı pasaportlara sahip olmaları, aslında bir ayrıcalık olmaktan daha çok hak ihlalinin doğurduğu bir sonuç olarak algılanmalıdır. Ve bu sonuç, Kıbrıslı Türkler için değil Kıbrıs sorununun çözümlenmesini engelleyenler için “bir utanç kaynağı” olmalıdır. 

Yanlış hedefe yönelmiş bir tartışma 

Anastasiadis, Kıbrıslı Türklere verdikleri pasaportları konu eder etmez, bizim tarafımızdan güçlü bir “yaylım ateşine tutulmayı” hak etmişti ama biz, bir kez daha, kendi aramızda tartışmayı tercih ettik. Milliyetçi çevreler, kimin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu olduğunu sorgulamaya başlayarak kendi aralarındaki “kim daha milliyetçidir” yarışını devam ettirmeyi tercih ettiler. Sol muhalefet, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğini gündeme getirerek “aslında onun da KKTC’yi savunmadığını kanıtlamaya” çalışıyor. Bir curcunadır gidiyor! 

“Anastasiadis beceriyor” demiştim ve becermek, “yabana atılacak bir marifet” değildir. Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis, Kıbrıslı Türkleri birbirlerine nasıl düşüreceğini çok iyi biliyor işte! 

Oysa KKTC’de kamyonların bile birden fazla kimliği vardır: Güney Kıbrıs’a yük taşıması istenen kamyonlar için Güney Kıbrıs’tan başka bir plaka daha almak zorunlu olduğundan bu araçlar trafikte “iki plakalı” olarak dolaşmaktadır. Taksiler, Güney Kıbrıs’tan yolcu almaya gideceklerinde, plakalarındaki “T” harfini bantlayarak ticari araç olduklarını gizlemeye çalışmaktadır.  

Sadece pasaport anomalisi yaşıyor değiliz ki... İzolasyon altındaki hayatımızı biraz olsun kolaylaştırmak için deveye hendek atlatmayı bile öğrendik artık. Kaldı ki Ada ve çevresinde dünyanın bayrağı vardır. Kuzey’deki Türk ve KKTC bayraklarına karşılık Güney’de Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan bayrakları birlikte kullanılmaktadır. İngiltere, egemen üs bölgelerinde "Union Jack"ı gururla dalgalandırmaktadır. Amerika, dinleme tesislerini gizlemeye çalışsa bile onu da atlamamak gerekmektedir. Fransa, deniz üssü elde etmek için yanıp tutuşmaktadır. Çevremizdeki denizlerde Amerikan, Rus ve İsrail filoları fink atıyor. Ortada bu kadar çok bayrak varken, bizim elimizdeki üç-dört pasaportun lafı mı olur? 

Biz, Kıbrıs sorununun sonucu olan bütün bu anomalileri, olağanlaştırdık ve hayatımızın bir parçası yaptık. 

Utanç bitti anlatma zamanı geldi! 

Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuna sahip olmak kimsenin utancı değildir aslında. Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu aldığınızda, geçerli tanınmışlığı ve uluslararası camianın yeterli bir üyesi olan bir devletin sağlayabileceği tüm olanaklara kavuşmuş da olmuyorsunuz. Biraz seyahat kolaylığı elde ediyorsunuz o kadar!  

Kıbrıslı Türklerin böylesine karmaşık bir “kimlik yapısı” ile yaşamaya çalışmasının asıl sorumlusu ise, Kıbrıs sorununun çözümlenmesini engelleyen Kıbrıs Rum tarafı ve onun liderliğidir. 

Kıbrıslı Türklerin işte bunu hatırlatması gerekir. 

Kıbrıslı Türklerin, Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Cenevre’de yaptığını her gün tekrarlaması gerekir. Oysa biz, her şeyi kendi aramızdaki rekabete konu etmeyi tercih ederek, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün gerçek sorumlularını gizlemekte uzmanlaştık. Hem de, “çözümsüzlüğe, böylece, katkıda bulunmaktan memnun ve mesut olduğumuzu” söyleyenleri bile haklı çıkaracak kadar...