Paralel ekonomi

Paralel ekonomi

4 Kasım 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

İnan Özbek

Makro dengeleri bozulmuş, dolayısıyla faiz oranları, döviz kurları, enflasyon oranı ve işsizlik rakamları gibi makro göstergelerinde yukarı yönlü aşırı hareketler yaşanan ekonomilerde, normal yapının dışında adeta paralel ekonomi diyebileceğimiz ikinci bir yapı ortaya çıkar. 

Keskin bir biçimde bozulan dengeleriyle, aslında örtülü ya da açık bir krizin işaretlerini veren söz konusu ekonomik bünyelerde, başta emtiada (alınıp satılan mallar) olmak üzere yaşanan aşırı fiyat artışları karşısında, bireyler ve şirketler gerek kendilerini koruma güdüsü ve gerekse de aşırı fiyat hareketlerinden çıkar sağlamak adına attıkları ekonomik adımlarla, bir tür spekülasyon ekonomisi de denilebilecek iklimin ve başka bir modelin doğmasına neden olurlar. 

Risk algısının, başka bir deyişle ekonomik korkunun yüksek seyrettiği söz konusu dönemlerde firmalar kaynaklarını normal ekonomik faaliyetlerine yatırmak yerine, bu faaliyetleri ihmal ederek ve erteleyerek, belirli malların fiyatlarında  aşırı yükselişlerinin yaşandığı bu ortamda bu malları çokça satın alarak stoklar ve fiyatlarının zirve yaptığını düşündükleri dönemlerde satarak kısa sürede yüksek kazançlar elde etmeye çalışırlar. 

Çok yüksek seyreden faiz oranlarından ötürü borçlanmanın maliyetinin yüksek olması ve aynı zamanda da belirsizliklerden dolayı yatırımın getirisinin hesaplanmasının oldukça zor oluşu, yine yüksek faizlerden ötürü yatırımın alternatif maliyetinin yani yatırıma ayrılacak paranın faize yatırılması halinde sağlanacak getirinin daha yüksek olması nedenleriyle yatırımın, üretimin ve istihdamının cazibesini yitirdiği bu ekonomik ortamlar, bulanık suda balık avlamaya çalışanlarla dolup taşan farklı ve tuhaf bir manzara ortaya koyar. 

Yüksek enflasyonla yerli paranın alım gücünün sürekli düşmesi, buna karşın hızlı yükselen kurlar dolayısıyla döviz ve çoğunlukla dövizle aynı yönde hareket eden altın satın alınarak bekle-gör mantığıyla beklenmesi, hali hazırda ortaya çıkmış bulunan spekülatif ekonomiyi besleyen öteki unsurlardır. 

Söz konusu iklime giren ekonomilerde yaşanan genel fiyat artışlarının yanında, özel olarak da belli sektörlerde, örneğin gayrimenkul sektörü, yaşanan aşırı fiyat artışlarının, o malların fiyatlarının daha da artacağı düşüncesiyle ve paradoksal olarak talebini arttırması ve bunun sonucunda fiyatların bir kez daha yükselmesi yaşanır. Sürecin giderek tehlikeli bir noktaya evrilmesi ve ekonomi terminolojisinde "balon" tabir edilen aşırı şişkinliğin oluşması, sonunda kaçınılmaz olarak o piyasanın durması ve daha da kötüsü çökmesi sonucunu doğurabilecektir. 

Ekonomimiz  bir süredir tam da böyle bir manzaraya maalesef bürünmüş durumda. Bu ortamda, siyasi otoritenin yer yer ekonominin dinamiklerinin dışına çıkarak, para politikasının yürütücüsü olan Merkez Bankasını faiz indirmeye zorlaması ve kredi faizlerinin düşerek reel sektörün borçlanma maliyetinin azaltılması, sonuçta yatırımın ve istihdamın artırılması şeklindeki iyi niyetli düşüncesi büyük ölçüde karşılık bulmamakta ve beklenen sonucu vermemekte ne yazık ki.   

Tek tek bireylerin ve firmaların kısa vadede kendilerini koruduklarını sandıkları, uzun vadede ise bir bütün olarak aslında kaybedecek olduğumuz, söz konusu çarpık ekonomik yapının sürdürülebilir olmadığı açıktır. 

Etiketler:  Ekonomi