Pandeminin öğrettikleri

Pandeminin öğrettikleri

28 Ağustos 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

İlhan İlmenöz

Yaklaşık 2 yıldır tüm dünya pandemi ile yatıyor koronavirüs ile kalkıyor. Pandemi ortaya çıktığından beri de tartışmalar sürüyor.

Maske takılsın mı takılmasın mı, karantina kaç gün olmalı, aşı mı deneysel sıvı mı, hangi aşı daha etkili, veriler doğru mu, kırmızı listeler, yasaklar, yasaklamalara isyanlar, aşı karşıtları-aşı yanlıları ve daha bir sürü konuda ayrışmalar tartışmalar... 

İşin açıkçası herkes bıktı, bunaldı. Bir yanda virüse karşı aşı ve ilaç çalışmaları devam ederken öte yanda durmadan mutasyona uğrayan ve yeni varyantları ortaya çıkan bir virüs belası ile karşı karşıyayız. Hiç kimse bu felaketin ne zaman biteceği konusunda kesin bir şey söyleyemiyor. Eski normalimize dönmek için sanırım bir süre daha beklemek zorunda kalacağız. 

Pandemi başladığından beri hepimizin yaşantısında önemli değişiklikler oldu. Yaşamını kaybedenler bir yana en yakınlarını, sevdiklerini  kaybedenler için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunun dışında kimi işini kaybetti, kiminin de sosyal durumunda önemli değişiklikler meydana geldi. 

Herkes kendi adına birçok şey öğrendi, öğrenmekte...Aslında insanların çoğunun yaşantısını pandemi öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmakta yarar var. Daha açık bir deyimle pandemi hayatın anlamını, insanların geleceğe bakışını ve bazı değer yargılarını değiştirdi. 

Eskiden günlük yaşantımızda bize sıradan ve normal gelen birçok konunun aslında ne kadar önemli ve değerli olduğunu hepimiz çok iyi anladık. Meğer maskesiz dolaşmak ve rahatça nefes alabilmek ne kadar güzelmiş. Korkusuzca dost ve arkadaşlarla mesafe ayarı olmadan karşılıklı oturup sohbet edebilmek çok büyük nimetmiş. Tatillerde ve yolculuklarda HES kodu-aşı kartı sorulmadan, PCR testi olmadan rahatça gezebilmek şimdilerde hayal... 

Annenin babanın elini eskisi gibi rahatça öpemiyor, çoluğuna çocuğuna rahatça sarılamıyorsun. En yakın dostlarının evine gidemiyor, onları eve davet edemiyorsun. Çarşıda, pazarda, otobüste, uçakta sanki herkes potansiyel virüs taşıyıcısı, sanki canlı bomba... 

Sevdiklerinin ne düğününe gidebiliyorsun ne de cenazesine. El yüz yıkamaktan, onu bunu temizlemekten eve gelen her şeyi dezenfekte etmekten artık yorulduk. 

Meğer rutin ve sıkıcı hayat ne kadar güzelmiş. Özgürce sokaklarda dolaşabilmek bile çok değerliymiş. 

"Hayat eve sığar" sağlık açısından belki güzel bir slogan ama pandemi uzadıkça inanın hayat eve sığmıyor. İnsanın en önemli özelliklerinden biri de sosyal bir varlık olması, o yüzden evde hayat uzadıkça  bunalıyoruz. Gezmek, görmek, eğlenmek, dinlenmek en temel ihtiyaçlardan ve bunlar yasaksız, birlikte yapılırsa çok daha güzel ve anlamlı oluyor. 

Artık şu çok iyi anlaşıldı ki, hayata dair birçok şeyi ertelemek çok anlamsız. Çünkü kimin ne zaman ne olacağı belli değil. O yüzden hayatın bizlere sunduğu güzellikleri  olanakların elverdiği ölçüde yaşamak gerek.  

Pandeminin bence en büyük öğretisi, karmaşık ve maddiyata dayalı bir yaşamdan daha sade, basit ve çok uzun vadeli planlar yapmadan anı yaşamayı görmemizi sağladı. Evde bazı eşyalar artık olsa da olur olmasa da... Ya da giyinmek, farklı farklı giysiler, ayakkabılar vs almak artık çok anlamlı gelmiyor çoğumuza. 

Yalnız bizde değil tüm dünya ülkelerinde, insanların pandemi sonrası yaşama bakışlarında önemli değişiklikler oldu, oluyor. 

Bundan sonra bu hayatta yapmaktan zevk aldığınız işleri, ertelediğiniz planlarınızı olanaklarınız ölçüsünde gerçekleştirmeye çalışın. 

Ayrıca hayatımızda bize yük olan, ayıp olmasın diye sırtımızda taşıdığımız bazı insanlarla dostluğun ne kadar gereksiz olduğu da ortaya çıktı. Yaşamanın en temel değer olduğu şu dünyada kimse kimseye katlanmak zorunda değil. 

Yaşama ve olaylara sürekli negatif bakan, gergin ve olumsuz insanların bize hiçbir yararı olmadığı anlaşıldı. Bu tür insanların bir katkısı olmadığı gibi sizi yoracağı ve üzeceği için çıkarın hayatınızdan olsun bitsin. Bakın göreceksiniz kuş gibi hafifleyecek, "keşke bunu daha önce yapsaydım" diyeceksiniz. 

Yapmak istediklerinizi ertelemeyin, sevdiklerinizi ihmal etmeyin. Yaşam o kadar kısa ve bilinemez ki... Kimin ne zaman ne olacağı inanın hiç belli değil. Sevdiklerinize ve dostlarınıza onları sevdiğinizi söylemekten çekinmeyin. Daha sık arayın, buluşun, birlikte zaman geçirin. Dost görünüp sizi yarı yolda bırakanları, sizden sadece maddi beklentileri olanları da yok sayın, umursamayın. 

Hiç kimse sizden daha değerli ve anlamlı değildir. Siz yoksanız yaşam adına hiçbir şey yoktur. 

O yüzden önce kendinize çok iyi bakın ve değer verin. 

Pandeminin bittiği, eski normalimize döneceğimiz günlerin yakın olması umuduyla esen kalın.