Pandemi sonrasının sosyal vebası: Stres

Pandemi sonrasının sosyal vebası: Stres

7 Şubat 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Adil Gürkan

Pandemi sonrasının sosyal vebası – Stres  

2021 ve sonrası için, en az Covid-19 kadar önemli bir sağlık riski ile karşı karşıyayız. 

İnsanlık virüsü elbette yenecek. Bu virüs de, daha önceki virüsler ve bakteriler gibi, aşı ve ilaçlarla minimum zararlı noktaya geriletilecek. Genetik belleğimizde, bizi zorlayan minik düşmanlardan birisi olarak kaydedilecek. 

Ama sonrasında daha da büyük bir sorun karşımıza dikilecek. 

Konuyu açalım. 

Pandemi öncesinde şöyle bir manzara vardı… 

Gittikçe kirlenen bir doğal çevrede yaşamaya çabalıyoruz. Geçmişin temiz ve sağlıklı besin kaynakları neredeyse tükenme aşamasına geldi. Yaşam her kulvarda hızlanıyor. En sağlıklı olanlar bile bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. 

Bütün bu olumsuzlukların üzerine, bir de beynimiz her an altından kalkamayacağımız kadar yoğun bir bilgi bombardımanı altında bunalıyor. 

Öğle paydosu bir mola olmaktan çıktı. Profesyoneller, işten çıkıp yemeğe gittiklerinde bile çalışma masalarını mobil telefonlarına yükleyip, yanlarında taşıyorlar. 

Yani neredeyse uyku hariç her an çalışıyorlar… 

Teknoloji, ekonomi, politika ve kültür hep birlikte adeta bir haçlı seferine çıkmış gibi. Bilgi ve iletişimdeki hızlı değişim, insanları ve işletmeleri hızlı bir değişime zorluyor. 

Bu değişimin odağında da insan olmak zorunda.. İşletmeler, çalışanlarının beden ve ruh sağlığı için uygulamalar ve teşvikler geliştirmeli.. 

Dünyayı adeta elektrik çarpmış gibi titreten pandemi, yukarıda kısaca tanımlanan manzarayı daha da vahim bir hale getirdi. Geçmişten bu zamana taşınan strese bir de korku ve ümitsizlik gibi uyarıcılar eklendi. 

Dinlenmenin, molanın, tatilin günah olmadığını söyleyin 

Şimdi, liderlere düşen en önemli görev, ekiplerinin aklını ve ruhunu teslim almış bu stresi dengeleyecek destekler sağlamak. İş, sosyal hayat ve dinlenme arasında, sağlam bir denge kurabilmelerine yardımcı olmak. 

Onları, tatillerde bile yakalarını bırakmayan iş ile bağlantı halinde olma takıntısından kurtarmak. İş sürecinin dışına çıkmanın korkunç bir şey olmadığına inandırmak.. 

Zira bugün, dünyanın hemen her yerinde, profesyoneller, tatilde bile akıllarının bir kısmını iş ile ilgili sorulara ipotek ediyorlar. Çünkü korkuyorlar.  

Çalışmakta oldukları işletmede takdirin ve kalıcı olmanın yolunun, böylesine yoğun ve kesintisiz bir bağlantıdan geçeceğine inanıyorlar. 

Çalışanların zihnini boşaltmak 

Bir dünya devinden bir örnek uygulamayı bilmek ister misiniz? 

Ekiplerinizi tatile ya da dinlenmeye teşvik etmek de yeterli değil. Onlara, iş yeri dışında olduklarında, kafalarını işten tamamen uzaklaştırmaları için de yardımcı olmak gerekiyor. 

Alman Otomotiv devi Daimler 2014 yılında çok cesur bir uygulamayı hayata geçirdi. "Mail On Holiday" isimli uygulama ile çalışanlarının tatilde mail almalarını engelledi. Uygulama, tatilde olan çalışanlarına gelen mailleri otomatik olarak siliyordu. Ama maili, gönderene de bu konuda bir bildirim gidiyordu.  

“ Xxxxxxxx’e göndermiş olduğunu e-mail ilgilinin mail kutusundan silinmiştir. Dilersen,z bu emaili Yyyyyyyy’e gönderebilirsiniz. Ya da Xxxxxx’in dönüş tarihinden sonra kendisine tekrar iletebilirsiniz.” 

Sağlıklı yaşam konusunda rehberlik sunun 

Stresin ve aşırı yoğunluğun tetiklediği tükenmişliğe karşı çalışanlara moral ve tıbbi yardım sunmak bütün Dünyada yaygınlaşıyor. Bu yararlı akıma uyun. Stres ile baş edebilmeyi öğrenmiş çalışanlar sizin kazancınız olacaktır. 

Tepeden aşağıya bir teşekkür geleneği yaratın 

Profesyoneller arasında yapılan araştırmalarda, en çok dile getirilen şikayet konusu, takdir ya da teşekkür geleneğinin olmaması oldu. İnsanlar en çok isimlerinin telaffuz edilerek bizzat teşekkür edilmesinden mutlu oluyorlar. 

Teşekkür ve takdiri kurumsal kültürüne yerleştiren şirketler kolay kolay eleman kaybetmiyor. Çalışanların sadakati yüksek oluyor. 

Uzun çalışma süreleri insanı tüketir 

İnsan bedeni bir gününü çok ustaca planlamıştır. Yüzbinlerce yılda oluşan bu planlama gereğince, insan bedeni günü üç eşit parçada değerlendirir: Dinlenme. Sosyalleşme. Çalışma. Bunların hiçbirisine ayrılan süre diğerlerinden uzun olmamalıdır. Aksi takdirde beden ahengini kaybeder. Zorlanır. Risklere açık hale gelir. 

İşine âşık olmak? O ne demek? 

İşini tutku ile yapmak. İşine âşık olmak. Bu ifadeleri sorgulama zamanı çoktan geldi. Bir insan, eşine, sevgilisine, ideallerine tutku ile bağlanabilir. Hayata bağlanabilir. Ama, hayatını idame ettirmek için bir parçası olduğu üretim süreçlerine âşık olmak nasıl olur? Bu mutlaka sorulması gereken bir sorudur. 

Motivasyon? Sadece yaşam için olmalı 

İş yerinde motivasyon? Biraz zorlama bir kavram gibi geliyor. Eğer işinde verimli olmak için bir motivasyon gerekiyorsa, o çalışan için o işyerinin anlamı kalmamış demektir. Bağları kopmuştur. Beraberlik zoraki devam ediyordur. Israrcı olmanın gereği yoktur. 

Sağlıklı bir kafa yapısına sahip, dengeli ve anlamlı bir yaşam sürdüren profesyoneller iş yerinde fazladan zorlamalara gerek duymazlar. Duymamalıdırlar. Ailesi ve kişisel yaşamı ile mutlu olan çalışana, işi doğru tanımlanırsa, ulaşılabilir hedefler belirlenirse, o çalışan işinde de başarılı olur ve beklentileri yerine getirir. 

Sonuç: Stres çağımızın vebası 

2020’ye kadar olan süreci genel hatları ile özetlersek; aşağıdaki etkenler insanoğlunun en başta gelen stres kaynakları idi. 

Çok hızlı yaşam temposu 

Sağlıksız beslenme 

Aşırı bilgi ve haber bombardımanı 

İşinde yetersizlik ve aşırı çalışma süreleri 

Terör, işsizlik, hastalık korkuları 

Şimdi bunların tamamının toplam etkisini katlayan yeni bir stres nedenimiz var. 

Covid-19. 

Buraya kadar normal zamanlar da dahil olmak üzere, genel bir stres analizi yaptık. 

Uzun uzadıya analiz etmeye gerek bile yok.  

Minicik bir virüs çağa damgasını vurdu. Sistemleri, bloke etti. Hayatı durdurdu. İlişkilerin tam ortasına bir bomba bıraktı. Gelecek korkusunu bir kabus gibi beynimize çaktı. 

Bu noktadan itibaren, evde, işyerinde, sokakta, meydanlarda, birbirimize bakış açımız, ifadelerimiz, beden dilimiz, mimiklerimiz, her şeyimiz kökten değişmeli. 

İnsanlığın sinsi düşmanlarından birisi olan stres, yönetilmesi gereken bir sağlık riski olarak mutlaka masaya yatırılmalı. 

Özellikle işletmeler, çalışanları ile birlikte bu yeni riske karşı mücadele yöntemleri geliştirmeli. İşe, eğlence ve mutluluk katılmalı. 

Böyle olursa, pandeminin tetikleyeceği küresel stres tsunamisine karşı koruyucu bir zırh elde edebiliriz. Yoksa işimiz zor. 
 

Etiketler:  Adil Gürkan