Ön yargılar, Ruslar, Türkler

Ön yargılar, Ruslar, Türkler

18 Mayıs 2021 Salı  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Ortak alışkanlıkları paylaşmayı önemseyen herkes, belirli kişilere ya da sosyal gruplara karşı ön yargılı olabilir. Ön yargılar, zihinde önceden oluşmuş imgelere dayanarak dünyayı anlamaya yardımcı olduğu düşünülen birer kısa yol gibidir. Ancak ön yargılar aynı zamanda genelleme yoluyla eleştiriyi ve yargılamayı kolaylaştıran bir tür erken yargılamadır. Böylece kişi nerede nasıl davranılacağını peşinen bildiği yanılgısına düşer. 

Kişisel deneyim yerine bir takım klişe söylentiler ve yanlı haberler, çoğu kez gerçeklerle örtüşmeyen bir kanı oluşmasına yol açar. Derin siyasetin psikolojik desteğiyle yürütülen bazı politikalar, örtülü ön yargıların toplum belleğine kazınmasına yardımcı olur.  

İnsancıl bir olgu gibi görünse de ön yargılar, sosyal kimliğe göre "biz ve onlar" şeklinde ötekileştirici nefret söylemlerine ve radikal eylemlere dönüşebilir. Madımak Oteli (1993) örneğinde yaşananlar, ön yargı damgalarının ne kadar korkunç sonuçlara yol açabileceğini göstermiştir.  

Dünyadaki bir çok toplum gibi, Ruslar ve Türkler de yığınla ön yargıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Hollywood'un her fırsatta sergilediği olumsuz imaj, izleyiciye özellikle Ruslara karşı daima dikkatli olunması gerektiğini öğütler. İzleyiciler (Türkler de dahil) bir süre sonra bilinçli veya bilinçsiz olarak Ruslara sempati duymadığını fark eder fakat nedenini önemsemez. 

Ne yazık ki, Rus ve Türk toplumları da birbirine karşı ön yargısız değil. Ticaret ve turizm alanındaki olumlu gelişmelere karşın ön yargılar azalmıyor. Öyle ki, bazı çelişkili klişeler ve ön yargılar nedeniyle toplumlar birbirlerini daha iyi anlama fırsatını kaçırıyor. Oysa ön yargılarımızı yönetmeyi öğrenebilirsek, gerçekten ne kadar yakın kültürlere sahip olduğumuzu da görebiliriz. 

Rusya'nın ve Türkiye'nin batısında yaşayanlar Batı kültürüne yakın dururken, doğusunda yaşayanlar daha çok Doğu kültürünün özelliklerini sergilemekte. Rusya'nın doğusu Asya'yı kapsayıp, neredeyse arkadan Alaska'ya dokunuyor. Fakat şurası kesin ki, Türkiye ve Rusya halkları hiç zorlanmaksızın Avrasya ortak kültür düzleminde birleşmekte. 

Avrasyatik köklerin ortak bir kültürel özelliği olarak, Ruslarda ve Türklerde yaşlılara saygı ve aile bağlarının korunması gibi konulara büyük önem verilir. Ruslar da eve girişte tıpkı Türkler, Koreliler, Japonlar gibi ayakkabılarını çıkarır, konuklar eve girerken terlik hazır edilir.  

Benzer bir gelenek olarak hem Rus hem de Türk kültüründe konuk ağırlamak, sofrada lokma bölüşmek çok ciddi bir içtenlik göstergesidir. Rusya'da da sofradaki konuğa "hadi ye ye" diye ısrar edilir. Öylesine içten davetler gördüm ki, ev sahibi adeta kendi yemez, misafire ikram eder ve bundan mutluluk duyar.  

Rusya ve Türkiye'de tarih boyunca birçok sürecin dönemsel olarak paralel yaşandığı görülmekte. Her iki toplum da önceki imparatorluğun mirasını devraldı, ardından tek parti rejimi yaşandı, sonra serbest piyasa ekonomisine geçildi ve şimdi her iki toplumun da liderlikte ısrarcı ve güçlü başkanları var.  

Arkasında tutarlı gerekçeleri bulunmayan ön yargılar, Rusya'da Türklerin, Türkiye'de de Rusların savunmasız ve kırılgan hissetmesine yol açabilir. Kesin rakam bilinmemekle birlikte, Türk-Rus karma evliliklerinden sadece Türkiye'de hâlihazırda 300 bine yakın çocuk olduğu varsayılmakta. Türk ve Rus kültürel kimliğine sahip bu çocukların önyargıları etkisiz hale getirmede köprü olmasını istiyorum. 

Wisconsin Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Prof. Patricia Devine, davranışsal farkındalık geliştirerek ön yargıların yönetilebileceğini savunuyor. Prof. Devine şöyle diyor:

"İnsan olmak tüm kimliklerin üstünde bir olgudur. Ön yargıların konuşlandığı yer insan benliği değil, kimliklerdir ve kimlikler yalnızca birer kavramdır. Ön yargıları etkisizleştirmek için benlik ve kimlik kavramlarını birbirinden ayırmaya ve bu yolla insan özümüzü anlamaya öncelik verebiliriz". 

Etiketler:  Rusya