Olduğumuz yerden başlamak

Olduğumuz yerden başlamak

8 Kasım 2020 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Yogaya yeni başlamak isteyip, bu sebeple yolumuzun kesiştiği kişilere ilk olarak  “Neden yoga yapmak istiyorsunuz?” sorusunu soruyorum. Oldukça basit olan bu soru, aslında kişinin kendisini iç aynasında gözlemleyebilmeye davet ediyor.  

Bu soru, ruhsal ve fiziksel sebepler olarak iki ana başlık altında cevaplanıyor olsa da aslında sahip olduğumuz sistem, kendi içerisinde birbirini tetikleyen, bütüncül bir yapıdır. 

Aklın bedene doğru giden yolunu tekrar keşfetmek önemlidir. Bu konuyu bir benzetme ile açıklamak gerekir ise; vahşi bir ormanda yabani otların sardığı patikaları tekrar tekrar geçerek, o patikaları kullanmayı öğrenerek yola devam etmek diyebiliriz.

Kendimizi yargılamamaya çalışarak, sadece gözlemleyerek bu adımları atmak, olduğumuz yerden başlamak için çok önemlidir. Bedeni gözlemlemek, zihni gözlemlemek, nefesi gözlemlemek… 

Bu gözlemler yaşam sevincine giden yoldaki engeller olarak tanımlanan ego tuzaklarına bir mesafe koyabilmemize olanak sağlar. 

Sonrasında alışkanlıklar değişmeye başlıyor. Yoga pratiği esnada kendimiz ve çevremizle olan ilişkilerimizde gözlemler yaparız, böylece değişim için yol alırız.  

Değişim için, öncelikle bir şeyi nasıl yapıyor olduğumuzu tekrar bilinçli bir şekilde düşünmeye başlarız. Konfor alanlarımızı ve zihnimizdeki engelleri fark ederiz. Yoga pratiği, yaşam pratiğimiz haline dönüşmeye başlar. 

İlerleyen pratikler sırasında, düşünceler, imgeler, iç sesler gelip gitmeye başlar. Bunlar, zihin-beden farkındalığının önemli bir parçasıdır. Bu hareketliliğe izin verebilmek ve neler olup bittiğini gözlemleyebilmek, doğal bir biçimde akışına izin vermek, değişimin içinde çözülmemize ve kendimize alan açabilmemize olanak sağlayacaktır. 

Olduğumuz yerden başlayabilmek için önce bedenimizin, zihnimizin ve nefesimizin farkına varmak yoga pratiğimizin temelini oluşturmalıdır. Acele etmeden, küçük adımlar ile başlayan bu yolculuk bizi giderek daha çok denge, uyanıklık ve rahatlık durumlarına ulaştıracaktır. 

Hayatın akışı içerisinde önümüze çıkan tüm öğretilerde de tekrar tekrar olduğumuz yerden başlayabilmek, bize çözüm odaklı olabilmeyi, düşünebilmeyi, anlayabilmeyi, sorgulayabilmeyi, orta yollu yani dengeli olabilmeyi sunabilmektedir. 

Bu başlama halleri ve durumları içerisinde kendimize sorduğumuz soruların niteliğini değiştirebilir miyiz?  

Öğrenme kalıcı bir davranış değişikliği ise, bize öğretilmiş veya dayatılmış davranışları dönüştürme yeteneğine de sahibiz. 

Bu durum kendimize dengeli alanı açmak konusunda faydalı olabilir. Kendimize alan açabilirsek, başkalarına da alan açabiliriz. Yoga bize bunu kavrayabilmemiz ve hayatımızda uygulanabilir hale getirebilmemiz için oldukça yardımcıdır. 

Bazı düşünme ve sonucunda davranış kalıplarımıza değen iç-dış seslerimizi bilinçli bir şekilde fark edip, aşağıdaki gibi tekrar öğrenebiliriz. Mesela; 

• “Benim için bunu yapmanı istiyorum” yerine "Kendi ihtiyaçlarımı anlamak ve karşılamaktan ben sorumluyum. Başka biri bunu benim için yapamaz.” 

• “Bunu yapmak zorundayım” yerine “Korkularımı serbest bırakırsam, seçeneklerimin bolluğunu görebilirim.” 

• “Bunu kendime ispat etmek zorundayım" yerine “Sınırlarımı aştığımda gücümü, yeteneklerimi kimseyle kıyaslamak zorunda değilim.”

Bu değişimleri, küçük adımlarla, her gün yaşam pratiğimiz olarak benimseyebilirsek, kendimizi hayata gönül koyma ve hayata karşı alıngan olma yanılgılarından özgürleşebiliriz. Hep olduğumuz yerden tekrar tekrar aynı güç ve inanç ile başlayabiliriz.  

Aksi durumda kalbimiz kapanıyor. Donuklaşıyoruz. Haksızlığa uğradığımızı, kandırıldığımızı, unutulduğumuzu düşünüyoruz. Enerjimizi çok çabuk bir şekilde tüketebiliyoruz. Sözlerimiz, duygularımız, eylemlerimiz de dengeyi kaybedebiliyoruz. 

Aslında yukarıda değindiğimiz konu aynı zamanda karma yogaya bir giriştir. Ancak bu başlı başına ayrı bir yazı konusudur.  

Burada kısaca değinecek olur isek; kişi kendini eylem yoluyla evrenle bir olmaya yönlendirdiğinde bu karma yogadır. Kişinin, eylemlerini ve yaptığı işleri kişiselleştirmeden, sadece kendini geliştirerek var oluşunu onurlandırmak adına, her ne yapıyorsa sonuçlarına bağımlı hareket etmeden, özveri ile işi yapmasıdır. 

Güneş hiçbir zaman “ben muhteşemim” diye doğmuyor. Sadece doğuyor.  

Çiçek “bu bölgenin en güzeli benim” demiyor. Sadece açıyor. 

Görevimiz çalışmaktır. Meyvelerini düşünerek eylemde bulunursak, bilincimiz en düşük seviyededir. Motivasyonumuz meyveler olmamalıdır.

Namaste

Etiketler:  Melek Ay