Olaylı maçı Karagümrük kazandı

Olaylı maçı Karagümrük kazandı

19 Aralık 2020 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Fatih Karagümrük'ün, geçen hafta kaybettiği Hatayspor maçının ardından vereceği reaksiyon beni meraklandırmıştı. Oynanan oyun, Şenol Can ve ekibinin bizi alıştırdığı mantaliteden bir hayli uzaktaydı. Takımda çok önemli eksikler varken, böylesine önemli bir maçta neler olacağını ben de en az sizin kadar merak ediyordum. Maçın zor geçeceği çok açık ortadaydı. Benim için, maçta birçok kırılma noktası var. Hepsine birer birer değineceğim bu yazımda maç değerlendirmesinden biraz çıkıp, maçın önüne geçen engellerden detaylı bir biçimde bahsedeceğim. 

Maçın başlama vuruşu ile Fatih Karagümrük ilk çeyrekte maça tam anlamı ile adapte olamasa da, skoru tutmasını bildi. Galatasaray’ı bir hayli geride karşılayarak kompakt bir biçimde sahaya çıkan Şenol Can ve ekibinin, sarı-kırmızılılara son ana kadar sabır göstererek, maçın içinde kalması takıma büyük bir öz güven aşıladı. Sezon başından beri ikinci bölgede etkili olarak Lucas Biglia’nın üstünden oynayan bir takımla karşı karşıyayız. Bu maç için, ikinci bölgede Badou Ndiaye gibi bir eksik olmasına rağmen, takımın taktiksel değişikliklere ne denli uygun olduğunu gördük. Yarı boyunca zaman zaman ikinci bölgeyi deneyen Fatih Karagümrük, istediğini alamayınca formatını anında değiştirerek Alparslan – Ndao ikilisi ile Galatasaray’ın sol bölgede yaşadığı zafiyeti iyi değerlendirdi. Yaratılan fırsatların hemen hemen hepsi benzer. Bana soracak olursanız maç ilk devreden de kopabilirdi. Bununla beraber Galatasaray’ın oynamasına müsaade ederek sarı-kırmızılı ekibi bir hayli yoran Karagümrük, devreye beraberlik ile girerek istediği her şeyi sahaya yansıtan taraftaydı. Maçın ilk yarısı bana Jose Morinho’nun "Bana gol atın" taktiğini anımsattı. Galatasaray, maça istekli başlamış olsa da, sert savunmayı aşamadı. Maçın başında Oğulcan Çağlayan’ın çok net bir fırsatı var. Gol olsa, çok farklı bir maç, çok farklı bir yorum katacağımız aşikâr. Topa sahip olan ama topla oynayamayan bir Galatasaray vardı ilk yarıda. Konsantrasyon eksikliği yaşayan Galatasaray maça adapte olamadı. Takımın, geçen haftayı bay geçtiğini düşünürsek, daha farklı bir performans bekliyordum. Sarı-kırmızılılar üçüncü bölgeye top taşımakta zorlandı. Pozisyon olarak kısır bir yarı izledik. Beklerin de formsuz oluşu, alışılagelmiş Galatasaray oyununun yansıtılamamasına sebep oldu.  

İkinci yarıyı beklerken "Saracchi çıkacak mı" diye düşünmeden edemedim. Karagümrük adına açıkçası bütün enerjilerini bu yarıya sakladıklarının farkındaydım. Maçın başlama düdüğü ile beraber tek pas ile gol bulan Karagümrük'ün, ilk yarıdaki pozisyonun aynısını ile sonuca gitmiş olması, Galatasaray’ın konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanıyor. Süreç, sarı-kırmızılılar için kolay olmadı. Her takım maçı kazanmak için sahaya çıkar. Cimbom denedi ama başaramadı. Buradaki temel nokta, yenilen golden sonra Galatasaray için maçın başlamış olması. Topu daha rahat bir şekilde ileri taşıdılar ama merkez bölgedeki oyuncularının formsuzluğunun kurbanı oldular. Emre Akbaba’nın yetersiz performansına karşılık uzun süre oyunda kalması, Emre Kılınç’ın ön plana çıkıp çizgiye top taşıyamaması  Galatasaray’ı kilitledi. Takım oyun disiplininden ikinci yarıda bir hayli kopunca alternatif üretemedi. Kenarda rotasyon oyuncu sıkıntısı çeken sarı-kırmızılılar, gelen oyuncular ile farklı bir taktik oluşturamayınca bu zorlu deplasmandan eli boş döndü. Bu durum, maç içinde taktiksel olarak Karagümrük’ün ekmeğine yağ sürdü desek yanlış bir tabir kullanmış olmayız. Hızlı kenar oyuncuları ile kondisyonunu çok iyi ayarlayan, rakibine göre daha fazla isteyen, arzulayan bir takım vardı sahada. Son dakikalarda fark daha da açılabilirdi. Bu galibiyet, takıma çok şey kazandıracaktır. Doğruyu söylemek gerekirse, ben Şenol Can ve ekibinin ilk haftalardaki performansını yakalayacağını düşünüyorum. Lig çok uzun Karagümrük kafası rahat top oynuyor. Bu durum bize çok farklı sürprizler yaratabilir.

Mustafa Öğretmenoğlu…. Ben genel olarak hakemleri yazılarımda , röportajlarımda konuşmayı seven bir insan  değilim fakat bu kez durum farklı. Bir takım aleyhine kaç düdük çalabilirsiniz?.. Kaç topu görmezden gelebilirsiniz?.. Hoca, "Ben herkese eşit bir hakemim" yargısı ile saçma kartlar göstererek maçın önüne geçti, fazla tahammülsüzdü. Türk futbolunun gelişmesi lazım, bu noktada tüm dünyaya zaman zaman alay konusu oluyoruz. Bir çözüm üreteceğimiz günleri bekliyorum. Merkez Hakem Kurulu bu işi, bu sorunu hızlıca çözmeli. Aksi halde, her takım, her hoca maçı bırakacak ve tek gündemimiz hakemler olacak.

Etiketler:  Futbol