Olaylar fırtınası ve zor bir yıl

Olaylar fırtınası ve zor bir yıl

3 Aralık 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

İnan Özbek

Sonlarına yaklaştığımız 2020, birçok açıdan olağanüstülüklerle dolu, "olaylar fırtınası" şeklinde geçen zor bir yıl oldu. 

Bir virüs bunca bilimsel ve teknolojik imkâna rağmen, tıpkı Orta çağ salgınlarındaki gibi hepimizi esir aldı ve çaresiz bıraktı. Yapay zekâ çağına geçmekte olan biz insanoğluna, tıp biliminin ve teknolojisinin en azından şimdilik bu noktada bittiğini gösterdi.  

Görünmez bir "seri katil olarak" her yeri dolaşan, sinsice yaklaşan bu amansız düşman, doğayı tamamen kontrol altına aldığını düşünen insana sandığından çok daha azını bildiğini ve öğrenmesi gereken çok şey bulunduğunu söyleyerek onu şaşırttı.  

Bilinmezliğinin büyüttüğü korkuyla insan zihnini allak bullak eden virüs, yaşamı bir türlü bitmek bilmeyen uzun bir korku filmine döndürdü. 

Sosyal yaşantımızı herkesin herkesten şüphelendiği ve korktuğu bir karabasana çeviren bu görünmez canavar, bireyi yaşadıklarının gerçekliğinden zaman zaman şüphe eden; gerçekle hayali birbirine karıştıran şizofrenik bir hâle yaklaştırdı. 

Bizleri yaşam biçimimizi değiştirmeye zorlayan, yerleşik sosyal kuralları alt üst eden ve iş yaşamı kurallarını da zorlayarak esneten virüs, zaten yaşamımızdaki yerini genişletmekte olan sanallığa doğru olan yürüyüşümüzü çok hızlandırıp, uzaktanlığı ve sanallığı tüm yaşamımıza yayarak bizleri adeta başka bir dünyaya taşıdı. 

Öte yandan, özellikle yaşlı insanları tıpkı sonbahar yaprakları gibi birer birer düşüren, en yakınlarını dahi göremeden yalnız ölmelerine yol açan, insanlara kayıplarının acılarını bile yeterince yaşatmayan bu virüs sonbaharın, hazan mevsiminin doğada yarattığı hüznü hepimizin kalbine, ruhuna doldurdu.  

Ardı arkası kesilmeyen ölümler, normalde toplumda şok etkisi yaratacak olan hayatını kaybeden insan sayıları, süreç uzadıkça sıradanlaştı, kanıksandı ve rakamdan ibaret kalmaya başladı. Bütün bu süreçte ölüm karşısındaki duruşumuz itici bir serinkanlılık ve bencil bir kayıtsızlığa doğru evrilerek değişti. 

Uzun bir süredir devam edegelen ekonomik sıkıntılardan ötürü ciddi gelir kaybı yaşayan ve geçim zorluğu çeken düşük ve orta gelirli insanlarımız, virüsün ekonomiyi de vurmasıyla daha da zora düşerek, kaygıyı iliklerine kadar hisseder oldu. Salgın korkusu ve buna eklenen ekonomik korkunun dayanılmaz ağırlığı altında kalan çoğu insanımız, bu durumla artan bir mücadeleyle baş etmeye çalışmakta. 

Bütün bu sıkıntıların üstüne gelen ve onlarca insanı öldüren deprem felaketi de, darmadağın bir haldeki toplum psikolojisini iyice bozarak zorluğu ve kaygıyı katmerlemiş oldu. 

Öyle bir yıl ki, çağdaşlarımız açısından benzeri görülmemiş; önceki yaşananlarla örtüşmeyen; nereye varacağı bilinmeyen; anlaşılmaz ve de tanımlanamaz oluşu, zorluğu ve ağırlığıyla eski kuşak insanlarımızın" ahir zaman" dediği, âdeta zamanın sonuna işaret eden bir sene… 

Yeni gelen yılın gideni aratmaması dileğiyle...