Okuma, izleme, takip etme

Okuma, izleme, takip etme

31 Ağustos 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

Herhangi bir spor medyası mensubu, aslında genelde medya mensubu Fenerbahçe'nin dostu değildir, olamaz, olması mümkün değildir. Bu konuda kaç tane yazı yazdım ve daha kaç tane yazmam gerekecek bilmiyorum ama Fenerbahçe taraftarının bu gerçeği bilmesi gerekiyor. 

Daha bir önceki yazım bununla ilgiliydi ama yine yazmak zorunda kalıyorum çünkü Fenerbahçeli bu tuzağa her sezon düşüyor. Pereira ilk geldiği yıl başına Persie'yi bela ettik ki sakat olarak alındığını bizzat Başkan Aziz Yıldırım söyledi. Şimdi ise üçlü defansla başlayan kurgu Mesut Özil ile devam ediyor. Ve bu kurgunun baş yardakçıları da maalesef Fenerbahçeliler. 

Medya Fenerbahçe'yi sevmez, önceki yazımda belirttiğim gibi 12 Eylül sonrası "çıkar sağlama" aracına dönüşen medya, ilkeli duruşunu koruyan ve kendisine çıkar sağlamayan Fenerbahçe ile hasım olmuştur. Elbette Fenerbahçe'nin herkese acı çektirmiş olması ve herkesin rakibi olması da bu "hasım" olma sorunsalını büyütüyor. Kısacası etiketi Fenerbahçeli olan medya mensupları bile Fenerbahçe düşmanıdır. 

Hâl böyle iken Fenerbahçe taraftarının büyük bir kısmı bu Fenerbahçe düşmanlarının peşinden koşuyor. Düşünebiliyor musunuz; Fenerbahçe'ye karşı art niyetli olduğu bilinen ve herhangi bir ortamda yapacağı tek şey Fenerbahçe'ye hakaret etmek olan birini gidip televizyonda bulup, söylediklerini can kulağı ile dinleyip, sonra da sosyal medyada adamın reklamını yapıyorlar. Mesela "fularlı Goebbels"in reytinginin ve şöhretinin tamamı böyle kazanılmıştır. Pes diyorum buna, bir tür kitlesel mazohizm vakası, nedenini bilmiyorum, anlayamıyorum, daha çok sosyal psikoloji uzmanları bunu açıklayabilir. Ama sonuç olarak Fenerbahçe taraftarı-medya ilişkisi taraftarın zaafları yüzünden hep kulübe zarar veriyor ve taraftar bir "bağımlılık" şeklindeki bu beladan kurtulamıyor.

Elbette bu durum 12 Eylül ile başlayan çürümenin bir etkisi ama 20 yıl boyunca transfer bağımlısı yapılmış, her türlü hatanın transferle ve hamasetle örtüldüğü, düşünmek yerine itaat etmeyi isteyen, transfer haberlerini kiralık kalemlerine sızdırarak özellikle genç kuşak Fenerbahçelileri robot haline getiren yönetim politikasının da bunda etkisi büyük.   

Sosyal medyada bakıp sorgulayan, düşünen, güya muhabirlerin poposunda sinek olmayan taraftarların çoğu 50 yaş ve üzeridir, ülke de benzer durumda ama benim ilgim Fenerbahçe'ye, ülke için umudumu yitireli 40 yıldan fazla oldu. 

Şimdi de Mesut üzerinden Fenerbahçe'yi parçalama politikası yürütüyorlar ve aptal diyemeyeceğim, daha çok art niyetli Fenerbahçeliler de buna yancılık yapıyor çünkü içinde azıcık Fenerbahçe sevgisi olan bu konuda herhangi bir bilgisi veya yorumu varsa bunu kamu önünde dile getirmez.  

Azıcık sosyal medya ilgisi, biraz çanağını yaladıkları eski hocalara şirin görünme ama "sıfır" Fenerbahçe sevgisi. Taraftarlık mantıklı yanı olmayan tamamen duygusal bir bağlılık, bu nedenle Fenerbahçe'ye zarar verebilecek bir şeyi aleni olarak bir propagandaya dönüştürmek bununla uyumlu değil. Belli ki içinde Fenerbahçe sevgisi barındırmıyor bu insanlar. Kast ettiğim eleştiri değil, daha Pereira'yı geldikten sonra ilk yazımda eleştirmiştim çünkü Fenerbahçe'nin iyi olmasını istiyordum. Oysa şimdi Fenerbahçe iyi ve daha iyi olacağını düşünüyorum, böyle bir ortamda "Mesut sakat değildi" demek eleştiri değil, bozgunculuktur. 

Lağım medyasına hizmet eden bu tipleri görelim ve oyunlarına gelmeyelim. 

Ben Mesut ile hocası arasında bir problem görmüyorum, varsa da benim tarafım Pereira'dır çünkü yaklaşık 23 yıl sonra artık Samandıra'da bir teknik direktör hüküm sürüyor, liderlik nitelikleri var, kararlı ve ne yaptığını biliyor. 

Böyle olunca da Fenerbahçe zaten adını ilk sıraya yazdırır çünkü çok uzunca zamandır Fenerbahçe'deki başarısızlığın adı "camianın çocuğu" adı arkasına saklanan, aslında yönetim muhbirliği ile paye kapan "ağalık" sistemiydi. Teknik direktörü, futbolcusu, osu busu çoğuna hak etmediği unvanlar peşkeş çekildi. 

Şimdi hep söylediğim gibi, PKK'lı katilleri kaçıran, TFF parasını hortumlayan bu soysuzları izlemeyin, okumayın, takip etmeyin, sosyal medyada anmayın, bırakın kendi bataklıklarında boğulsunlar. 

Ve en önemlisi içimizdeki bozguncuları Fenerbahçeli sanmayın, onlar en iyi olasılıkla ilgi mastürbasyonu yapan sosyopatlar. 

Etiketler:  Futbol