Norveç'i yıkan 'Tufan'

Norveç'i yıkan 'Tufan'

27 Mart 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Millilerimiz, müthiş bir motivasyon ile oynadığı Hollanda maçından sonra benim için grubun en zorlu maçlarından biri olan Norveç karşılaşmasına çıkarken kadromuzun az çok aynı olacağını tahmin ediyordum. Bu noktada yapılması gereken ilk etapta topa sahip olup sakin kalmaktı. Her iki takımı da değerlendirdiğim zaman, üstünlük kuracağımız yerin ikinci bölge olacağını tahmin ediyordum. Bu güzel maçın teknik analizini sizinle beraber enine boyuna inceleyeceğiz. Galibiyet kahvemizi de yanımıza aldığımıza göre, hadi gelin başlayalım…

Başlama düdüğü ile beraber alan daraltarak maça hızlı girdik. Hızlı tek pas oyunumuz Hollanda maçının kopyası gibiydi. Dürüst olmak gerekirse kafamdaki oyun stili daha farklıydı. Oyunu ilk etapta kontrol edeceğimizi, ara ara saldıracağımızı düşünüyordum. Muhtemelen bundan sonra oymayacağımız maçlarda da kontra ile öne çıkacağız. Bulduğumuz gol, daha önce çalışılmış bir organizasyon. Norveç’in stoper ikilisinin arkaya adam kaçırdığını çözen Şenol Hoca, kanatta oynayan oyuncularımızı biraz daha içe atmış. Bu, takımın hücuma çıkarken daha fazla adamla çoğalmasına sebep oluyor. Burak Yılmaz’ın savunmayı öne çekişi ve Yusuf’un attığı koşu Norveç savunmasının doğru yerleşememesine sebep oldu ve Ozan Tufan içeride çok rahat pozisyon aldı. Bireysel performansına yazımın sonunda ayrıca değineceğim. Golü bulduktan sonra aynı temponun devam etmesi beni memnun etti. Özellikle Berg–El Younoussi ikilisine orta sahada yaptığımız baskı ile top göstermediğimizden ilk yarı, "dünya yıldızı" olarak gösterilen Erling Haaland istatistiksel olarak sınıfta kaldı. 

İlk yarı özelinde takımı övdüğümüz kadar "kendimce" eksik gördüğüm yanları da paylaşmak isterim… Golünü atan ve genel olarak iyi bir performans sergileyen Çağlar Söyüncü’nün zaman zaman duruş konusunda etkisiz kaldığını gözlemledim. Ofsayttan iptal edilen golde, arkaya adam kaçırması ve Sörloth’un direkten dönen topunda markaj konusunda bir tık eksisi vardı. Kırk beş dakikada iki gol bulan Ay-Yıldızlılar, hem saha içi hem de mental üstünlüğü ele alarak içeri girince "Bu maçı aldık’" dedim.  

Dikkatimi çeken detaylardan bir tanesi de, takımın her koşulda gol bulabileceğinden emin olması. İlk yarıda ne zaman kaleye gitsek tehlike yarattık. Topla oynayarak Norveç’i koşturduğumuzdan, maçı izlerken çok fazla "Norveç’" istatistiği çıkarmama gerek kalmadı. Okay Yokuşlu’nun yapmış olduğu pas araları sayesinde Ozan Tufan’ı daha rahat bir şekilde on numara pozisyonuna yakın oynatmak çok bana kalırsa Norveç’i tıkayan hamle oldu. Norveç, zaman zaman topla oynasa da, her mevkiinin birbirine yakın oynamasından dolayı üçüncü bölgede çoğalmalarına müsaade etmedik. İki farklı skorun vermiş olduğu rehavetten kaynaklı yapılan hataları da gayet normal karşılıyorum. İkinci yarı için kafamdaki düşünce tempoyu düşüreceğimiz yönündeydi. Birkaç temel değişiklik ile takımın fazla yorulmaması gerektiğini düşünüyordum.  

İkinci yarı başladığında Norveç’in daha fazla üstümüze geleceğini biliyordum. Bu durumda rakibinizin size üstünlük kurmak istemesi normal karşılanabilecek bir durum. Beklerini oyuna katarak sağlı sollu ortalar ile etkili olmayı denemek Norveç Milli Takımı için büyük bir hata oldu. Çağlar–Kaan ikilisi hem fizikli hem de uzun oyuncular. Muhtemel düşünceleri, Haaland’ın ceza sahası içindeki üstünlüğünden faydalanıp Sörtloth’u kullanmaktı ama her iki forveti de muhteşem marke ettiğimizi düşünüyorum.   

Oyunun kontrolünü bir bölüm için elimizde tutamasak dahi, Hollanda maçında yapmış olduğumuz hataları yapmadık. Bu noktada konsantrasyon eksikliği yaşamadan, oyun temposunu kırarak, alan daraltan Güneş’in öğrencileri, oyunu ortaladığı an, golü buldu. Anlaşılan o ki, bu denemeleri sık sık yapacağız ve işe yarayacak. Üç farklı skordan sonra gelen değişiklikler ile 4-1-4-1 sistemine dönen Milli Takım iki oyun kurucu özellikli oyuncunun aynı anda oyundan çıkmasından sonra ileri gitmeyi pek düşünmedi.

Ozan Tufan….. Beşiktaş maçı ile başlayarak performansının her geçen gün üstüne koyuyor. Oyunu kontrol etmesi, bölge geçişlerinde ‘"gölge" görevi görerek açık kapatması ve skor alması…. Bir orta saha daha ne yapabilir? Geçmiş yıllarda psikolojik olarak kendini hazır hissetmediğinden çok eleştiri almıştı. Bana soracak olursanız şu an "box-to-box" rolünü en iyi oynayan "Türk" merkez orta saha. Attığı gollerin sürpriz olduğunu düşünmüyorum. Üç maçta attığı golü de ayrı ayrı analiz etmek için defalarca izledim. Ayağının üstü ile bombeli olarak çok sert bir şut çıkarıyor. Topa verdiği falso inanılmaz derecede iyi. Bu yeteneği Türk futboluna kazandırdığı için Sergen Yalçın’a teşekkür ediyorum. Hiç abartmıyorum, Avrupa’da olsa astronomik bonservis bedelleri konuşuluyordu.

Son yarım saat için takımın kendini yormamış olması gayet doğal. Önümüzde çok kritik bir Letonya maçı var. Bu durumda hız kesmeden aynı format ile devam etmeliyiz. Önceki yıllarda Milli maçları izlerken "Acaba bu takımdan kaç yiyeceğiz" diye düşünüyordum. Yalan yok, her maç elim yüreğimdeydi. Bu jenerasyon, öz güven açısından bambaşka bir seviyede.

Ülkemizde her zaman sık sık tartışılan yabancı sınırı umarım artık rafa kalkar. İlk on bir oyuncumuzun dokuz tanesi Avrupa’da. Oyunumuzun nasıl geliştiğini, bireysel performansların nasıl arttığını görmeyen var mı?.. Umuyorum ki, bu durum altyapı sorunumuzun da çözüme ulaştığı bir başka jenerasyon ile devam eder. Bir vatansever olarak açık söylemeliyim ki, rakiplere korku salmak, anlaşılmaz olmak beni çok mutlu ediyor... 

Sizce, Letonya maçında Milli Takım ne yapar?..

Etiketler:  Futbol