Niye direniyor?

Niye direniyor?

11 Kasım 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Mustafa Kemal Eriç

Donald Trump artık bütün dünyanın kabul ettiği Joe Biden’in seçimi kazandığı gerçeğini neden inkâr ediyor?

Beyaz Saray’daki yakın çevresinden tutun Senato’daki Cumhuriyetçilere kadar, normalde aklı başında sayılacak bir sürü insan, neden Trump’ın seçim sonuçlarını anlamsızca yadsımasına destek veriyor? Gerçekten seçim sonucunun tersine çevrilebileceğine inanıyorlar mı?

Kısa yanıt: Hayır.

Trump dahil Cumhuriyetçi kanattan hiç kimse seçim sonucunun doğru olduğunu aslen inkâr edecek durumda değil ama inkarına destek vermek zorundalar. Nedenleri ise birden fazla. 

Önce Trump’tan başlanırsa: Geçen yazımızda Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’nin karakterine vurduğu damgaya ve kendi adını bayraklaştıran popülist dalgayı yaşatmak için elinden geleni yapmayı planladığına değinmiştik. Joe Biden’in seçim zaferini yadsımak bu kampanyanın ilk salvosu. Biden’ın başkanlık seçimi zaferine çamur atarak toplumdaki gerilimi artırmak, bölünmüşlüğü tırmandırmak ve kendisinin seçim yolsuzluğu mağduru olduğu sanısını insanlara gerçekmiş gibi kabul ettirebilmek. 

2016’da kazanırken 63 milyon, 2020’de ise kaybederken 71 milyon oy almış olan Trump Cumhuriyetçi Parti örgütünde ve partili Kongre üyeleri ile senatörleri arasında o kadar güçlü bir nüfuza sahip ki, bu kampanyasında destek vermeyenler gelecek seçimde aday gösterilmek için onun desteğini alamayacaklarından çekiniyor. Şu tablo durumu yeterince açıklamıyor mu: 48 Cumhuriyetçi Partili senatörden sadece dördü (onlar da Trump’ı hiç bir zaman takmamış olan dört senatör) dışında hiç kimse, Temsilciler Meclisi’ndeki bir iki Cumhuriyetçi üye dışında da hiçbiri Joe Biden’a kutlama mesajı göndermedi. 

ABD’nin sözde demokrasisinin uluslararası platformdaki çehresi olması gereken Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da yangına körükle gitmekte sakınca görmedi ve bir basın toplantısında gazetecilere “Trump’ın ikinci başkanlık dönemine pürüzsüz bir geçiş olacak, hiç merak etmeyin” dedi. 

Kendisi ve yandaşları ne kadar inkâr etse de, ister istemez 20 Ocak’ta Beyaz Saray’dan ayrılacak olan Donald Trump, bundan sonra bölücü, ayrıştırıcı, ötekileştirici ne kadar söylem kullanabilirse kullanarak, siyaset gündeminde kalmak için büyük bir mücadele verecek. 

Bizzat Cumhuriyetçi Parti’nin 2024 seçimlerinde yeniden aday olmak veya adayın belirlenmesinde tüm ağırlığını kullanmak için parti örgütünü gerekirse hallaç pamuğu gibi atmaktan çekinmeyeceği bilinen Trump’ın gazabına maruz kalmak yüksek bürokrasi ve parti içinde hiç kimsenin göze alamayacağı bir tehlike haline gelmiş durumda. 

Bu aşamadan sonra beklenen, önce avukatlar ordusunun açtığı davaların reddedilmesiyle yavaş yavaş Trump’ın aklının başına gelmesi ve sonra başta damat Jared Kushner ve Senato’nun çoğunluk lideri Mitch McConnell gibi üzerinde etkili kişilerin telkinleriyle gecikmiş bir devir teslim töreninin şu veya bu şekilde  sonuçlandırılarak 20 Ocak’taki yemin törenine ulaşılması. 

Ama şurası belli oldu ki Trump daha bir çok yazı ve yazının konusu olarak gündemde kalmaya devam edecek, Amerikan toplumunda gerilimi ve bölünmüşlüğü koruma/tırmandırma pahasına....