Ne umduk ne bulduk

Ne umduk ne bulduk

23 Aralık 2020 Çarşamba  |   Mentor

Mentor

Ben insanlara değil sisteme inanırım, Ali Koç'a da o yüzden inandım. Koç Holding A.Ş. gibi kurumsal kültür ve sistem oluşturma konusunda Türkiye'nin en iyisi sayılabilecek bir kültürden geliyordu. Nepotizme (adam kayırma) yer olmayan, ailenin duygusal kararları ile şirkete zarar veremediği mantık ve sistemin hakim olduğu bir kültürden geliyordu ve Fenerbahçe'yi de öyle yönetmesini beklemek mantıklı olurdu ama sadece beklemekle kaldık ve beklentimiz hayal olarak kaldı. 

Ali Koç'tan beklentimiz Fenerbahçe'yi sahip olduğu konuma uygun, kendini ispat etmiş, adı söylendiğinde tartışılamayacak isimlere teslim etmesiydi.  

Bu seçimleri yaptıktan sonra da işlerine karışmayacaktı ve onları takip ederek, her sorumluluk hesap vermek zorunluluğu içerir gereği aksiyonlarının nedenlerini, niçinlerini sorgulamasını bekleyecektik. Elbette Ali Koç bir futbol "dâhisi" olmadığı için yanında danışmanları olacaktı. Açıkçası bu danışmanlardan beklentim Türk futbolunun seviyesizliğine ve eğitimsizliğine bulaşmış, ahbap çavuş ilişkilerini sistem olarak gören eski Fenerbahçeli futbolcular değildi. İsim söylemeyi doğru bulmuyorum ama dünya futbolunun zirvesinde bulunmuş birilerini bekliyordum.  

Çok başarılı bir iş adamının yaşamını okumuştum, "Başarılı olmamın en önemli nedenlerinden biri seçtiğim insanların seçimlerine asla karışmamamdır..."  diyordu. Çünkü başarı bir ekip ve güven işidir eğer seçtiğiniz kişinin iş yapış tarzına karışırsanız işi o değil siz yapmış olursunuz. 

Bir başka yönetim ilkesine göre, eğer pozisyonlara daha alt seviyede başarılı olmuş insanları getirirseniz sonunda herkes geldiği noktada beceremediği bir işe sahip olur ve şirket batar. Burada amaç şu: Göreve kimi getireceğinize geçmiş başarılara göre değil ,o görevin tanımı neyi gerektiriyor ona göre karar vermelisiniz. 

Ali Koç bunları bilir ve uygular diye düşünmüştük, ya bilmiyormuş ya da ilk defa aile baskısından kurtulunca "Ben yaptım oldu tarzına dönüp kendini rahatlatmak istedi..."

Cocu'yu getirdi, çok doğru işti ama yanına Volkan Demirel'i ve Aykut Kocaman'ın ekibini monte ederek daha başlangıçta onu başarısızlığa mahkûm etti. Yani en temel yönetim ilkesini bozdu çünkü sorumluluk verdiği kişi kendi seçimlerini yapabilmeliydi. 

Getirdiği Comolli ayrılırken yaptığı açıklamada, "Başkan futbolcuları kendi almaya başladı" diyordu. Ayrıca Comolli döneminde gelen futbolcuların hepsi kariyerli oyunculardı, bizden gittikten sonra da performanslarında müthiş yükselme oldu. Peki başarısız olan Comolli miydi yoksa çağdaşlıktan uzaklaşıp arabesk yapıya yönelen Ali Koç muydu? Bence Ali Koç'tu çünkü PL'de (İngiltere Ligi) sisteme ve işleyişe inanmış futbolcuları Volkan Demirel'in yönettiği Samandıra'ya attın, sonuç belli. Bizde dökülen Moses, Ayew, Slimani bizden gidince harikalar yarattı. 

Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel'e karşı değilim ama internette araştırdım eğitimleri sanırım lise seviyesinde, ayrıca uluslararası başarıları yok ve bu görevlerde kendilerini ispat etmemişler. Daha önce kulüp politikalarına karışmış olmaları ve teknik direktör kovdurma, başkan ajanlığı ve soyunma odası kavgaları gibi çok da nitelik sayılamayacak vasıfları cabası. Ayrıca ikisi de, özelikle Volkan Demirel Fenerbahçe tarihinin en başarısız dönemlerinde yer almış birisi. 

Efendim bütün dünyada eski futbolcular görev yapıyormuş... Onların alt yapı eğitimleri düşünülünce aynı şeylerden bahsedilmediği çok açık. Mesela Beckenbauer 14 yaşında Bayern Münih'e katılmış, engellilere ve muhtaç olan çocuklara yardım eden bir vakfı var yani çok farklı şeylerden bahsediyoruz. Bütün eski futbolcuları aynı sanmak büyük hata, onlar sistem içinde futbol dışında da eğitim alarak yetişmiş insanlar. 

Emre Belözoğlu'nun ilk öğretmeni Fatih Terim ki, çok da iyi bir referans sayılmaz.   

Hatalara devam etti Ali Koç... 

Sonra Ersun Yanal, onun da ekibine zorla Volkan Demirel ilave edildi. 

Sonra Erol Bulut, aynı hata tekrar edildi. 

Birincisi Fenerbahçe "Ben kendi ekibimi seçerim" diyecek öz güvene sahip olmayan hocayla çalışmaz, ikincisi başarılı ekipler bozulmamalı. 

Ersun Yanal ve Erol Bulut dönemi futbolcular dahil her şey farklı ama sahada oynanan yetersiz, isteksiz ve rezil futbol aynı. Ersun Yanal çok daha kötü kadrolara çok daha iyi futbol oynattı, Erol Bulut da öyle, peki farklı olan ne? Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel. Sorun çok açık: Sahada oynanan şeyin Ersun Yanal ve Erol Bulut'a ait olduğunu söylemek çok akıllıca olmaz. 

Kısacası Ali Koç Fenerbahçe'yi daha çağdaş yönetmek yerine eskinin "ben yaptım oldu" anlayışını ve ilkel profesyonel seçim kriterlerini ve kayırmacılığı aynen sürdürdü. Kulübü tek başına yönetiyor. Kısacası ne Cocu ne Ersun Yanal ne de Erol Bulut başarısız oldu, başarısız olan Ali Koç'un Fenerbahçe'ye uygun gördüğü ilkel yönetim anlayışı ve seçimleri. Bu seçimlerle daha iyisini yapması da olanaksız...

Etiketler:  Futbol