Ne ekersen onu biçersin

Ne ekersen onu biçersin

20 Nisan 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

Avrupa Süper Ligi gibi bir kavram ortaya çıktıysa bunun sorumlusu futbolun kirlenmesine ve yarattığı değerin futbola değil de bir avuç "futbol ağası"na gitmesine yol açan UEFA ve FIFA'dır. 

Bugün futbolun hızla güç kaybetmesine ve kitlelerden uzaklaşmasına neden olan, FIFA ve UEFA'nın kontrolsüz, mafyatik ve organize suç örgütü haline gelmiş yapısıdır. 

Neresinden başlasam bilmiyorum... 2015 "Fifagate skandalı" var. Tüm FIFA yönetimindekiler 200 milyon dolar civarında bir rüşvet aldıkları için mahkum oldu. 

Aynı dönemde UEFA'da görev yapan ve 3 Temmuz sürecinde UEFA yönetiminin tamamına yakını Platini, Villar, İnfantino vs. görevi kötüye kullanma, haksız kazanç, adalete engel olma ve rüşvet alma suçlarından ya mahkum oldu ya da yargılanıyor. 

Ülkemizde bu çürümüşlüğü ilk fark eden Haluk Ulusoy oldu ve UEFA'yı parmağında oynattı. Bu sayede TFF'yi çiftlik gibi yönetti, istediğini şampiyon yaptı, istediğini CAS hakemi. 

UEFA ve FIFA'nın pislikleri bunlarla bitmez...

Mesela Hakem Komitesi üyeleri-eskileri dahil-dolgun maaşla federasyonlara danışmanlık yapar, sonra her ne hikmetse o ülke federasyonun hakemleri UEFA turnuvalarında boy gösterir, öne çıkar. Hakemlik falan önemli değildir, yeter ki danışmanınız iyi olsun. 

Bir de "spor yargısı" denen ucube var. CAS sanki bağımsız bir kurummuş, UEFA ve FIFA'ya hukuki açıdan ayar veriyormuş gibi görünür, oysa koca bir yalandır. CAS hakemlerinin çoğunu UEFA ve FIFA ilişkileri belirler, bu hakemlerin çoğu avukattır ve aynı zamanda ücreti karşılığında serbest avukatlık yapar ve çoğu UEFA ve FIFA'daki dostlarına müteşekkirdir. Yani dolgun ücretle bir avukat tutarsanız CAS, UEFA ve FIFA'da yolunuz açılır. 

UEFA ve FIFA İsviçre'de yerleşiktir. FIFA Başkanı İnfantino "Fifagate" savcısı Lauber'le pozisyon karşılığı hukuksuz ilişki içerisine girdiği gerekçesiyle soruşturuluyor. Ama sorun bundan çok öte, sadece UEFA geçen yıl 5 milyar euro civarında İsviçre bankalarından para geçirmiş, UEFA ve FIFA'nın milyarlarca doları bu bankalarda yatıyor. 45 tane daha spor üst yönetim kurumu İsviçre'de yani İsviçre ekonomisine katkıları büyük. O yüzden de İsviçre adalet sistemi bunlara karşı 3 maymunu oynuyor. Zaten "Fifagate skandalı"nı da FBI ortaya çıkarmıştı. 

İngilizlere bir şey diyemem ama bu kirli düzenin meyvesini en çok İspanyollar yedi. Platini yönetiminin ikinci adamı Villar aynı zamanda İspanya Futbol Federasyonu başkanıydı; hem İspanyol takımlarını korudu hem de kesesini doldurdu. Sonunda rüşvet ve görevi kötüye kullanmaktan tutuklandı, şimdi oğluyla birlikte yargılanıyor. 

Villar'a bir paragraf açmak lazım çünkü 3 Temmuz'da UEFA'nın başında Platini'den sonra ikinci adamdı ve Fenerbahçe dosyasının UEFA müfettişi, Villar'ın oğlunun ofisinde çalışıyordu. Çok uzatmadan söyleyeyim, UEFA'nın Fenerbahçe kararı satın alınmış bir karardır. 

Gelelim Şampiyonlar Ligi'ne...

Bildiğiniz gibi ilk kurulduğu yıllarda sadece ülke şampiyonları bu lige gider ve eleme usulü oynanırdı. Sonradan gruplar, 1996-1997 sezonunda ise ülke puanı uygulaması konuldu. 

İlginç, 1997 yılında da Haluk Ulusoy federasyon başkanı oldu. 

Aslında yeni Şampiyonlar Ligi formatı tamamen küçük liglerin aleyhine, büyüklerin lehineydi, bugünkü zengin-fakir kulüp ayrımını yaratan da bu oldu. Küçük liglerin federasyonları buna karşı çıkmalıydı, özellikle hızla güçlenen bir ligi olan TFF ama nedense çıkmadı. Niye karşı çıkmadı, ne oldu, karşılığında ne alındı bilmem ama çok yanlıştı. 

TFF hâlâ da bu konuda bir şey yapmıyor; gelecek yıllarda Türkiye şampiyonu artık "ikinci sınıf" bir takım olacak.  

Ayrıca eskiden çok önemli bir organizasyon olan Avrupa Kupa Galipleri turnuvası da giderek ikinci sınıfa düşürüldü ve rekabet çok daha dar alana sıkıştı. 

Şimdi artık tamamen semirip güçlenmiş zengin kulüpler daha fazlasını istiyor. Bunun sorumlusu da buna itiraz eden UEFA ve küçük liglerin federasyonları. 

Bence, geldiğimiz noktada Avrupa Süper Ligi'nin ama bugün ama yarın hayata geçmesi, UEFA ile FIFA'nın ise yok olması kaçınılmaz.  

UEFA kendi kendini tüketti ama gelinen noktada biraz daha derin düşününce Türk futbol tarihinin nasıl şekillendiği de net ortaya çıkıyor. 

Bir çok konuda eleştirdiğim Aziz Başkanıma da burada saygılarımı gönderiyorum. Tüm bu çürümüşlüğü ve ahlaksızlığı bildiği halde ne öncesinde ne de 3 Temmuz'da bu ahlaksız sistemi kullanmayı düşünmedi, sadece adalet istedi, avukatlara, CAS hakimlerine güvendi. mücadele etti. Ortaya çıkan sonuç ise sadece UEFA'nın ahlaksız olduğunun teyididir. 

Gerek Fenerbahçe gerekse Aziz Yıldırım bu dava için rahatlıkla 10 milyon dolar ayırıp Villar'ın oğlunun avukatlık ofisinden bir avukat tutup Fenerbahçe davasını satın alabilir, istediği rakibini mahkum ettirebilirdi. Yapmadı ve ben Fenerbahçeli olmaktan bir kez daha gurur duydum. 

İşte sizin UEFA ve FIFA'nız futbolun katilleri, "UEFA karar verdi" dediğiniz çöplük, bataklık, pislik. Utanın diyeceğim ama neyinden utanacaksınız ki zaten onun parçası olmuşsunuz.

Sadece Fenerbahçe... 
 

Etiketler:  Futbol