'Naylon torba' denizanası

'Naylon torba' denizanası

19 Şubat 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Dr. Nevin Sütlaş

Denizin yüzeyinde ters dönüp şişmiş bir naylon torba gören çoktur. Çöplerimizi denize boca etmeyi sevdiğimizden buna benzer benzemez ne çok çeşit çöpümüzle karşılaşıyoruz denizlerimizde. Atarken iyi de, kurtulmak istediklerimizle yeniden karşılaşmaktan nedense hiç hoşlanmıyoruz. “Deredir götürür, denizdir eritir, topraktır çürütür" sandıklarımızı doğa suratımıza fışkırtı fışkırtıveriyor. "Ben yapmadım ki o yaptı" diyerek ortak suçtan arınmaya çalışıyoruz. Marifetimiz ortada; okyanuslar sandığımızdan çok daha kirli. Kirli lafı da yetmez, çok kirli, kipkirli… 

Ancak bu kez durum da, konu da biraz farklı. 

Kızım geçen gün Atlas Okyanusunda yüzerken böyle torbamsı bir şeye yaklaşınca ne görse beğenirsiniz; bir denizanası. Ama sahiden de naylon torba kılığına bürünmüşü. Kızım su ürünleri mühendisi olduğu halde hiç böylesini görmemiş. Çünkü Türkiye’de eğitim aldığı için öğrendikleri de bizim denizlerimizle sınırlıymış; yaşasın eğitimimizin evrensel boyutu… 

Neyse, kızım bu denizanasını merak ederek iyice yanına sokulmuş. Yetmemiş, "İnceleyeyim şunu..." diyerek kumlara doğru sürüklemeye niyetlenmiş. Böylece almış boyunun ölçüsünü; denizanasının tentakülü (*) bacağına yapışmış. Epeyce canı yanmış. Onun sayesinde ben de bu canlıyla ilk kez tanıştım. Sizi de tanıştırayım: 

Bilimsel adı Physalia Physalis ama “Portekiz Man O’War"ı diye bilinirmiş.  (Avustralya'dan yazan bir dostum orada "Bluebottle Jelly Fish" diye bilindiğini söyledi) Akrabasıysa da asla bir deniz anası değil bir sifonoformuş. Bunlar, bir araya gelip tek bir hayvanmış gibi ortaklık kuran ama farklı görevler üstlenen bir grup canlıymış. Manowar'un böyle dört farklı parçası olurmuş ki her bir bölüm başka bir işten sorumluymuş. Yüzmek, avı yakalamak, beslenmek ve üremek her bir parçanın ayrı göreviymiş. Denizin dalgalarını ve rüzgârı kullanarak bin tanesi falan bir arada yüzerek ilerlerlermiş. Suyun yüzeyinde naylon torba gibi görünen kısımları bu amaçla şişirilmiş yelkenlileriymiş. Zaten bunlara bütün yelkenlerini fora etmiş 18. Yüzyıl Portekiz savaş gemilerine benzetilerek bu isim verilmiş. Çoğunlukla tropikal, subtropikal denizlerde bulunur; en çok Hint ve Atlantik Okyanusunda rastlanırmış.  

Açık mavi, morumsu pembemsi olan ve balona benzeyen çıkıntıları suyun yüzeyinde 15 santim kadar yükselir, bu su üstü balonlarının altında da bir buçuk metre kadar uzunluğu olabilen tentakül ve polipleri gizlenirmiş. Çok sayıdaki bu upuzun sallantıları sayesinde kendisinin çok uzağında bile olsa pek çok deniz canlısını zehri ile felç ederek avlar, bu zehirlenme ile küçük balıklar anında ölürmüş. İnsana çarpması çok ağrıya neden olurmuş. Ciltte değdiği yerde şerit şeklinde yanıcı türde ağrılı bir kızartı oluşturur, nadiren de ölüme neden olabilirmiş. Çok güçlü bir Man O’War, kıyıya vurmuş bile olsa çarpabilir, haftalar boyunca sahilde sağ kalabilir ve  hâlâ çarpabilirmiş.  

Kızım, eğitim eksikliğinin ve merak fazlalığının cezası olarak, günü epeyce canı yanarak geçirdi. Kediyi öldüren merak lafının anlamı da bana ilk kez malum oldu. Gene de ne o ne ben, merakımızın peşinden sürüklenmekten vazgeçecek değiliz elbette. Ancak bilgiye dayanmayan cesaretin bedeli de ağır olabiliyor işte. 

Bu arada denizanası çarpanlara sirke sürmeleri, yanan yeri sirkeli suda tutmaları ya da soğuk uygulamaları önerilir. Tersine sıcak uygulamak gerektiğini de yakın zamanda öğrenmiştim. Sirke veya soğuk uygulamak durumu kötüleştiriyormuş. Ancak ben konunun uzmanı değilim; tecrübe edenlerin yalancısıyım. Siz siz olun güvenilir kaynaklardan kontrol etmeden bu bilgiye inanmayın. Bir sürünün içine düşüp çok sayıda çarpılmak vb. gibi aşırı zehre maruz kalınan durumlarda acilen hastaneye gitmek gerektiğini de sakın unutmayın.  

"Karda kışta bu ne muhabbeti" diye de benle sakın kafa bulmayın. Malumunuz biz Florida'dayız. Sizin de önünüz yaz. Bilginin ne zaman lazım olacağı hiç belli olmaz.

Son olarak bu yazıyı okuyan birçok arkadaşım Ege denizinde çok farklı yerlerde benzer biçimde gördüklerini bildirdi. Demek ki denizdeki naylon torba ya da balon görünümlü şeylerden kaçabildiğimizce kaçmalıyız.  

Bu deniz canlısını görmek isteyenler için:

 



(*) Omurgasız hayvanların başında bulunan, dokunmaya, tutmaya yarayan hareketli uzantı.