Müzik emekçileri ile dayanışmaya var mısınız?

Müzik emekçileri ile dayanışmaya var mısınız?

17 Haziran 2021 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Ercüment Gürçay

Pandemiyle birlikte birçok sektör gibi müzik sektörü de kriz dönemine girdi. CHP Milletvekili Gamze Taşçıer geçen yıl sorunu Meclis'e taşıdı. Müzik-Sen’in verilerine göre ekonomik kriz ve devamında yaşanan pandemi ile intihar eden müzik emekçilerinin sayısı yüze yaklaşmıştı. Taşçıer açıklamasında müzik emekçilerinin pandemi sonrası ne yapacaklarını düşünemediklerini, sigortaları yapılmadığı için hiçbir güvencelerinin olmadığını ve ne bugüne ne de geleceğe güvenle bakabildiklerini ifade ediyordu. Bu açıklamayla kamuoyu sorunun ciddiyetinin farkına vardı. Aslında müzik emekçilerinin sorunu bugün başlamadı. Ekonomik kriz ve pandemi bu sorunu görünür hale getirdi. 

Müzikseveri, müzisyeni çok olan bir ailede büyüdüm. Onlarla başlayan sonra hasbelkader NEFAN’da (1982-83), müzik öğretmen okulunda (1983-85), Ruhi Su Dostlar Korosu ile sahnede (1988-2012), çeşitli organizasyonlarda sahne arkasında, kısa bir dönem bir meslek örgütü olan MÜYAP içerisinde (2010) ve Hayat Ajans’da CRR için hazırladığımız konserlerde (2010-2012), meslekten öte daha çok bir “müziksever” olarak doyasıya yaşadığım müzikle dolu dolu geçen günlerim bugün Açık Radyo’nun mikrofonları karşısında devam ediyor. Tüm bu hikayeden şu sonucu çıkardım: Müzisyenlik bir meslek olarak hak ettiği değeri henüz görebilmiş değil. 

Çocukluğumdan hatırlarım; “Kızın gönlüne bırakırsan ya davulcuya, ya zurnacıya kaçar!” denirdi. Bu ‘bilimsel’ deneylerle kanıtlanmış mıdır, bilemiyorum, ama sözün kendisi ataerkil bir dikteyi içermesi hasebiyle de sorunlu bir dili içeriyor. Bugüne kadar bu sorunlu dile cevabı kadınlar gayet güzel verdiler ve vermeye de devam ediyorlar. Örneğin yengemin gönlü müzisyen ağabeyimi tercih etmişti, hatta bir dönem ülkenin cumhurbaşkanının kızı bir davulcuyla hayatını birleştirmişti. 

Bu özlü sözün sorunlu ‘özünü’ bir tarafa bırakırsak, insanımızın müziğe ve müzisyene verdiği değeri gösteren bu söz yadsınamaz bir gerçeği de içeriyor: Müzik emekçilerinin geleceğe dair hiçbir güvencesi yok! 

Pandemiyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sahne sanatlarını olumsuz etkilendi.  Müzik emekçileri de bu olumsuzlukta paylarına düşeni aldılar. Güvencesiz oldukları gerçeği bu kez sert bir biçimde kendisini hissettirdi. 

Sektörün ana geçim kaynağı konserler. Müzisyenler pandeminin başladığı geçen yıl mart ayından itibaren sahneye çıkamıyorlar. 

Müzisyenlerin bir diğer gelir kaynağı da albüm satışları ya da dijital platformlardan elde edilen telif gelirleri. Avrupa’da her yıl 12 milyon euro telif geliri toplanırken bu rakam ülkemizde çok az, 80 milyon lira civarında. Kayıp çok yüksek. Pandemi döneminde oteller, barlar, lokantalar, gece kulüpleri kapalı. Zaten yeteri kadar toplanamayan telif gelirleri sorunu, telifin ana kaynağı olan bu umumi mekânlar da kapanınca daha da büyüdü. Pandemi yüzünden kapalı olan bu mekânlardan alınamayan miktarın neredeyse müzik meslek örgütlerinin gelirlerinin yüzde kırkına karşılık geldiği söyleniyor. Bu yüzden bu meslek örgütlerinin müzisyenlere ve diğer üyelerine desteğinde ciddi düşüşler söz konusu. 

Sektörde sadece müzisyenler yok 

Müzik sektörü denince akla sadece müzisyenler geliyor. Oysa ki orkestrasından sesçisine, ışıkçısından rodisine, menajerinden ulaşım görevlisine, mekân çalışanlarından mekân etrafındaki seyyar satıcılara kadar müzik sektörü pastasının pek çok dilimi var. Yaklaşık 600-700 bin kişiden söz ediyoruz. 

Sektörün bileşenleri geçen yıl ekim ayında sosyal medya profil fotoğraflarını yaşadıkları sorunları dile getirmek amacıyla kırmızı renge bürümüş ve yayımladıkları ortak bildiride, “Etkinlik/eğlence sektöründe kendilerine ait olmayan hatalar ve mevcut süreç nedeniyle işsiz kalan insanlarla dayanışma/birlik içinde olacağız” demişlerdi. 

Kriz ve çözüme dair arayışlar sürerken İstanbul Valiliği‘nin aldığı kararla 14 Eylül itibarıyla açık hava konser, festival ve etkinlikleri de yasaklanmış, bu kısıtlama, hava sıcaklıkları ve salgın sebebiyle ancak açık havada konser verebildiklerini söyleyen müzisyenlerin tepkisini çekmişti. 

Mor ve Ötesi grubunun solisti Harun Tekin‘in Twitter’da yaptığı paylaşım da müzik camiasında destek gördü. Tekin, sektörün zor günler geçirdiğini, “Sevgili halkımız, sahne ve müzik bitmek üzere, haberin olsun” sözleriyle ifade ediyordu. 

Pandemide yalnız bırakıldıklarını düşünen bazı müzisyenler “Olta” isimli albüm serisinde buluşup albümün tüm gelirinin salgın sürecinde müzisyenlere ve sahne çalışanlarına verilmesini hedefliyorlardı. 

Psikolojik sorunlar da çözümsüz 

Kimi müzisyenler geçimlerini jingle ve seslendirmelerle sürdürmeye çalışıyorlardı ama reklam sektörünün gidişatı da pek parlak değildi. Müzisyenler arasında bambaşka sektörlere yönelenler oldu. Örneğin Jehan Barbur geçinebilmek için takı yapıp sattığını söylüyordu bir söyleşide. Bugün de kimisi özel dersler vererek, kimisi çalgılarını satarak, kimisi ailesinden destek alarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor 

Geçen yıldan bugüne yaşamına son veren müzik emekçilerinin sayısının bilinenler dışında bugün iki yüze yaklaştığından söz ediliyor. 

Sürekli olarak sahnede olan insanlar için sahneye çıkamamanın ekonomik olduğu kadar psikolojik sonuçları da var. Davulcu Nihal Saruhanlı konserlerin azalması sonrası devletten beklentilerin arttığını söylediği söyleşide meslek birlikleri, müzisyen platformlarını kullanarak müzisyenlere ulaşmalı, her müzisyenin mağduriyet durumuna göre çeşitli yardım paketleri ile katkı sağlamaları; müzisyenliğin de bir meslek grubu olduğunu idrak etmeleri; Kültür Bakanlığı‘nın seslerini duyduğuna dair bir işaret vermesini beklediğini ifade ediyordu bu söyleşide. 

Meslek birliklerinin müzisyenlere doğrudan maddi yardımda bulunmasının, bağış kampanyaları açmasının önünde yasal engeller var. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise Türkiye’de yardım ve bağış toplanmasına dair bir yetkilerinin bulunmadığını ve muhatabın İçişleri Bakanlığı olduğunu belirtiyordu. Bakanlık yetkilileri 2020 yılının ilk sekiz ayında müzik sektöründe 27 proje için 6 milyon 690 bin TL mali destek sağladıklarını söylüyorlardı. Bir de bazı vergi indirimlerinin yapıldığını biliyoruz. 

Destekler yeterli değil 

Kültür Bakanlığı pandemi başladıktan 9 ay sonra, geçen yıl Aralık ayında meslek birlikleri ile yaptıkları toplantıda müzisyenlere yönelik bir proje üzerinde çalıştıklarını açıklamıştı. Bakanlık yetkililerinin 11 Aralık’ta yaptığı açıklamayla dağ fare doğurdu ve projede yer alan müzisyen, müzik emekçileri, yorumcu ve eser sahiplerine ocak ayından itibaren biner lira ödeme yapmaya başlayacaklarını duyurdu. Yüz binlerce mağdurun olduğu sektörde sadece 24 bin beş yüz müzisyen ayda biner lira almaya hak kazandılar. Geçenlerde bu sürenin bir ay daha uzatıldığı bilgisi paylaşıldı. Ya sonrası? Avrupa’da müzisyenlere geri ödemesiz krediler açılır, maaşa bağlanırken ülkemizde kredi almada kolaylık, geri ödemede erteleme veya kısa vadeli küçük ödemelerle sorun geçiştirilmeye çalışılıyor. 

İşin ilginci başvuru formunda müzisyenlere “Son işinden ayrılma tarihi” soruluyordu. Yetkililer müzisyenlerin bordrolu çalışanlar olmadıklarının henüz farkında değildi! 

Bazı yerel yönetimler gecikmeli de olsa müzik emekçilerine yönelik destek paketleri açıkladılar. Kaç müzik emekçisi bu paketten yararlandı, yararlanacak, henüz bir veriye ulaşamadım. En son İBB’nin müzisyenleri kentin meydanlarında, açık havada müzikseverlerle buluşturmayı hedeflediği bir projesi vardı. Bir kereye mahsus projede yer alacak müzisyenlere 2’şer bin lira verilecekti. Proje hangi aşamada bilemiyorum. Umarım bu projeden yeterli sayıda müzisyen faydalanabilir. Sayısı yüz binlere ulaşan bir kesimden bahsedince uzun vadede bunun da kalıcı bir çözüm olmayacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. 

Bana göre Kültür Bakanlığı ve yerel yönetimlerin desteğini reddetmeden, müzik emekçilerinin yaşadığı ekonomik sorunların çözümünde müzik sektörünün birlikte hareket etmesi gerekiyor. 

Radyoda müzik programı yapan bir sektör paydaşı olarak ben de elimden ne geliyorsa yapmam gerektiğini düşündüm ve birkaç ay önce bu yönde bir adım attım. Kuruluşundan beri İstanbul Kent Konseyi Kültür ve Sanat Çalışma Grubu’nda yer alıyorum. Anadolu Müzik Kültürleri Derneği’nin geçtiğimiz Aralık ayında ABB TV üzerinden yayınlanan ‘Müzik Üreticileri İçin Dayanışma Gecesi–Bahar Gelecek’ isimli konserin de motivasyonuyla İstanbul Kent Konseyi yönetimine benzeri bir projeyi İBB TV üzerinden yapılmasını önerdim. Teklifim kabul görünce Anadolu Müzik Kültürleri Derneği ve Açık Radyo yönetimine de teklifimi götürdüm. Açık Radyo’dan programcı arkadaşım Muammer Ketencoğlu’nun projenin sanat yönetmenliğini üstlenmesiyle kolları sıvadık ve müzisyen arkadaşlarımıza ulaşarak projeyi olgunlaştırdık. İKK yönetiminin iyi niyetli çabalarına karşı İBB TV bürokrasisini aşamadık ve bir süre sonra İBB’nin sokak konserleri projesinin de gündeme gelmesiyle bizim konser projesi rafa kalktı. 

Tam o aşamada Anadolu Müzik Kültürleri Derneği devreye girdi. “Dayanışma Yaşatır” Müzik Emekçileriyle Dayanışma Konseri 19 Haziran 2021 Cumartesi 19:00’da Anadolu Müzik Kültürleri Derneği Youtube sayfasından canlı olarak yayınlanacak. 
 

 

Anadolu Müzik Kültürleri Derneği, Açık Radyo, İklimler ve Atölye Shiraz’ın katkılarıyla düzenlenecek gecenin sanat yönetmenliğini Muammer Ketencoğlu üstlendi. Konserin moderatörlüğünü Cenk Güray gerçekleştirecek. 

Konsere 47 müzisyen ve müzik grubu katılacak. Konserde yer alacak müzisyenler Ali Kazım Akdağ, Efgan Rende & Ayşegül Aykaç, Ayfer Düzdaş, Ayfer Vardar, Ayşenur Kolivar & Kenan Yaşar, Ayşe Tütüncü, Banu Kanıbelli, BAU Medeniyetlerin Sesi Koro ve Orkestrası, Birol Topaloğlu & Yaşar Kurt, Brenna MacCrimmon & Ladom Ensemble, Cenk Erdoğan, Chromas Korosu, Emin İgüs, Emre Dayıoğlu & Teke Trio, Erkut Özkan, Evrim Ateşler, Grup Horizon, Gülcan Altan, Güler Gültekin, Haldun Karabudak, Havva Karakaş, İnce Saz, Janet & Jak Esim, Kamuran Terzioğlu, MAGMA & Boğaziçi Caz Korosu Ailesi & Masis Aram Gözbek, Marem Gökhan Şen, Melisa Tuğ & Kübra Ocak, Mehmet Erenler, Mehmet Atlı, Melike Demirağ & Ruhi Su Dostlar Korosu, Mihrap Eskiocak, Muammer Ketencoğlu & Balkan Yolculuğu, Murat Toktaş (Siya Siyabend), Münip Utandı, Sakoband, Salih Korkut Peker, Samida, Selen Gülün, Suren Asaduryan & Volkan İncüvez, So Duo, SUSİ Korosu (Almanya), Şuşan Kalataş, Tangesta- Tangueros De Estambul, Teneke Trampet, Ulaş Özdemir, Vokaliz, Yansımalar, Yasemin Yurduşen Çanakçı & Erkan Çanakçı ve Yeşim Kantekin şarkılarını, türkülerini ihtiyaç sahibi müzisyenler için seslendirecekler. 

Sizler de bir bilet alarak bu dayanışmaya katılmak istemez misiniz? Umarım bu dayanışma konseri bundan sonra da benzer dayanışma çabalarını motive eder: https://www.biletix.com/etkinlik/07L01/ISTANBUL/tr

Not: Bu yazı yesilgazete.org 'dan alınmıştır.