Müziğin etkilerinden paraya

Müziğin etkilerinden paraya

17 Ağustos 2022 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Ulaş Başar Gezgin (ulasbasar@gmail.com)

Müziğin etkileri 

Müziğin etkileri inanılmaz. Sosyalleşme etkisi ise paha biçilmez. Duygular uyandırır bizde müzik. Kimi duygu durumlarımızda dinlediğimiz müzikler daha sonra o duygu durumuyla eşleşir. Müziksiz bir dünya çok eksik olurdu. Küreselleşmenin müziğe ikili bir etkisi var: Bir yandan dünyanın dört bir yanında aynı müzikler dinleniyor (K-Pop dalgasına bakın), bir yandan da farklı olan değer kazanıyor (etnik müziklere bakın). Bir de tango var elbette, Parkinson hastalarına yardımcı olan… Ergenlikte müzik, kimlik oluşumunda etkili olur. Ergenin sevdiği/sevmediği müzisyenler onun kimliklenmesinin yapı taşları olurlar. Müzik her yaşta gerekli…  

Sosyalizm ve Göçmenlik 

Bugün kapitalizm koşullarında, ırkçılık yapmamak adına göçmenleri savunan bir sol var. Oysa, sosyalist bir ülkemiz olsaydı, böyle bir göç dalgasına izin verilmezdi. Sosyalizm, planlı ekonomi demektir; yalnız o da değil, planlı bir sosyal yaşam anlamına gelir. Göç dalgası sosyalizmi çökertecek bir tehdit olarak görülecektir. Demek ki, bu koşullar söyletiyor bu görüşleri; bunlar mutlak değil… 

Stefan Zweig 

Stefan Zweig okumayan kaldı mı? Öyle akıcı bir yazar, üstelik çokça da yapıt bırakmış. Anlatılar yanında yaşam öyküsü kitapları var. En bilinen yapıtı ‘Satranç’. Ama bir kadının gözünden anlatılan yapıtları da bir o kadar ilginç… Naziler kitaplarını yakmışlar bu savaş karşıtı Yahudi’nin… İntiharı ise, üstüne tuz biber ekmiş. Uzak diyarlarda, Nazilerin yenileceğine dair umudu kalmamış artık… Oysa biraz beklese, yenilgiyi kutlayacaktı. Demek ki hayat kimi zaman yalnızca oturup beklemekten ibarettir, ister bir şeyler yapın ister yapmayın…  

Vietnam’da deniz kültürü 

‘Deniz kültürü’ dedik ama aslında okyanus kültürü. Vietnam’da balıkçı köylerinde balinalara tapıyorlar. Onların yüce ruhları olduğu ve balıkçıları koruduklarına inanılıyor. Yine bu köylerde balıkçı tapınakları olur. Balığa gidenler için tütsüler yakılır. Balığa giden okyanusa gider, bizdeki gibi kıyı balıkçısı değildir, bu nedenle dönememe riski fazlasıyla bulunur. Buna bir de Çin-Vietnam anlaşmazlığı eklendi. Çin, Vietnam teknelerini batırıyor. Artık balinaların ruhu da Vietnamlı balıkçıları kurtarmaya yetmiyor… 

Sovyetler Birliği’nde çokdillilik 

Bu konudaki görüşler, Sovyetlere tümüyle bağlılık ve tersine, eleştirel mesafede olmak noktasında ayrışıyor. Kimilerine göre, çokdillilik politikası, birçok dili yazıya geçirerek büyük katkıda bulundu. Kimilerine göre ise, Rusçanın hegemonik bir dil olarak gelişmesine, ana dillerin geri kalmasına yol açtı. Zaten devlet marşlarında bile büyük Rus’a selam yollayan cumhuriyetlerin dillerinin gelişmesi Rusçanın gölgesinde olacaktı. Öte yandan, koca ülkeler toplamında ortak bir dilin gerekliliği ortadaydı. Rusçanın yalnızca bunun için bile daha fazla gelişmesi çok doğal. 

İbrahim Karaca şiirleri 

Şiirlerin bestelenerek tanıtılmasına klasik bir örnek İbrahim Karaca. “Grup Yorum’un şairi” olarak bilinen Karaca, Yorum olmasa belki de hiç tanınmayacaktı. Bir diğer örnek Adnan Yücel. Ancak o, herhalde bestelenmese de tanınacak bir şair. Karaca, Karadeniz şiiriyle dikkat çeker. Sonra “bu kente yalnızlık çöktüğü zaman” dedirtir bize. Umudun Zeybeği, Derviş, Ölümsüz gibi şarkılarda hep onun imzası var.  

Ömer Yalçınkaya 

Orta Asya’yı, Çin’i, Moğolistan’ı, Uygur bölgesini bir de Ömer Yalçınkaya’dan dinleyin. İnanılmaz pul ve para koleksiyonunda yok yok. Çok geniş bir coğrafyadan akla gelmedik konularda okuma yapmak isterseniz yazılarına bakın. Örneğin, Rusçanın Türk dillerine etkisini mi dersiniz, Ukrayna’daki şehir adlarını mı, yoksa Tanrı sözünün köken bilgisini mi… Sosyalist ülkelerde dolaşmış daha da ilginci. Enver Hoca’nın Arnavutluk’unu, Yugoslavya’yı görebilmiş. Oralardaki aksamaları bizzat yerinde gözlemlemiş. Engin deneyimler yazılarında sizleri bekler… (*) 

Yaşar Kemal 

Öldükten sonra hâlâ yaşıyormuş gibi gelen çok az insan vardır. Yaşar Kemal onlardan biri. Yaşar Kemal’in bir kitabını aldığınızda, onun yaşadığını düşünürsünüz; çünkü karakterleri hep güncel hep canlıdır; sanki dün yazılmışlar gibidir. Ama ben Yaşar Kemal’e aynı zamanda kızıyorum. Kendisi gibi bir yazar bırakmadı geriye. Kimseyi yetiştirmedi. Yazarlık öğrenilir mi? Eğer öğrenilirse, Yaşar Kemal’den öğreneceğimiz çok şey vardı. Yaşar Kemal yapıtlarını nasıl yazardı, bu konuda çok az bilgiye sahibiz. Keşke yazarlık kursları açsaydı da faydalansaydık… 

Para 

Osman Şenkul, ‘Parahistoria’ kitabında uzun uzun paranın tarihini anlatır. Onun sözüne söz ekleyecek değilim. Para koleksiyonu da yapmışlığım yok. Parayla ne işim olur… Zorunluluktan para kullananlardanım. Yine de paraların değişik toplumların çeşitli tarihsel kesitlerini yansıttığını düşünenlerdenim. Bizim paralarımız neyi yansıtıyor, benim için çok açık değil ama örneğin, Afrika paraları, üstlerinde çokça hayvana yer veriyor. Che’nin Merkez Bankası başkanı olduğu dönemde imzaladığı Küba pesoları da ilginç. Ömer Yalçınkaya koleksiyonunda görmüştüm. Eski paralarımızdaki buğdaylar ile zeytinler ise, gerçek yaşamda can çekişiyor. Paranın bir dönemi yansıtmasının örneğidir belki bu…   

(*) Ömer Yalçınkaya'nın Medya Günlüğü'nde çıkan yazılarını okumak için: https://medyagunlugu.com/yazar/omer-yalcinkaya