Murat Bardakçı ve efsane dış haberler

Murat Bardakçı ve efsane dış haberler

12 Temmuz 2021 Pazartesi  |   Günlük

Kendisi de eski bir dış haberci olan Habertürk yazarı Murat Bardakçı, "Sami Kohen ve dış haberciliğimiz" başlıklı yazıda, bir zamanlar parçası olduğu Milliyet Dış Haberler Servisi'ni yazdı.

"Bugünkü dış haberciliğimiz, Türk basınının şimdi içerisinde bulunduğu vaziyetin maalesef mükemmel bir aynasıdır!" diyen Bardakçı, Milliyet'tekine benzer bir dış haber ekibinin artık bir araya gelemeyeceğini belirtti.

Bardakçı'nın yazısından bir bölüm şöyle:

"Ben, gazetelerde ve matbaalarda büyüdüm sayılır. Sahibi olduğumuz gazeteler sayesinde bu meslek ile hayli genç yaşlarımda tanıştım ama asıl gazetecilik maceram ve bu işe ciddî şekilde adım atışım, Milliyet’in Sami Kohen’in (manşet fotoğrafı) idaresindeki Dış Haberler Servisi’ne 1980’de katılmam ile başladı.

Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, Milliyet’in o senelerdeki dış haberler servisinin bir emsâlinin artık yeniden teşkili mümkün değildir! 

Dış haberciliğin kıdemli üstadı Sami Ağabey başımızda idi, yardımcılığını rahmetli Özel Yelçe yapıyordu; servisi Nilüfer Soner, Lâle Çakıroğlu, ben ve artık üçü de rahmetli olan Cihan Akerson, Dinçer Güner ile Zafer Ağabey teşkil ederdik. 

Sami Kohen, Türk basınının en güçlü dış bürolarını kurmuştu: Brüksel’de Mehmet Ali Birand, Londra’da Nuri Çolakoğlu, Bonn’da Bülent Zarif, Washington’da Turan Yavuz, sonraki senelerde Moskova’ya giden Cenk Başlamış, bize dışarıdan çalışan ama her tarafa yetişen Coşkun Aral ve daha nice meslekdaş... AP ve UPİ ajanslarının teleks haberleri, kısa dalga radyodan dinlenen BBC’nin haber bülteni ve daktilo tıkırtıları ile işimizi keyifle, güle-oynaya ama ciddî şekilde yapardık... Sabahki haber toplantısına gündemi vermemizin ardından Sami Ağabey’in “Şimdi şekerim, falanca hadise çok enteresan...” diye başladığı değerlendirmeleri ve sık sık da “Aman duble check etmeden (yani çift doğrulama yapmadan) bir şey yazmayın” uyarıları dinlenir sayfa o çerçevede hazırlanırdı...

Servisteki herkesin ortak bir özelliği vardı, hepimiz muhabirdik! Haberleri yabancı ajanslardan ve radyolardan alıp Türkçeye çevirip sayfaya koymak işimizin sadece bir kısmıydı ve gerektiğinde, hem de sık sık habere giderdik. İstanbul’a önemli bir şahsiyet mi geldi, derhal yanı başında bitip haber olabilecek bir şeyler söyletmemiz şarttı! Dünyanın dört bir tarafındaki önemli olayları gidip yerinde izlemek, bizler için gazetenin istihbarat servisindeki arkadaşların İstanbul’un herhangi bir yerindeki yangın yahut soygun haberini takip etmelerinden farksızdı. Bir memleketten diğerine koşuşturmak, meselâ öğlen saatlerinde Bağdat’tan gelen uçaktan inip Afrika’ya, Avrupa’ya yahut Amerika’ya giden diğer uçağa yetişebilmeye çalışmak bizler için sıradan bir işti..."

 

 

Müthiş kadro

Sonradan kendisi de Kahire muhabirliği yapan Bardakçı'nın sözünü ettiği dönemde Milliyet'in dış büroları, ünlü Batılı gazetelerle yarışabilecek düzeydi. Milliyet'in 20'den fazla başkentte bürosu ya da muhabiri vardı. Bakın, 1980'li ve 1990'lı yıllarda Milliyet’in dış bürolarında çalışanlardan bazıları kimdi…  

Washington: Turan Yavuz, Yasemin Çongar   

New York: İskender Songur, Sema Emiroğlu  

Chicago: Kubilay Çelik 

Londra: Nuri Çolakoğlu, Emil Edip Öymen, Zafer Arapkirli  

Paris: Mişel Perlman, Mine Kırıkkanat  

Brüksel: Mehmet Ali Birand, Ahmet Sever  

Atina: Reha Muhtar, Taki Berberakis  

Moskova: Mehmet Ali Birand, Cenk Başlamış  

Bakü: Rehber Beşiroğlu 

Kahire: Murat Bardakçı  

Bonn: Bülent Zarif  

Frankfurt: Rıfat Akkaya 

Berlin-Bonn-Köln-Münih: Mehmet Aktan 

Münih: Ali Kılıç  

Viyana: Ali Haydar Yurtsever  

Amsterdam: Orhan Alpdündar  

Lefkoşa: Akay Cemal, Sefa Karahasan  

Kopenhag: İrfan Kurtulmuş  

Kuveyt: Vahap Yazaroğlu  

Madrid: Süleyman Şalom, Lütfü Tokatlıoğlu  

Toronto: Engin Aşkın 

Roma: Cihan Akerson, İzzet Yalçın, Dündar Keşaplı.  

Ayrıca, 1980'lerde Coşkun Aral'la Savaş Ay da Milliyet için yurt dışında röportajlar yapmıştı.  

Fotoğraftakiler: (Soldan) Murat Bardakçı, Mehmet Ali Birand, Nuri Çolakoğlu, Reha Muhtar, Turan Yavuz. 

Murat Bardakçı'nın yazının tamamını okumak için tıklayın