Moskova'da korona testi macerası

Moskova'da korona testi macerası

24 Mart 2021 Çarşamba  |   MG Özel

Türkiye'de aynı adı ve soyadı taşıyan belki de yüz binlerce kişi bulunması yüzünden başına gelmedik kalmayan uluslararası enerji uzmanı Mehmet Doğan, benzer bir sorunla karşılaştığı Moskova'da yaşadıklarını Facebook sayfasında anlattı:

Rusya’ya girmek için COVID testi gerektiğinden paşa paşa gidip uçuştan 72 saat önceden testimi oldum. Test raporunun orijinal imzalısını hastaneden alıp, adımı, soyadımı, pasaport numaramın doğru yazılıp yazılmadığını kontrol edip havaalanına gittim. 

Bizim test raporları oldukça havalı, Sağlık Bakanlığı yazıyor, üzerinde barkod var vs.  

Uçak büyük uçak olduğundan biraz hızlı gitti sanırım, erken indim Moskova’ya. Uçakta verdikleri ilave formları ve test raporumu Rusya’ya girişte kim ne isterse çıkarıp verdim. 

Sürekli maske takma haricinde, sıkıntısız bir yolculuktu. 20. 00 sularında indim. Sağ olsun, kardeşim kadar yakın arkadaşım Erdal beni Japon restoranında ağırladı ve otelime bıraktı. 

17 Mart konferansın ilk günü, sabah kayıt vs olduktan sonra uluslararası LNG kongresinin yapılacağı konferans salonuna doğru ilerledim. Ortam kalabalık 200-300 kafa rahat sayabilirsiniz. Kafaların ortak özelliği tamamının maskesiz olmasıydı. Durumu fark eder etmez, odama çıkıp maske sayımı ikiye çıkardım.  

Tekrar konferansa döndüğümde salona adımımı atar atmaz, boş yer olmadığını fark ettim. Bir yanı boş olan bir koltuğa çöktüm, konferansı dinlemeye başlamıştım ki, yanıma bir adam oturdu, söylememe gerek yok, tabii maskesiz. Adam öksürmeye filan başlayınca, ben kendimi konferansın dışına attım. Konuşmacıları dinleme maceram toplam 2 dakikadan az sürmüştü. "Bir daha girmem ben bu salona" diyerek uzaklaştım.  

Öğleden sonra test olmam gerektiğini hatırladım, öyle ya, 19 Mart'ta Türkiye’ye dönecektim ve tekrar test lazım olacaktı. 72 saat geçmiş olduğundan ilk testin geçerliliği kalmamış oluyordu. 

İyi de Moskova’da nerede test olabilirdim? Otel müşterisi olarak, direk gidip resepsiyona sordum haliyle. "Birader test" dedim. Sağa dön sola dön başladı anlatmaya. Tipik Türk olarak dışardaki soğuk ortamı da düşünerek, "Hocam parası neyse versek otele gelmezler mi" diye sordum. Önce "olmaz" dediler her zamanki gibi, sonra sağ olsun resepsiyondaki konuşa konuşa birini ikna etti, "Saat 17.00’de otelde olacak doktor" dedi. "Eyvallah" dedim ve odama geri döndüm. Yalan yok, ilk gün konferansa takılmadım, araziydim.  

Saat 17.00 sularında resepsiyonun orada volta atmaya ve doktoru beklemeye başladım. Kimsenin maske takmadığı otelimde, kapıdan özel giysiler giymiş, robota benzer bir kadın belirdi. Kadın resepsiyona gidiyordu ki, durdurdum. “Benim” dedim, "Benden numune alacaksın." "Ayakta mı oturarak mı” dedi. "Oturalım" dedim.  

Lobide ilk bulduğumuz koltuğa oturduk. Nadya diye bir kadın. Önüme bir sürü Rusça form koydu. “Önce bunlar dolacak” dedi. “Ya” dedim, “Sen dolduramaz mısın? Ya da başka yolu yok mu”. “Var” dedi. “Ver pasaportunu.” Verdim, pasaportun fotoğrafını çekti, "Şuraya da e-mailini yaz" dedi. Tamamdır. Şahane. Hepsini yaptık. Koltukta ağzıma burnuma çubukları soktu, rahatladık.  

Numuneleri aldıktan sonra, “Mehmet” dedi. Samimi olmuştuk. "Burada tuvalet var mı" diye sordu, "Vardır" dedim, "Ama lobide nerede bilmiyorum. Yukarıda var onu biliyorum.  Konferans salonunda, gel oraya gidelim" dedim. Kravatlı takım elbiseli ben ve yanımda robot Doktor Nadya üst katta tuvalete doğru yola koyulduk. Tabii haliyle konferans fuaye alanından geçtik, o sırada kahve molası vermişler ortalık ana baba günü. Garip bakışlar arasında insanların arasından sıyrılıp, Nadya'yı tuvalete uğurladım, üzerindeki elbiseyi düşününce herhalde ertesi gün tuvaletten çıkmış olabilir, bilemiyorum! 

Göz ucuyla salona baktım, Konferans salonu bara çevrilmek üzere hazırlanıyordu. Votkalar, şaraplar, şampanyalar, viskiler… İçimden, "Maskesiz çıkmam abi" diyerek odama gittim, yattım. 

Ertesi gün kaçış yoktu. Sabahtan konuşmacıydım. Yine de çift maske takıp odamdan çıktım. Konferansın girişinde benim sunumu ayarlayan kız, "Maskenizi çıkarabilirsiniz" dedi. Çıkardım, tabii alttan bir tane daha çıktı. Kız gülmeye başladı. Neyse uzatmadım, bütün maskelerimi çıkartıp koltuğuma oturdum, 100-150 kişi salonda, virüs oradaysa zaten bana gelecekti, kasmanın bir anlamı yoktu. 

Konuşmam bitti ama tabii kalkamadım, diğerlerinin de bitirmesini bekledim. Zaten neredeyse öğlen olmuştu. Saat 12.00’de kahve molası verildi.  

Yolcudur Abbas bağlasan durmaz hesabı, konferanstan yine odama döndüm. Öğleden sonra birkaç tane telekonferansa odamdan katıldıktan sonra, 16.00 sularında resepsiyona gittim, “Hocam test” dedim, "Sonuç nerede?"

“Daha çıkmaz” dedi. “Yahu arasan ölür müsün, ben yarın yola çıkacağım, sabah erkenden” deyince oğlan aradı. Neyse daha çıkmamış, 1 saate çıkarmış vs vs. "Eyvallah" dedim, odama geri döndüm. 

17.00 yine resepsiyondaydım. “Test” dedim. "Soralım" dedi. Sorduk, gönderdik demişler, "Almadım birader" dedim. "Protokol numaran ne" dediler. Yok dedim, "Nadya çubukları soktu sonra tuvalete gitti." 

Neyse araştırdılar sonunda buldular tekrar ama klinik kapanmak üzere, 17.30 gibi zor bela raporu aldım. 

Raporu alır almaz, Erdal’a gönderdim, "Hocam akşam yemekte nasılsa buluşacağız, sana zahmet şunu bir print etsen" dedim. "Eyvallah" dedi. 

Saat 19.00 sularında buluştuk, raporun çıktısını verdi sağ olsun. Verdi vermesine de raporun İngilizcesinde adım farklı yazıyordu, Rusçasında farklı, doğum tarihi bana ait değildi, üstelik raporun bana ait olduğuna dair pasaport no, kimlik no vs hiçbir şey yoktu. 

"Erdal" dedim, "Ne yapacağız?" Erdal gülmeye başladı, "Abi sen şimdi polise başka Mehmet Doğan olacak hali yok da diyemezsin" dedi. Haklıydı binlerce Mehmet Doğan vardı. Neyse yemeği yedik, düşünmeye başladık, klinik kapalı, sabah kaçta açılır Allah bilir, benim sabah 8’de havaalanına gitmem lazım. 

İlk aklımıza gelen, "evrakta sahtecilik" yapmak oldu, sonuçta rapor PDF ve PDF üzerinde oynama yapmak mümkün. Tabii saat 22.00 olmuş o işi kim yapacak falan... Erdal’la vedalaştım, otele gidip resepsiyona gittim, "Birader" dedim, "Bak rapor bu doğum tarihim yanlış 2 tane isim var birbirinden farklı, pasaport no yok." 

"Tamam da, klinik kapalı. 07.30 açılır, ararız" dedi. "Eyvallah" dedim gittim yattım. Sabah kalktım. Bavulu topladım Lobiye indim, Resepsiyondaki çocukla tekrar aradık, kliniği, karşımıza henüz uyanamamış bir çocuk çıktı. Telefonumu aldı, "Biz sizi arayacağız" dedi.  

Çocuğun sabah sabah anladığının benim raporun sonucunu değiştirmek istediğim olduğunu kliniğin müdürü havaalanı yolunda beni aradığı zaman anladım. 

“Merhaba” dedi, telefondaki kadın, "Ben doktor bilmem kim, klinik müdürüyüm..." "Memnun oldum" dedim. "Niye raporun sonucunu değiştirmek istiyorsunuz" diye sordu. "Yok" dedim, "Öyle bir niyetim yok, adım Rusçasında farklı İngilizcesinde farklı yazıyor, doğum tarihim yanlış..." 

"Adın İngilizcede doğru mu" dedi. "Evet" dedim. "O zaman sorun ne" dedi. "Ya" dedim, "Benim adım Mehmet Doğan benden çok var ve doğum tarihim de yanlış." Kadın gülmeye başladı… "Ha sen “Sergey Ivanov’sun."  

"O kim" diye sordum. "Ondan da Rusya'da çoktur" dedi. "Bana ne ondan..." dedim. Kadın, "Sorun yaşarsan bu benim numaran beni arasınlar" dedi. "Olur" dedim kapattım. Yani Türkiye’ye geleceksin, pasaport memuru Mahmut test soracak, vereceksin, testte Mehmet Doğan var ama pasaport no yok ve doğum tarihi farklı, polis "Bu ne derse, abi valla billa istersen kadını arayalım" diyeceğim konuşmanın özeti bu. 

Neyse yorulmuştum. Rusya’da çıkışta kimse bir şey sormadı. Biletteki oğlan "Test var mı" dedi. "Var" dedim. "İyi" dedi. "Bakmayacak mısın" dedim. "Türkiye’de bakıyorlar" dedi. "Tamam" dedim. 

Uçtuk geldik Türkiye’ye, kimse ne test sordu ne rapor, kadını da aramak zorunda kalmadım. 

Bu hikâyeden öğrendiğim, Rusya’nın Mehmet Doğan’ının Sergey Ivanov olduğuymuş. 

Sağlıklı kalın...

İlgili yazı: https://medyagunlugu.com/haber/nasil-taksici-oldum-44440

Etiketler:  Mehmet Doğan Rusya