Modernizm-Post modernizm-Post truth

Modernizm-Post modernizm-Post truth

13 Mayıs 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

İnan Özbek

Latince yeni olan, yeni tarz anlamına gelen; modus kelimesinden türeyen modernizm, Avrupa’da kabaca 1500'lü yıllarda başlayan kapitalist gelişmenin, Orta Çağ'ın hakim siyasal ve ekonomik düzeni olan feodalizmin ve kilisenin egemenliğini yavaş yavaş parçalayarak oluşturduğu yeni sistemin genel adıydı. 

Geleneğin reddedilip dinin egemenliğinin sorgulanmasıyla başlayan, kapitalist gelişme süreciyle de at başı ilerleyen modernleşme, dinsel dogmaları geri plana iterek onun yerine  “rasio”yu yani aklı ve bilimi koymuştu. 

Aklın ve bilimin öncülüğünde inanılmaz bir hızla ilerleyen modernleşme, adına "Aydınlanma" denen süreci yaratmış, ilerleme kapitalist gelişme süreciyle birlikte tam gaz devam etmişti. 

İnsanı doğanın bir parçası olmaktan çıkararak onu doğaya hükmeden, kendi yararına dönüştüren eşsiz bir güce kavuşturan modernizm ve bilim, insanlığın adeta yeni dini olmuş, insanı da bir nevi tanrılaştırmıştı. 

Ne var ki;  modernizmle aklın ve bilimin insana sağladığı ilerlemeler ve kazandırdıkları, onu mutlu etmeye yetmedi, hem de hiç. Bireysel anlamda duygu yoksunu, mekanikleşmiş, maddiyatçı ve yalnızlaşmış bir hale gelen, gerek kendisine gerekse de topluma yabancılaşan kişi, karanlıkta el yordamıyla yolunu arayan, tatminsiz ve umutsuz birisi olarak kalakaldı. 

Modernizm; toplumsal açıdan da, sağladığı kazanımların yanında yarattığı  yaygın sömürgecilik, emperyalizm, 20. yüzyılda neden olduğu iki büyük dünya savaşı ve derin ekolojik tahribatla, oldukça ağır bir faturayı insanlığın önüne koydu. 

Modernizmin bireysel ve toplumsal açılardan yarattığı bütün bu hayal kırıklıkları, 1950'lerden itibaren, esas olarak  modernizm eleştirisi üzerine kurulu olan ve "modernizm sonrası" anlamına gelen  "post modernizm" akımını doğurarak adeta yeni bir çağ başlattı. 

Modernizmin kesinliğine karşın müphem, netliğine karşın flu, katılığına karşın oldukça esnek olan ayrıca da "biraz ondan biraz bundan" anlamında eklektik bir görünüm arz eden post modernist akım, modernizmi eleştirmekle birlikte pek fazla yeni bir şey söylemeyen, onun yerine yenilerini koymayan, tam olarak ne istediğini bilemeyen bir düşünce biçimi olageldi. 

Baudrillard; 1955 yılında Disneyland’ın kurulmasının, post modernist akım için başlangıç noktası olduğunu söyler. Bir eğlence merkezi olan ve “Sonsuz Mutluluk Ülkesi” anlamına gelen Disneyland, modernizmle mutluluğu yakalayamayan insanın arayışını da simgeler aslında. 

Post modernizm; eklemlendiği bireyci kapitalist yaşam biçimi içerisinde, tüketim ve eğlenceyle mutluluğu arayan insanın yeni çizgisi olmuş ancak tüketim yoluyla mutluluğa ulaşmak baştan imkansız bir hedef olduğu içindir ki, günümüz insanı mutluluk amacına yine ulaşamamıştır. 

Uzun ve de arayışının bitmek bilmediği yolculuğuna devam eden insanoğlunun şimdiki  durağı adına; "post truth" denen, gerçek ötesi ya da hakikat sonrası anlamına gelen çağdır birçoklarına göre. 

Son yıllarda iletişim teknolojilerindeki akıl almaz ilerlemelerin ve yeniliklerin yol açtığı post truth zaman; akıllı telefon ve bilgisayar kullanan herkesin bilgi ve haber üretebildiği, yayabildiği aynı şekilde de anında bilgiye ulaşabildiği bir ortam yaratmış oldu. 

Hemen herkesin dahil olduğu işte bu sanal kamuoyunda, her birey birer bilgi ve haber kaynağına dönüşmüş durumda. Mesajın ve görüntünün adeta ışık hızında yayıldığı, gerçek olup olmadığının bilinemediği, teyit de edilemediği bugünkü ortamda, yalanla gerçek bir birine karışmaya, yer değiştirmeye hatta yalan çoğu zaman gerçekten daha yukarıda konumlanmaya ve hükümran olmaya başladı. 

Neyin yalan neyin gerçek olduğunun bilinemediği, bunun bir öneminin de kalmamaya başladığı, algının gerçekten daha değerli ve önemli görülür olduğu post truth zamanlar, anlaşılan o ki; "gelen gideni aratır" deyişini doğrularcasına, bizleri derin bir şaşkınlık ve de kaos içerisinde bırakmaya şimdiden aday...