Meditasyonda dikkatin niteliği

Meditasyonda dikkatin niteliği

14 Şubat 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Bu haftanın yazısı, geçen hafta giriş yaptığımız meditasyon konusunun devamı niteliğini taşımaktadır. 

Çoğumuz meditasyon yapmak istiyoruz ama ya hiç denemek için fırsat yaratamıyoruz ya da başlayınca sıkıcı hatta anlamsız gelebiliyor. Bir diğer durum da nereden başlayacağımızı bilememekten doğuyor. 

Meditasyon yapabilmek için önce şöyle ortam yaratmak gerekiyor, şu saatte yaparsan iyi olur gibi uygulama önerilerinin, günümüzde bireyler tarafından yapıcı bir alandan çok sıkıştırıcı bir alan oluşturduğunu inanıyorum. 

Tabii ki meditasyonu, mekan ve zaman olarak günlük bir ritüele dönüştürebilmek kıymetlidir. Sabah erken saatte yapılan meditasyon güne daha motive başlamamıza aracılık edebilir.  

Meditasyona başlayamama konusu yukarıdaki hangi duruma bağlı olursa olsun, altta yatan kök sebep genelde “hayatta kalma moduna” aşırı itildiğimiz sıkışık alanda, “kendimizi hissetmekten” kaçmak olabiliyor. 

Bu sebeple, bu yazının, meditasyona niyet eden ancak başlayamayan kişilere yönelik iki basit pratik önermesi ile hizmet edebilmesini umuyorum. Her iki pratik de meditasyona başlama niyetini güçlendirebilir ve dikkatimizin niteliğinin gelişebilmesi açısından neredeyse çabasız bir pratik olarak uygulanabilir.  

Birinci pratik: Tek bir nefes ile sık tekrar 

Ellerinizi yan yana teninize temas edecek şekilde karnınızın üzerine yerleştirin. Hatta ortamınız müsaitse parmaklarınız alt giysinizin kemerinin altına doğru yerleşsin.  

Dikkatinizin niteliğini teninize olan temasınıza ve nefesinize getirin. Tek bir nefes alın. Nefesiniz doğal akışında ve çabasız olsun. Sakince nefesi boşaltın. Bu pratiği gün içerisinde sık sık ve tek nefes ile yapmaya devam edin. 

Böylece gün içerisinde kendinizi hissetmek için yaratacağınız bu sık tekrarlar size meditatif bir alan açacaktır. Kendinizi hissettiğiniz bu temasta, kendinize nazikçe ve yargısızca şu soruyu sorabilirsiniz: “Bugün benim ihtiyacım ne?”   

Dikkatimizin niteliğini anlık olarak bedenimize, nefesimize ve hislerimize yöneltebileceğimiz bu pratik düzenli yapıldıkça kendimiz için alan açılacaktır. Diğer bir taraftan, kendimize alan açtıkça başkalarına da alan açmış olacağız. Bu muazzam bir dönüşüm için kendimizi hissetme fırsatıdır. 

İkinci Pratik: 5-4-3-2-1 pratiği 

Durun ve bulunduğunuz ortama dikkatinizin niteliğini getirin. 

Görebildiğiniz 5 şeyin adını söyleyin, dokunabildiğiniz 4 şeyin adını söyleyin, duyabildiğiniz 3 sesi söyleyin, kokusunu alabildiğiniz 2 şeyi söyleyin, tadını alabildiğiniz 1 şeyi söyleyin. 

Bu ana ve duyularınıza geri gelmemize aracılık edebilen bir pratiktir.  

Bir koku, ses, olay, insan, konuşma vb. herhangi bir durum, geçmişte yaşadığımız olumsuz bir deneyimi içimizde tetikleyerek bu ana taşıyabiliyor. Geçmişte yaşadığımız bir deneyimin kazanımlarıyla sinir sistemimiz tetiklenip, don veya kaç-savaş tepkisine sebep olabiliyor. Üstelik bu anda tetiklenmemize sebep olan durumda başrol veya yardımcı karakter bile değilizdir. 

Bu pratik ile şunu fark etmek mümkün oluyor: “Bu deneyim yeni bir deneyim, geçmiş deneyimim ile bir bağlantısı yok. Ben bu andayım ve bu yepyeni bir deneyim.”  

Son olarak bir hafta boyunca yapmayı çok istediğiniz ancak yapamadığınız bir şey için “mazeretsizlik diyeti” uygulamaya ne dersiniz?  

Namaste...