Meditasyona giriş...

Meditasyona giriş...

7 Şubat 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Meditasyon konusuna Amerikalı bir yönetmen ve ressam olan David Lynch ile başlamak istedim. Çünkü konuyu karmaşık bir anlatımdan uzak, oldukça sade bir şekilde aktarmaya çalışmasının dışında, bu anlatımı bir belgesel halinde sunabilmiş. 

Sürrealist tarzıyla, filmlerinde ekranda gösterdiği kadar göstermedikleriyle de hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan, Hollywood’un nadir ‘deneysel’ yönetmenlerinden olan David Lynch, filmleri hakkında yapılan yorumlar kendisine sorulduğunda:

“Her şeyin ne anlama geldiğini ya da nasıl yorumlanacağını bilmemek daha iyidir çünkü aksi takdirde olayları kendi akışına bırakmaya korkarsınız. Psikoloji, gizemi ve büyü niteliğini yok eder. Anlamlardan konuşmak beni çok rahatsız ediyor. Çünkü anlam çok kişisel bir şeydir ve herkese göre değişir" der. 

Lynch, 16 ülkeyi kapsayan bir tura çıkarak meditasyon, yaratıcılık ve barış hakkında sinema öğrencilerinden oluşan topluluklara konuşmalar yapar. Daha sonra bu konuşmaları kendi vakfı ile birlikte toparlayarak belgesel bir film haline getirir. 

Bu belgesel film, 1955’de “Transandantal Meditasyon” tekniğini geliştiren ve dünya çapında yayması ile bilinen Hintli guru “Maharishi Mahesh Yogi’nin bilgi ve tekniklerine dayanmaktadır. 

Bu belgesel filmin tamamını "David Lynch Transandantal Meditasyonun Bilinç ve Yaratıcılık Üzerindeki Etkisi..." üzerine söylediklerini videoda izleyebilirsiniz

Bu yazıda, yönetmenin, belgeselin ana konusu olan meditasyon üzerine kendi anlatımını aşağıda paylaşmak isterim.  

"Bu bir Amerikan çöreğidir (Donat). Çok tatlı ve lezzetlidir. Daha önce hiç “Donat” yememişseniz, ne kadar tatlı ve lezzetli olduğunu bilemezsiniz. İşte, aşkın alan (Transandantal) meditasyonunun deneyimi çok tatlıdır. Bize hayatın en tatlı nektarının deneyimini sağlar. Bu saf mutluluk bilincidir. Maharishi’ nin dediği gibi “Bilmeyen bilmez, bilenler zevkine varır.” 

Gerçeğin nerede olduğu dışımızda bir şey gibi araştırılmamalıdır. O bizim içimizdedir. 

Bir nesne hayatın yüzeyini temsil eder ve yüzeyleri görürüz. Yaklaşık 300 yıl önce bilim insanları merak etmeye başlamışlar. Bu nesne gerçekte neymiş? Böylece maddeye bakmaya başlamışlar. Sonra madde ve zihin diye ayırmışlar. Bilim insanları molekülleri keşfetmişler. Daha derine inmişler ve atomları keşfetmişler. Bunların en küçük parçalar olduklarını sanmışlar. Bu bize uzun yıllar okullarda öğretildi. Daha da derine inmişler ve atomların içinde küçük elektronları, nötronları, protonları bulmuşlar. Derine, daha da derine inmişler. Daha küçük parçacıklar, zerrecikler bulmuşlar. Dört kuvvet bulmuşlar. Daha derin bir yüzeyde bu dört kuvvet üç kuvvet olmuş. Daha da derin bir düzeyde bu üç kuvvet iki kuvvet olmuş. 

Ve bundan yaklaşık 300 yıl önce modern bilim kuantum fizikte “Birleşik Alanı” keşfetmiş. Yaratılışın maddesindeki tüm zerreciklerin ve tüm kuvvetlerin birliğini keşfetmişler. Yalnız birleşik alanı keşfetmek ile kalmamışlar, aynı zamanda “BİR” varlığı olan her şeyin bu “HİÇBİR ŞEY” olmayan alandan çıktığını bulmuşlar. Belirmemiş olan budur. Bu “HİÇ” tir. Ama her şey de bu “HİÇ” ten çıkıyor. 

Bir şey olan herhangi bir şey bu birlik alanından çıkıyor. Bu tekliktir. Bilim insanları bunun var olduğunu biliyor ama oraya varmak isteseler de oraya varamazlar. Çünkü belirlenmemiş olan bu alana giremezsin. Bilim insanlarından herhangi biri “Transandantal Meditasyon Tekniği”ni uygulayarak oraya varabilir.  

Unutmayın, gerçek mutluluk dışarıda bulunmaz, içeride yani orada bulunur. Size bir “Mantra” verirler. “Mantra” çok özel bir ses-titreşim-düşüncedir. “Mantra”, tüm derin düzeylerde yaşamı destekleyici olmalıdır. Maharishi’nin verdiği “Mantra” kapıyı açan anahtardır. Zihni içe doğru yönlendirir. Farkındalığı içe açar ve siz doğal olarak dalarsınız. Niçin doğaldır? Çünkü zihnin her bir derin düzeyinde ve aklın daha derin düzeylerinde daha fazla mutluluk vardır. Zihnin ve aklın bu düzeyleri, maddenin daha derin düzeylerine karşılık gelir. 

Aklın sınır çizgisinde bu aşkın alana (Transandans) ulaşırsınız. Bu öteye geçiş demektir. 

Görecelik veya ikilik alanının ötesine gidiyorsunuz. Birliği deneyimliyorsunuz. Saf, sınırsız, sonsuz bilinç.” 

“Bilge kişi evreni kozmik bir oyun alanıymış gibi, içinde kozmik bir dans varmış gibi görür.” Yoga Vashistha 

Namaste...