Mavi Vatan İstanbul Deklarasyonu

Mavi Vatan İstanbul Deklarasyonu

11 Aralık 2020 Cuma  |   Günlük

tasam.org

2. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2020; “Atlantik’ten Hint Okyanusu’na Geleceğin İnşası“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 05-06 Kasım 2020’de (pandemi yoğunluk artışı ve ilgili kamu otoritelerinin görüşleri dikkate alınarak) hibrit formatta yapılan 6. İstanbul Güvenlik Konferansı alt-etkinliği olarak eş-zamanlı icra edilmiştir. Denizciliği ilgilendiren her alanda bölgesel, kıtasal ve küresel gelişmeleri inceleyerek uluslararası ilişkiler, savunma, güvenlik, ekonomi, hukuk ve sosyo-kültürel politikalara yön verecek akademik telkinlerde bulunma gayesi ile bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen Forum’a devlet adamlarından, bürokratlara, askerlerden, akademisyenlere, özel sektör temsilcilerinden, savunma sanayii yetkililerine kadar geniş bir katılım sağlanmıştır. 

Forum kapsamında gerçekleştirilen ve aşağıda yer alan tespit ve önerilerin bugün ve geleceğin inşasına katkı için ilgili otoritelerin ve kamuoyunun dikkatine sunulması kararlaştırılmıştır (özet): 

1-Deniz tarihi boyunca önemli deniz jeopolitiğine sahip olan Akdeniz, günümüzde Doğu Akdeniz bölgesinde yaşanan hareketliliğin mihenk taşını oluşturmaktadır. Doğu Akdeniz bölgesi “Kenar Kuşak Jeopolitiği“ çerçevesinde Türkiye’nin karşısına çıkmakta ve deniz güvenliği stratejilerinde önem arz etmektedir. Bu çerçevede Türkiye için “Türk Boğazları, Mavi Vatan ve KKTC“ deniz jeopolitiğini etkileyen ağırlık merkezlerini oluşturmaktadır. Türkiye’nin “Rimland“ içinde bulunması ülke çıkarları açısından değerlidir. 

2-Türkiye'nin 2023'e kadar jeopolitik önceliği, kara gücüne görece deniz gücünü nitelik ve nicelik olarak artırarak caydırıcılığı mümkün olan en üst seviyeye çıkarmak olmalıdır. 

3-“Mavi Vatan“ kavramı, deniz yetki alanlarının tarifi üzerine ortaya çıkmıştır. Devletlerin, kıta sahanlığı ve kıta sahanlığı altındaki egemenliğini vurgulamaktadır. Türkiye’nin Misak-ı Millî sınırları kapsamında denizcileşme adımları için sembol niteliğindedir. Denizcileşme, denizci mefkuresi hayal değil topyekûn seferberlik ile 4-5 senelik politika çerçevesinde elde edilmesi mümkün hedeflerdir.

4-Denizcileşme sanayii sayesinde kalkınmanın ülke refahına ulaşması bağlamında, “Kalkınma Kutupları“ kavramından hareketle ileri-geri bağlantı noktaları oluşturulabilir.

5-“Deniz“ ve “Denizcilik“ parametrelerini sağlıklı yönetme konusunda Türkiye’de ve işbirliği yapılacak ülkelerde “deniz ve denizcilik gücü“ alanında kamusal bilinç oluşturulması, ilgili çalışmaların - küresel gelişmelerin gerektirdiği - yeni boyutlara taşınması, Türkiye ve diğer ülkeler arasında denizcilik temalı etkileşim ağları oluşturulması hayati öneme sahiptir. 

6-Devletlerin denizcilik gücünü inşa etmek için ekonomik, ticarî, lojistik ve savunma yanı sıra yumuşak güç çerçevesinde yeni fikirler ile denizcilik konseptleri geliştirilmesi, denizcileşme imkân ve kabiliyetlerine katkı sağlayacaktır. 

7-İsrail’in Doğu Akdeniz ve Orta Doğu bölgesindeki konumu, jeopolitik güvenliği inşa etme sürecinde önemlidir. İsrail, denizden ve karadan Bölge’de krizler kuşağı oluşturup güvenlik inşa etmeye çalışarak, Bölge’nin deniz güvenliği için etkileşim alanı oluşturmaktadır. 

8-Günümüzdeki mevcut deniz anlaşmazlıklarında önemli yeri olan enerji jeopolitiği, deniz güvenliği kavramının kapsam alanını genişletmekle beraber, devletlerin uluslararası hukuktan doğan, hak ve menfaatlerini şekillendirmiştir. 

9-MİLGEM’in geliştirilmesinin, Türk Savunma Sanayii için kuvvet çarpanı etkisi ile yeni teknolojilerin geliştirilip dönüştürülmesini sağlaması da denizcilik doktrini kapsamındadır. 

10-“Mavi Vatan“ ile deniz sınırından doğan hak ve menfaatler önemlidir. Dünya ekonomisinde Doğu Akdeniz bölgesi; deniz ticaretinin yüzde 30’u, petrol trafiğinin yüzde 20’si, Rus dış ticaretinin yüzde 65’i ve Türk dış ticaretinin yüzde 80’ine katkı sunmakta ve jeopolitik önem arz etmektedir.

11-Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının keşfiyle beraber, Bölge’deki hukukî hâkimiyet mücadelesi artmış ve Türkiye jeopolitiği için bölgede güvenlik sorunu doğurmuştur.

12-Uluslararası hukuk ve ulusal menfaatleri için, denizlere kıyısı olan ülkelerin deniz yetki sınırları önem arz etmektedir. Deniz dibi enerji araştırmalarının son dönemlerde önem kazanması, deniz yetki sahaları üzerinde anlaşmazlıkların artmasına ve tartışmaların canlanmasına neden olmaktadır. 

13-Deniz Bilimleri Enstitülerinin geliştirilmesi, ülkelerin denizcileşme sürecine önemli katkılar sunmaktadır. Deniz Bilimleri ve Deniz Haritacılığı ile ilgili lisans ve lisansüstü programların geliştirilmesi, deniz yetki sahalarında ülke bazında tezlerin üretilmesi, deniz yetki sahalarının geliştirilmesi için çalıştaylar ve etkinlikler organize edilmesi önemli ve değerli adımlardır. 

14-Türkiye, deniz enerji taşımacılığında koridor ülke konumundan enerji ticaret merkezi hâline gelmeyi amaçlamalıdır. 

15-Türkiye’nin çevre koruma bölgelerinin uluslararası alanda duyurulması önemlidir. Özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ilgili bakanlıklarla bir planlama yapılması gerekmektedir. Bunun için insanların bölgeden sosyoekonomik ve kültürel olarak istifade etmesi ve bir “Sahildar Devlet Düzenlemesi“ esas olmalıdır. 

16-Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde “Düzensiz Göçmen“ hareketliliğine karşı, Sahil Güvenlik Komutanlığı insanî güvenliğin sağlanması ve tesis edilmesi için faaliyetler yürütmektedir. Türk-Yunan ilişkilerindeki meselelerin barışçıl yollarla çözümü konusunda “Büyük Düş“ olarak tanımlanan iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi bu boyutta da son derece önemlidir. 

17-Jeopolitik değerinin artması ile Arktik Bölgesi’nin enerji kaynaklarına erişim ve deniz ticaret yollarının kontrol edilmesi devletler için önem kazanmıştır. Türkiye de Kutuplardaki enerji mücadelesinde yer almalı, ticaret ve güvenlik politikalarına yoğunlaşmalıdır.

18-ABD, Güney Çin Denizi’nde askerî yapılanmasını güçlendiren Çin’in bölgeyi bloke etme riskine karşı endişe duymakta ve Güneydoğu Asya Uluslar Birliği ASEAN ülkelerini destekleyerek Çin’i manipüle etmeyi amaçlamaktadır. 

19-T.C. Sahil Güvenlik Komutanlığı, donanımlı eğitim ve teknoloji kapasitesi ile 4 kıtada ve 48 ülkede; deniz arama kurtarma, kontrol TİM, cankurtaran ve ilkyardım, süratli bot kullanma, vardiya subay/astsubay oryantasyon/yeterlilik kursu, kaçakçılıkla mücadele ve istihbarat, bronz/gümüş cankurtaran uyum ve güncelleme eğitimleri vermektedir. Bu büyük performansın ekonomi ve güvenlik geri dönüşünün daha iyi yönetişimi için kurumsal ekosistem tekrar kurgulanmalıdır. 

20-Çin, Doğu Akdeniz’de güvenlik tüketicisi konumunda, göreceli istikrar ve ekonomik fayda elde etmek, pasif/pragmatik, bölgede güç dengesi gözetme, kısa vadede tesislerin ve gemilerin güvenliğini dengeleme genel politikasını oluşturmaktadır. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nde önem arz eden bölgelerde-ileriye dönük-limanları gözetmek için askerî varlık gösterme ihtimali göz ardı edilemez.

21-Enerji taşımacılığı ve ticaret güzergâhlarındaki ana arterlerde önemli rekabetlerin yaşandığı liman ve ülkeler, jeopolitik oyun sahaları hâline gelmektedir. Petrol taşımacılığı yolları birçok liman ve ülkeye artı değer kazandırmışsa da zamanla lojistik destek alınan çeşitli liman, ülke ve bölgelerde siyasî çekişme ve çatışmaların yaşanmasına yol açmaktadır. 

22-Denizcileşme ve Deniz Güvenliği; çevre denizlerin önemli olduğu, ana karanın denizlerden müdafaa edilebileceği ve deniz alanlarından sağlanacak katkı ve çıkarlara dikkat çekmektedir. Deniz hâkimiyetinden ziyade “Denizler Hâkimiyeti“, “Bayrak Gösterme“ veya Gambot uygulamak, “Türk Deniz Güvenliği ve Denizcileşme“ faaliyetlerine gelebilecek tehditlere karşı önem arz etmektedir. NAVTEX Diplomasisi (Sondaj Diplomasisi) Bölge’de egemenlik alâmeti, varlık gösterme faaliyeti olarak tanımlanmaktadır. 

23-Donanmaların denizdeki kapasitelerinin artırılması savunma sanayiine yönelik yatırım ve kapasitelerinin geliştirilmesi ile bağlantılıdır. Savunma ve güvenlik boyutundan bakıldığında ise ülke jeopolitiğinin; gerekleri temin edecek ve potansiyeli ekonomik refaha çevirecek düzeyde denizcilik gücü yeteneklerinin inşası konusunda yeterliliği daha fazla tartışılmalıdır. 

24-“Denizcilik Güvenliği“; denizlerde düzenin tesis edilememesi ile karşı karşıyadır. Bu düzenin tesis edilebilmesi için terörizm, kaçakçılık, insanî güvenlik, deniz çevreciliği, korsanlık vb. denizden gelen tehditlerin önlenebilmesi için işbirliği faaliyetleri hayatî önem taşımaktadır.

25-Pandemi süreci, küresel ticaret ve e-ticaret kapasiteleri ile nakliyecilik kapasitelerinin yoğunlaşmasını etkilemiş ve bu noktada deniz ticareti önemli rol oynamıştır. Mavi Ekonomi için Ege Denizi’ndeki balıkçılık problemlerinin Türk-Yunan ilişkilerinin etki alanında olduğu ve sektörün kırılganlığı da dikkate alınmalıdır. 

26-“Denizcilik Endüstrisi“ diğer denizcilik sektörleri göz önüne alınarak değerlendirilmelidir. 

17-“Denizcilik Eğitimi“, büyüme ve gelişme gösteren deniz ticareti ve denizcilik sektöründe deneyimli personel yetiştirmekte önemli yer tutmaktadır. 

28-Donanma, sadece kıyıları koruyan değil daha önemlisi deniz yolları güvenliğini sağlayan bir kuvvettir. Deniz sanayii ve ticarî kapasitesinin geliştirilmesi “Donanma“ kapasitesinin de güçlendirilmesini destekleyecektir. 

29-Küreselleşen rekabet ortamında, millî gemi inşa sektörünün bugünkü durumu ve gelecek için kullanabilecek potansiyeli bilimsel ve gerçekçi bir anlayış ile değerlendirilmelidir. Tersaneciliğin gelişmesi ve uluslararası standartlara ulaştırılması teşvik edilmeli, etkin bir denetim mekanizması oluşturulmalıdır.

Deklarasyonun tamamını okumak için tıklayın