Kulüp: Başarılı bir dönem dizisi

Kulüp: Başarılı bir dönem dizisi

10 Kasım 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

İlhan İlmenöz

Son günlerin ses getiren yapımlarından biri olan "Kulüp" adlı dizi, Netflix'te 1 numaraya yerleşti ve en çok izlenen diziler arasına girmeyi başaracak gibi görünüyor. 

Kulüp, 1950'ler İstanbul'unda geçen bir dönem dizisi. Hapisten yeni çıkmış bir annenin uzun süredir görmediği yetimhanede büyümüş sorunlu kızı ile yeniden bağ kurmak istemesi üzerine gelişen olaylar. 

Bir yanda Sefarad Yahudileri, bir yanda Anadolu'dan "taşı toprağı altındır" diyerek İstanbul'a göçen Anadolu köylüleri ve İstanbul'da yaşayan diğer azınlıkların iç içe geçmiş öyküleri bir gece kulübünde buluşuyor.  

Kulüp, sanırım ilk defa Sefarad Yahudilerini ve kültürlerini merkeze alan bir dizi... Ladino dili, Şabat sofraları, düğünleri, Purim kutlaması ve diğer Yahudi gelenekleri detaylı bir şekilde işleniyor. 1950'lerin İstiklal'i, Pera, o dönemin eğlence anlayışları, manzaralar, mekanlar, giyim tarzları diziye renk katıyor. Aşk, acı, eğlence, hüzün, nostalji hepsi bir arada. Senaryo iyi, konu ve anlatım akıcı ama tarihi gerçekler biraz insanın içini acıtıyor. Dizinin müzikleri de gerçekten enfes... 

İlk bakışta bana "Salkım Hanımın Taneleri" filmini anımsattı. Bazen de eski bir Yeşilçam veya Hollywood filmi izler gibisiniz. Arka planda Varlık Vergisi, Kıbrıs olayları, gayrimüslimlerin korkuları, köyden kente göç olgusu ince ince anlatılıyor. Hepsinin ötesinde dizi kahramanlarının aileleri ile sorunları, mutsuzlukları, beklentileri ve hayal kırıklıkları da çok güzel ele alınmış. 

Şarkıcı Selim'in sanatçı olarak ailesine kendini kabul ettirmek istemesi, Matilda'nın sevdiği Müslüman genç ile evlenmesine izin verilmemesi, şoför İsmet'in babasından nefret etmesi, Raşel'in annesine isyanı bunlara örnek verilebilir. 

Dizinin yönetmeni daha önce "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisinden tanıdığımız Zeynep Günay Tan. Dizinin ana karakterleri ise; Matilda-Gökçe Bahadır, Raşel-Asude Kalebek, Çelebi-Fırat Tanış, İsmet-Barış Arduç, Selim-Salih Bademci, Orhan-Metin Akdülger... 

Öncelikle usta yönetmen Zeynep Günay Tan'ın hakkını vermek gerek, gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış. Açıkçası beklentilerimin üzerinde olan bu diziyi ve oyuncu kadrosunu çok beğendim. Matilda rolünde Gökçe Bahadır, yüzünde hep hüzün olan, bazen kızgın, bazen kırgın ama hep dik duran ilkelerinden taviz vermeyen bir anneyi çok iyi oynuyor. Selim'in de dediği gibi belki çok az güldüğünden gülmek ona çok yakışıyor. Sade ve abartısız oyunculuğu son derece gerçekçi görünüyor. 

Şarkıcı Selim Songür bana biraz Zeki Müren'i anımsattı. Salih Bademci gerçekten inanılmaz bir yetenek. Her rolün altından kalkabilen ve oynadığı karakteri izleyiciye çok iyi yansıtabilen gerçek bir usta. Fırat Tanış'ı anlatmaya zaten gerek yok. Çelebi rolünde müthiş bir oyunculuk sergilemiş. 

Bıçkın taksici İsmet yani Barış Arduç rolü gereği biraz arka planda kalmış gibi. Matilda'nın kızı Raşel'i oynayan Asude Kalebek de bu kadro arasında göze batanlardan. Gazino patronu Orhan-aslında Niko-rolünde Metin Akdülger de rolüne tam oturmuş diyebilirim. Özellikle Selim ile iyi bir ikili oluşturmuşlar. 

Her zaman söylerim, dizi-film-müzik-kitap olayı tamamen kişisel farklılıklar gösterebilir. Birinin çok beğendiği bir diziyi ya da filmi siz beğenmeyebilirsiniz. Bu çok doğal, ancak yapılan iyi işlere de saygı duymak gerekir diye düşünüyorum.  

Son zamanlarda sosyal medyada bir moda gibi, ne kadar iyi yapılırsa yapılsın bunları beğenmeyen, kötüleyen bir kitle oluştu. Hatta bu tür dizileri izlememekle övünenler izleyenleri aşağılamaya bile başladı. Her neyse sonuçta bütün bunlar bir tercih meselesi, kimseye bir şey diyemem. 

Sonuç olarak ben bu diziyi beğendim ve henüz izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ederim.