Kültür emperyalizmi yerine kültürel çeşitlilik

Kültür emperyalizmi yerine kültürel çeşitlilik

4 Nisan 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Artur Leier, bilim görevlisi-Alman parlamentosu 

Yeni İpek Yolu Projesi, üç ana yönden oluşuyor: Birlikte ekonomik kalkınma ve çok kutuplu bir jeopolitik oluşturma. Aynı zamanda Batının tekelinde olan kültüre alternatifler de amaçlanır. Transatlantik düzende, iktidarda kalabilmek için kültürel hegemonyaya ihtiyaç duyulduğundan dolayı bu bir tehdit olarak algılanıyor. 

40.000'in üzerinde öğrencisi ile Almanya'nın en büyük üniversitelerinden biri olan Hamburg Üniversitesi, 31 Aralık 2020'de Konfüçyüs Enstitüsü ile iş birliği anlaşmasını sonlandırdı. Hamburg'daki Konfüçyüs Enstitüsü 2007'deki açılışından bu yana Çin kültürünü keşfetmek ve Çince öğrenmek için oldukça rağbet gören bir yer olmasına rağmen böyle bir karar alındı. Bu imkanlardan özellikle öğrenciler yararlanıyor. Bazıları gelecekteki çalışma hayatlarında şanslarını arttırmak için, bazıları ise Çin kültürüne ilgi duyduğu için katılıyor ve çoğunlukla her iki neden de katılmalarında rol oynuyor. 

Konfüçyüs Enstitüleri en başından beri ev sahibi ülke ile iş birliğine dayanarak çalışıyor ve bunlar genellikle üniversitelerle ortak olarak düzenlenen projeler. Bu enstitülere ilgi duyuluyor ve Çin'in ekonomik yükselişi devam ettikçe artmaya devam edecektir. Fakat Batı'daki kültür geriledikçe bu tür kültürel alternatiflere rağbet artıyor. Konfüçyüs Enstitüleri, Çin'in partner ülkelerle kültürel iş birliğini teşvik etme çabalarına hizmet ediyor. Stratejik düzeyde amacı, Batı'nın kültür alanında da tekele sahip olmasına karşı çıkmak için Yeni İpek Yolu Projesi'nin getirdiği büyük mali olanakları kullanmak. 

Bu kültürel potansiyel neredeyse hiç değerlendirilmese de halihazırda siyasi baskı mevcut. Almanya'daki Düsseldorf Üniversitesi de 2020'de yerel Konfüçyüs Enstitüsü ile olan iş birliği anlaşmasını sonlandırdı. Dünya çapında 500'den fazla lokasyonun yaklaşık %10'u kapatıldı. Alman siyasetinde Çin ile iş birliği ve kültürel alışverişe en agresif şekilde karşı çıkan Yeşiller Partisi. 

Mesele yine "özgürlük" mü? 

Kültürel projeler üzerinde neden bu tür siyasi baskı var? Resmi olarak, yine özgürlük ve demokrasi gibi boş sözler söyleniyor. Çin, bilimde ve eğitimde özgürlüğü kısıtlamakla suçlanıyor. Alman üniversitelerinin tamamıyla neoliberal hale gelmeye başladığı düşünüldüğünde, çifte standart göz ardı edilemez. Çünkü ifade özgürlüğü ve demokratik hoşgörü kültürleri işte şöyledir: 

Eylül 2020'de "Kölner Zeitschrift für Soziologie und Sozialpsychologie" isimli dergide yayınlanan bir araştırmada, ankete katılan öğrencilerin yaklaşık yarısının farklı görüşlere tahammül etmediği ortaya çıktı. Yarısından fazlası, kendisininkinden farklı görüşlere sahip kişilerin öğretim görevlisi olarak görev yapmalarına izin verilmemesi gerektiğini belirtti. Üçte biri ise hoşlarına gitmeyen kitapların kütüphanelerde yer almasını bile istemedi. Ankette bu tür kitapların yakılmasını isteyip istemedikleri sorulmamış bile. 

Batı'daki üniversitelerde ve toplumun gittikçe büyüyen bir çoğunluğu tarafından, siyaset, basın ve kültür içindeki neoliberal ana akım tarafından dikte edilenler savunuluyor ve bunlarla giderek daha fazla sınırlanıyorlar. Bu şekilde kapitalist sahte demokrasiler, Çinlilerin "Baizuo" (kibirli ve hoşgörüsüz küçük burjuvazi) olarak adlandırdığı şeyi geliştiriyorlar; yerel sömürü rejimlerini sertçe eleştirmek için fazlasıyla korkaklar ancak ona direnen insanları ve devletleri kınarken oldukça cesur olabiliyorlar. 

Açıkçası bunun özgürlükle bir alakası yok. Bu Çin'in yükselmesine karşı siyasi mücadelenin bir parçası. Tıpkı Çin kendi yolunda başarıyla ilerledikçe daha çok canlanan ekonomik ve enformasyon savaşı gibi. Ancak kültürel iş birliğine yönelik agresif tepkilerin başka bir nedeni daha var: Özellikle Almanya'da transatlantik sermaye sınıfı, iktidarda kalabilmek için kültürel hegemonyaya ihtiyaç duyuyor. Neoliberal beyin yıkama yöntemlerine alternatifler çıkınca, pek çok kişi tek taraflı Westbindung'u (Batı'ya uyum) sorgulamaya başlayacaktır. 

Kültürle beyin yıkamanın kısa tarihi 

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Reeducation ve Marshall Planı'ndan bu yana, Batı Almanya'ya kültürel bir tekel dayatıldı. İnsanlar küçük yaşlardan itibaren, Rock'n Roll'dan günümüzdeki şirketlerce piyasaya sürülen müziklere kadar, sosyal mühendislik uzmanlarının geliştirdikleriyle manipüle ediliyor. Günümüzde, Hollywood müzik şirketlerinden oligopol şirket piyasasına kadar tekelleşmiş eğlence endüstrisi, oldukça net politik amaçlara sahip ve bunu artık gizleme gereği bile duyulmuyor. Aynısı, edebiyat veya "modern sanat" gibi kültür alanları için de geçerli. Artık Pasternak'a Nobel Edebiyat Ödülünün bir CIA operasyonunun (1) parçası olarak verildiğini ve modern sanatın kültür savaşında (2) kullanılan bir silah olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla kültür, her zaman insanların zihinlerini ve kalplerini fethetmeyi amaçlayan önemli bir siyasi savaş alanı olmuştur. 

Soğuk Savaş sırasında bu devasa kültür çarkına karşı çıkma girişimleri oldu, ancak bunların hiçbiri Batı'da kabul görmedi. Fakat sosyalist devletlerden bireyler, sanatsal başarılara ulaşamadıklarından sistem eleştirmenlerine dönüşüp büyük sanatçılar olarak övgü gördüler ve Batı onları ödül yağmuruna tuttu. Soğuk Savaş ne kadar uzun sürdüyse, sosyalist devletler de bu mücadelede o kadar geride kaldı. İnternetten yararlanma olanakları ortaya çıktığında ise artık çok geçti. 1980'ler, kültür savaşında Batı saldırısının estetik yönden doruk noktasıydı. Sistemde rekabet ortadan kalktıktan sonra, estetik yönden bilinçli bir düşüş ve hızlandırılmış kültürel yozlaşma süreci başladı. 

Bugünkü durumun hem kötü hem de iyi bir tarafı var. Kötü tarafı; Batı'nın onlarca yıldır Amerikanlaşma yoluyla, henüz ekonomik ve politik olarak yerleşemediği ülkelere sızmayı başarması. Böylece dünyanın dört bir yanındaki gençleri karşıt değerleriyle zehirleyip bağımsız devletleri sinsice ele geçirilmeye hazır hale getiriyor. Pek çok kişi bu yozlaşmış, kendilerini tüketici haline getiren ve benmerkezci karşıt kültüre karşı savunmasız. İyi tarafı ise eğlence endüstrisinin artık açıkça politik bir silah olarak kullanılması. Giderek daha fazla insan çoğu Hollywood filminin bariz sosyal mühendislikle hazırlanmasını eleştiriyor. Sistem adına oyuncuların, şarkıcıların ve diğer ünlülerin siyasete tek taraflı dahil olması da giderek reddediliyor. 

Kültürel çeşitlilik içeren bir gelecek

Dünya halkları alternatiflerin gelmesini bekliyor. Bu alternatifler kısmen mevcut ancak henüz yeteri kadar bilinmiyor. Ayrıca, "serbest piyasa"ya rağmen, Hollywood tekeli elden gelebilecek her şekilde savunuluyor. Üstelik uzman ve mali kaynak yetersizliği de yaşanıyordu. Şimdi Yeni İpek Yolu ile Amerikan kültürel tekelinden kurtulmak için tarihi bir fırsat geldi. Sermaye mevcut ve artık bu konunun ne kadar önemli olduğu da anlaşıldı. 

Ancak mesele bir tekelden kurtulup bir başka tekeli onun yerine koymak değil. Mesele kültür çeşitliliğinin yolunu açmak. Kötü taklitlere değil, gerçek ve özgün alternatiflere. Bunlar özellikle aktardıkları değerler açısından farklılık göstermeli. Büyük farklar şunlar olabilir: Benmerkezci hareket yerine kolektif hareket, daha çok tüketim yerine daha çok eğitim, izolasyon yerine aile. Sanatsal uygulama aynı zamanda yeni, estetik yollar da açmalı. 

Çin, Rusya ve Almanya'nın işbirliği içinde bu tür alternatifleri yaratmak için uygun koşullar var: Binlerce yıllık Çin kültürü, her sanat türünden Rus başyapıtları, Alman Demokratik Cumhuriyeti ve sosyalist kültürü de dahil olmak üzere tüm Alman tarihinin tüm ilerici kültür ve sanat birikimi. 

Hepsi de politik amaçlar doğrultusunda kurban edilmek pahasına, birisinin diğerinin yerine geçirildiği değil, tersine "bin çiçeğin açtığı" bir ortamda bir arada pekala var olabilir. Dahası birbirlerini fazlasıyla zenginleştirip, tektipleştirici küresel neoliberal kültürel dayatmaya karşı beraber bir kolektif kültürel alternatif teşkil edebilirler. 

Bu gelenekler daha fazla geliştirildiğinde, internet üzerinden hızla yayılarak kültürel çeşitliliğin mümkün olduğunu kanıtlayacaktır. Yeni İpek Yolu ile bunun için bir altyapı oluşturulmak isteniyor. 

1) https://www.cia.gov/readingroom/collection/doctor-zhivago 

2) https://daily.jstor.org/was-modern-art-really-a-cia-psy-op

İlgili yazı: https://medyagunlugu.com/haber/avrupa-ve-asya-icin-gelecegin-projesi-48233