Kulağımdan gitmeyen çığlıklar

Kulağımdan gitmeyen çığlıklar

4 Ağustos 2021 Çarşamba  |   Mentor

Mentor

Bir Twitter videosu var, ülkemizde sürüp giden ve bir türlü söndürülemeyen yangınlara ait, yaşam boyu hiç duymadığım ve bir daha asla duymamayı dilediğim, çığlık çığlığa korku, çaresizlik, yardım talebi içeren-en azından ben öyle hissettim-hayvan sesleri. 

Birisi yaktı, birisi söndüremedi bunlar şimdi yazacaklarımdan daha sonraki konular çünkü burada asıl sorgulanması gereken vicdanımız ve diğer insanların ve canlıların acısını hissetme ve empati yapma becerimiz. 

Eğer o çığlıkların içindeki acı ve çaresizliği hepimiz bu şekilde hissedebilseydik hiçbir konuda hiçbir tartışmamız olmazdı. 

Her şey konuşuldu uçaklar, yardımlar, çamlar ama konuşulmayan hiçbir suçu olmayan insan denilen varlık tarafından evi yakılan ve diri diri yanmaya terk edilen o canlıların çektiği acı ve gördüğü zulümdü, bilmiyorum belki beni romantik bulabilirsiniz ama o çığlıklar beni zavallı ve çaresiz hissettirdi. Ayrıca bir insan olarak insanoğlunun başka canlılara çektirdiği bu acıdan utanıyorum. 

Diyeceksiniz ki insanlar ne olacak, oysa konu kim veya ne değil, nasıl. Burada tartıştığımız veya anlatmaya çalıştığım şey "empati" duygusu bütün dayanışma ve yardım duygusunun temelidir, el kadar çaresiz bir kuşun acısına empati yapamayan bir duyarsızlık kendi kendine yetme becerisi olan insana nasıl empati yapacak, yapamaz, yapamıyor. 

Ben o çığlıkları duymak yerine tüm dünyadan yardım istemeyi tercih ediyorum, başka insanların başka canlıların çektiği acıların ardına şoven ve insancıl olmayan ego şişkinlikleri saklanamaz. 

Hele hele bunu bir sanatçının yapıyor olması hiç kabul edilemez. 

Sanatçı kavramı da bizde oldukça karıştırılan bir kavram. Sanatçının temel özellikleri; yaratıcı, duyarlı ve muhalif olmasıdır, her şarkı söyleyen her dans eden sanatçı kavramının içine girmez. Muhalif olmak zorundadır çünkü yaratıcılığı ile yerleşik kalıpları sorgular, mahalle baskısını kırar ve topluma daha iyi olma konusunda liderlik eder. Oysa acıyı dindirmek mümkünse onur ne anlama gelir diye düşünmesi gereken yerde bırakın yansınlar onurumuz daha değerli kalıbına sığan bir insan sanatçı olamaz, insan da olamaz bana göre, hayvan olması da hiç mümkün değildir. 

Maalesef entelektüel yaşamımız çok geride, sanatçı yetiştiremiyoruz, daha kötüsü artık vicdanlı insan sayımız azalıyor. 

Diğer canlılara ve insanlara onların acılarına empati yapabilme ve anlayabilme uygar bir toplumun temelini oluşturuyor. 

Aslında bu yangınlar gösterdi ki sadece ağaçlarımız yanmıyor, insanlığımız yanalı çok olmuş...