Kritik puan kaybı

Kritik puan kaybı

8 Mart 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray geçen hafta kaybettiği Ankaragücü deplasmanının ardından şampiyonluk yarışında kritik dönemeçlere giriyordu, kaybedilen ya da kaybedilmesi muhtemel her puan kaybı takım için büyük sıkıntılar demekti.  

Maçın başlamasından önce kadroyu değerlendirdiğimde hemen hemen kafamdaki 11 sahaya yansımıştı. Beni düşündüren detaylardan bir tanesi ise Martin Linnes detayı idi. Bu noktada Sivasspor’un tek hücum silahı olan Max Gradel sıkıntı çıkarabilir diye düşünüyordum.  

İlk düdük ile beraber takımın maça hızlı başlayacağını tahmin ediyordum. Belhanda ve Gedson’un takımı ileri itebilmek adına daha fazla sorumluluk alması gerektiğini düşünüyordum. Bu durum takımın üçüncü bölgeye daha yatkın olması, pozisyon alma ve gol beklentisi yüzdesi açısından artışa sebep olacak, dolayısıyla takım mental anlamda yükselişe geçebilecekti.  

Sivasspor’un genel olarak büyük deplasmanlarda oynadığı taktik çok açık ortada. Kontra ile hata bekleyeceklerini biliyordum. Yaşanan bir anlık konsantrasyon kaybı Galatasaray’a maçta olduğunu hatırlattı. Takım elinden gelenin fazlasını yaparak topu bulunan gole kadar tamamen Sivasspor’un yarı sahasında oynayarak, maçı yıkmayı başarınca sonuç gecikmedi. Yaklaşık dört buçuk aydır yeşil sahalardan uzak olan Falcao, geçmiş dönemlerini andıran bir gol ile “merhaba” dedi.  

Rüzgarı arkasına alan Galatasaray’ın yarı bitmeden bir gol daha bulabileceğini düşünüyordum fakat sanırım takım “şampiyonluk gidiyor” diye düşündüğünden maça konsantre olamadı. Bölgeler arası konsantrasyon kaybı ve Onyekuru’nun istenilen formda olmaması, Terim ve öğrencilerinin başladıkları atakları sonlandırmasına sebep oldu. Yenilen ikinci golü Sivasspor bile beklemiyordur diye düşünüyorum. Savunma hattı o kadar tedirgin bir performans sergiledi ki yenilen ikinci gol savunmanın zaafiyetinden kaynaklandı. Çalımbay ve ekibine, “dokuz eksikle geldiği deplasmandan maç başlamadan bir alacaksınız” deselerdi, kabul ederlerdi diye düşünüyorum. Bu kadarı onlara da sürpriz oldu.  

İkinci yarıya başlarken, Galatasaray adına değişikliklerin başlama düdüğü ile geleceğini tahmin ediyor, istiyordum. Peki, bunlar ne olabilirdi?.. Takım hızını artırıp dikine oynamak gerekliydi. Bu noktada, Kerem ve Yedlin ilk iki değişiklik olabilirdi. Yedlin ile hem Falcao'yu hem de oynayan kanat oyuncularını “orta açmalıyım” diye düşündürtebilirsiniz. Linnes, bu konuda çok eksik kalıyor. Dürüst olmalıyım ki, Feghouli’nin bu kadar eksik olduğunu tahmin etmiyordum. Bu değişiklikler daha erken gelmiş olsa maç daha erken dönebilirdi.  

Galatasaray son topa kadar denese de başaramadı. Devrenin sonlarına doğru, penaltıdan sonra gösterilen performanstan, reaksiyondan, vazgeçmeyişten ben memnunum. Bu oyun devam ederse, sonuç bir şekilde gelecektir. Yapmış olduğum analizler neticesinde gördüm ki, Muhammed Galatasaray’ın her şeyi olmuş. Bu maçta sahada olsa, sarı-kırmızılılar bu maçı çok erken, farkla koparırdı. Galatasaray, bir puan da olsa, puan aldı. Kayseri maçında neler olacak, çok merak ediyorum.

Lider Beşiktaş iki puan ile önde. Heyecan kıyasıya devam ediyor. Fenerbahçe’nin ise bir maçı eksik. Siyah-beyazlılar önümüzdeki hafta Başakşehir deplasmanında. Fenerbahçe yendiği an, “Ben de varım” diyecek. Heyecan kıyasıya devam ediyor. Sizce, son düzlükte kim galip çıkar?

Etiketler:  Futbol