'Köprüden önceki son çıkış geçildi'

'Köprüden önceki son çıkış geçildi'

13 Nisan 2021 Salı  |   Günlük

Gazeteci Murat Aksoy, Rusya ile ilişkiler başta dış politikada yaşanan son gelişmeleri Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer'le konuştu. politikyol.com sitesinde yayınlanan söyleşiden bir bölüm şöyle:

-Yeni ABD yönetiminin Rusya’ya karşı sert bir pozisyon alacağı belli idi. Ukrayna’da yaşanan gerilimi dikkate aldığımızda; bu kadar hızlı bir gerilim bekliyor muydunuz? 

-Açıkçası hayır, beklemiyordum. Daha çok yeni yaptırımların gündeme geleceğini düşünüyordum. Sanırım Biden bir taraftan Rusya’yı hedef tahtasına koyarken diğer taraftan da NATO’yu hareketlendirerek konsolidasyon sağlamak istedi. 

Trump döneminde büyük hasar alan transatlantik ilişkilerini onarmak ve NATO’nun beyin ölümlerinin gerçekleştiğini birkaç kez açıklayan Macron’a da mesaj verilmesi söz konusu. Belki de tüm bu nedenlerle acilen harekete geçmesi gerektiğini düşündü. 

-Bu gerilimde Türkiye’nin pozisyonu ne olur, dahası pozisyon almak zor mu, kolay mı? 

-Zor, hem de çok zor. Bugüne kadar basına yansıyan, açık kaynaklara yansıyan bilgilerden Türkiye’nin Ukrayna yanında yer aldığı düşünülebilir. Bu konu aslında Türkiye’nin somut dış politika sorunları karşısında aldığı günü birlik tavırlarla da açıklanabilir. Ben Türkiye’nin bu krizde bugüne kadar kararlı bir tutum sergilediği kanaatinde değilim. 

Zira, Türkiye öyle bir ülke ki, hem Kırım’ın ilhakına karşı hem de Batı’nın bu nedenle Rusya’ya uyguladığı ambargoya karşı. Buna denge politikası da denilebilir. Eleştirmiyorum. Ancak, bu tutumunu kararlılıkla sürdürmesi gerekir. Komşularından birisi lehine tavır koyması hele de bunu NATO ve Batı ittifakı ile ilişkileri düzeltme pahasına yapacak olması, beka sorunu yaratabilir. 

Aslında durumumuzu bir tweetle şöyle özetlemek de mümkün.  “S-400 satın aldığımız ülke ile SİHA sattığımız ülke arasındaki gerilimde, üyesi olduğumuz NATO ittifakı yükümlülüklerimiz çerçevesinde tavır almamız beklenirken, müttefikimiz ABD’nin CAATSA ve F35 yaptırımlarına muhatap bir ülke olarak, AB’nin baskısıyla Doğu Akdeniz’de çekiliyoruz.” 

-Türkiye, Batı/ABD ile Rusya arasında bir tercih yapmak durumunda mı yoksa zorunda mı?

-Tercih konusunda Türkiye köprüden önceki son çıkışı geçti. Zorunda kalıyor. Ayrıca, zorunda kalıyor olması, Türkiye’nin güvenilir bir “güvenilir ortak” olabilmesi koşuluna da bağlı. ABD ve Batı ile ilişkiler bir tarafa, bugün Türk–Rus ilişkilerinin bir numaralı sorunu da “güvenilirlik”le ilgili. 

Türkiye dış politikasında son 10 yılda çok büyük hatalar yaptı. Bölgesindeki oyunları bozdu, yeni oyunlar kurdu. Ancak, kurduğu bu oyunlar içerisinde kendisine de bir rol ayırmayı unuttu. Bu nedenle, çok sayıda düşman biriktirdik. 

-Peki, Rusya için Türkiye ne anlama geliyor? 

-Yakındaki uzak komşu. İktisadi temelde mükemmel bir karşılıklı bağımlılık örneği. Tarihsel süreçte rekabet ve işbirliği ikileminden kurtarılamamış bir ilişki biçimi. Son 10 yıla kadar, devletler arası ilişkinin, karşılıklı güven ve milli çıkarlara saygı temelinde kurumsal hafızalarla şekillendirildiği ancak şimdi sadece liderler arası ilişkiler çerçevesinde, kişisel gayretlerle yürütülmeye çalışılan, gündelik politikaları önceleyen bir ilişki biçimi.

İşin daha kötüsü, bu ilişki modelinde de, Rusya devlet aklını ve kurumsal hafızayı hem kullanıyor hem de önceliyor. Putin’in, SSCB’den miras o muazzam devlet aygıtının ekran yüzü olduğunu fark edemeyen bir bakış açısıyla ilişkilerimizi sürdürme gayretindeyiz. 

-Türkiye devlet aklını ve hafızasını kullanmıyor mu? 

-Türkiye’de sadece devlet aklı ve hafızası değil, koskoca Dışişleri Bakanlığı bile kullanılmıyor. Dış politikada çok başlılık ve koordinasyon eksikliği var. Aynı konuda farklı açıklamalar duyabiliyoruz.

Söyleşinin tamamını okumak için tıklayın

Etiketler:  Rusya