Konuşmak ihtiyaç susmak sanattır

Konuşmak ihtiyaç susmak sanattır

17 Şubat 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

Birey, toplumsal bir varlık olarak diğer insanlarla sürekli ilişki, iletişim halindedir. Kimi zaman bu ilişki sırasında kendisine, çevresindeki kişilere veya objelere zarar veren saldırgan davranışlar sergileyebilir. Bu saldırganlık kendisini fiziksel, sözel ya da psikolojik olarak gösterebilir.

"Ağzı olan, parası olan, saygısız olan konuşuyor, bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor dediklerini…" sık sık duyarız. Ancak dinlemekten nedense nadiren söz edilir. Çevremi sıkça gözlemlerim, sosyal birlikteliklerde üç, beş kişi bir araya geldiğinde, içlerinden biri sözü ele alır ve susmadan devam eder. Aklını, sağduyusunu, empatiyi kullanmadan sosyalleşmemiş, bil­gi sahibi olmadan, irdelemeden, önüne gelene önüne geldiği şekilde hiç düşünmeden konuşan bir sürü insan var. Aslında en kötüsü kendi kendine konuşması çünkü aslında insanlar kendilerinden başka kimsenin aklına güvenmiyor. Konuşmak, düşüncenin bulduğu, aklın onayladığı, gönlün süzgecinden geçen, iyiliğe, sevgiye ait sözlerin dudaklarımızın arasından dışarıya çıkmasıdır. 

"Konuşmak nedir" diye sorsam bazılarımız kısaca "ses çıkarmak" diye yanıtlar. Ama konuşmak, sadece bazı sesleri çıkarmak değildir. Ne zaman ki insanoğlu çıkarılan bu seslerden anlamlı kelimeler üretip ve bu kelimeler aracılığı ile iletişim kurmaya ve kendisini ifade etmeye başladı, o zaman bu sesler bir konuşma olarak tanımlanabildi. Konuşma eyleminin sadece dil aracılığı ile olduğunu düşünüyorsanız yanlıyorsunuz. Konuşma, vücudumuzdaki birtakım organların iş birliği sonucunda gerçekleşen mucizevi bir işlemdir. Konuşma işleminde dudaklar, dişler, damak, dil, ağız, gırtlak, ses telleri, nefes borusu, akciğerler ve beyin görev almaktadır. Sadece bu organlarla yapılan bir eylem de değil aslında, duygu, düşünce ve davranışların yardımı ile de konuşma eylemi gerçekleşir. Dahası konuşma sırasında görsel, işitsel, yazılı araçlardan etkin ve işlevsel bir biçimde de yararlanıyoruz.

İnsan konuşma becerisini nasıl geliştirdi acaba?

Kesin bir bilgi olmamasına rağmen insanoğlunun belki de en büyük buluşlarından birisinin konuşmayı öğrenmek olduğunu söyleyebilirim. Bu sayede diğer canlı türlerine göre daha kolay iletişim kurma imkanına sahibiz. Konuşma sayesinde iletişim kurabilmeyi, duygu ve düşüncelerimizi başkalarına aktarıp onlarla paylaşabilmeyi başarabiliyoruz. Konuşmanın nasıl oluştuğunu, gelişim sürecini, bilim adamları çeşitli araştırmalarla ortaya koymuşlar. Konuşmanın temel amacı bir bireyin başkalarıyla paylaşmak istediği düşüncelerini, yakınındaki ya da uzağındaki birey ya da bireylerde aynı duyguyu ya da ona çok yakın bir anlam oluşturmaktır. Aslında burada söz konusu olan, beyinler arasında bir düşünce alışverişidir.

Daha önceden konuşamadığımız, pasif birer dinleyici ol­duğumuz bebeklik döneminde önce ninniler sonra masallarla, şarkılarla, sözlerle avutulur, ardından zamanla kendimizi ifade etmeye başlarız. Ben iletişim mezunu olduğum için iletişimin şekli ve içeriği iletişimin konuşmada önemli bir yer tuttuğu düşüncesindeyim. İnsan kişiliğinin gelişmesinde, karakterinin oturmasında, topluma entegre olmasında ve toplumsallaşmada konuşma çok önemli bir rol oynar. Herkes iletişim kurabilir, bu kolaydır. Ne var ki; doğru insanla, doğru derecede, doğru zamanda, doğru maksatla ve doğru biçimde iletişim kurmak… İşte bu zordur. Bu nedenle konuşmanın niteliği, içeriği zamanlaması, etkinliği, türü, iletişimin doğru bir şekilde gelişmesi ve iyi sonuçlar alınması için son derece önemlidir.

Benim düşünceme göre insanlar, konuşma özellikleri sayesinde diğer canlılardan ayrılmıştır. Diğer tüm canlılardan ayrılmasının en büyük sebebi bildiklerini aktarabilme kabiliyeti olmuştur. Günlük hayatta öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki neredeyse insan sayısı kadar konuşma türü var. İnsanların mizacı onların konuşma tarzını da belirlemektedir. Konuşmada güdümlü, iddiacı, caydırıcı, serbest, eleştirel, yaratıcı, empati kurarak, katılımlı ve buna benzer birçok konu ile ilgili düşünceler sözlü olarak aktarılır. 

Benim anladığım kadarıyla konuşmayı konuşma yapan iyi bir iletişimdir. Bu da düşünülen, hissedilen, yaşanılan şeylerin, duyulan arzuların sözle hoşa gidecek biçimde ifade edilmesidir. Doğru ve güzel konuşmanın ilk şartı dinlemeyi bilmektir. İletişimde etkili dinlemenin amacı anlatılanı doğru anlamaktır. Bugünkü insanın gelişme kültürü olarak adlandırdığımız sosyal ilişkiler dengesinin ilk adımı konuşmak, ikincisi ise dinlemektir. Fiziksel, bilişsel, duygusal ve düşünsel çalışmalarda da birbirini anlamak, iyi bir iletişim kurmak için, iyi sonuç alabilmek için konuşmanın ve dinlemenin önemini kavramamız gerekir. Birçok bilim insanına göre, insanı hayvan ve diğer canlılardan ayıran en önemli özellik akıl ve düşünce gücüdür. İşte bu akıl sayesinde düşüncelerini konuşma yolu ile aktarabilmesi, insana diğer canlılara göre farklı bir özellik kazandırmıştır. Konuşma olmazsa akıl ürettiği düşünceleri dışarı vuramaz, karşısındakine iletemez, başkalarına aktaramazdı. Tam anlamıyla işlevini yerine getiren akıl, bu işlevini gerçekleştirdiği için mutlu olur. Evet, bana göre insan konuşabildiği için her yönü ile duygusal, bilişsel, sözel, mantıksal, matematiksel, görsel, mekansal, kişisel ve içsel varoluşunu konuşma aracılığı ile daha da iyi kavramaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi, konuşmanın dışında duygu ve düşüncelerin daha canlı anlatılması için, konuşmacı bir takım hareketler yapar, burada beden dilini kullanmak çok önemlidir. Belki de güzel bir konuşmayı etkileyen en önemli unsur bu olsa gerek. Bu yüzden doğru ve güzel konuşmak kadar zor bir şey yoktur.

Son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; sağlıklı olan her birey, konuşma yetisiyle doğar. Fakat bu konuşma yetisini kazanabilmesi için her doğan çocuk yaşadığı toplumun sözlü konuşma geleneğini almak zorundadır. Bu çok zor ve zahmetli bir iştir. Ama bireyin doğru ve düzgün konuşması, ailesi, çevresi ve aldığı eğitimle doğrudan ilişkilidir. Bunun için de konuşma eğitimine ihtiyaç vardır. Konuşma eğitimi, konuşarak daha iyi nasıl iletişim kurabileceğini, doğru seslendirmeyi, kurallara uygun ve nazik konuşmayı içerir. Bunları gerçekleştirmek için belirli amaçlar, kazanımlar, ilkeler, aşamalar ve etkinlikler vardır.

Konuşurken söylediklerimizin, söyleyeceklerimizin karşı tarafa yani iletişimde bulunduğumuz kişi veya kişilere, bir anlamı ve yararı olup olmadığını sorgulayalım. Söylediklerinizin, karşınızdaki kişi ve kişiler için ne anlama geldiğini, ona bir yarar sağlayıp sağlayamadığını düşünmek, bence konuşmanın en önemli noktasıdır. Çünkü gerçekten de düşünme konuşmanın ikiz kardeşidir. Konuşmak bir ihtiyaç olsa da, yerinde susmasını bilmek sanattır diye düşünüyorum.