'Kök çakra' ve ruhsal uyanış

'Kök çakra' ve ruhsal uyanış

27 Haziran 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Bir bitkinin veya ağacın yaprakları, dalları, çiçekleri hemen dikkatimizi çeker. Hatta bazı bitkiler yaprak veya çiçeklerinin formları, renkleri ve kokularıyla bizi kendine hayran bırakabilir. Genellikle bitki veya ağacın, toprağın karanlık, içe dönük tarafında saklı köklerini çoğumuz fark etmeyiz. Ama kökler temeldir.  

Bitkinin yukarı, ışığa doğru kendini uzatma, büyüme çabası ve dal, yaprak, çiçek, meyve, sebze verme hatta tekrar tohum üretme gücü kökten gelir.  

Annenin rahminin, embriyonun büyümesi için temel gereksinimi oluşturması gibi, kök çakra da manevi gelişimimizin temelini ve başlangıç noktasını oluşturur. Hayatta kalmayı anlatır.  

Sanskrit dilinde Mūla “kök, öz, köken”, Ādhāra ise “temel” anlamlarını taşımaktadır. Kuyruk sokumu altındaki omurganın en düşük noktasında yer aldığı için "kök çakra" adını da taşır.  

Hayvansal evrimsel köklerimizi ifade eden alt hayvani enerji merkezinde bulunmaktadır. Manevi enerjinin kökleri “Mūlādhāra Çakra”ya dayanır. Ruhsal durum ve enerji bu seviyede derin, hareketsiz bir uykudadır, ölü gibidir.   

“Mūlādhāra Çakra” bilinçaltının yeridir. Gizli içeriği hakkında sadece belirsiz bir fikrimiz olan karanlık, kilitli bir mahzen gibidir.

Mitolojide kök çakra ejderha ile temsil edilir. Ejderha prensesi (2. çakrayı) ve değerli taşları ( 3. çakrayı) korur. Bir hissi var ancak hissi ile ne yapacağını bilemez sadece korur. Yalnız tepkisel eylemlerde bulunabiliyor. Bir ejderha uyurken, huzurlu ve zararsız gibi görünür, ancak uyanık ve bilinçte hiç uyanma yokken son derece tehditkâr ve tehlikeli olabilir. 

Bireyde yıkıcı öfke, her şeyi tüketen tutku, aşırı arzular veya derin yargı gibi aktif nitelikler olarak ortaya çıkabiliyor. “O zaten yalancı”, “O zaten haksız” nidalarıyla parmak hep dışarıda bir şeyleri işaret ediyor ve bu seviyede kişi hep somut gerçek var sandığı için tüm benliğiyle somut gerçeğe hizmet ediyor. Kaç kişi veya toplum tanıyorsunuz böyle? 

“Mūlādhāra çakra”nın ana sembolü “yedi gövdeli fil”dir. Hint mitolojisinde fil refahı, bilgeliği temsil eder ve bilgi ve yaratılışı öne çıkaran yaratıcı ilahinin “Brahmā” nın taşıyıcısıdır.  

Filin yedi gövdesi (yedi hortum ile ifade edilmiş), vücudun yedi temel işleyiş yapısını, yedi minerali ve yeryüzünde bulunan yedi değerli mücevheri temsil eder. Ayrıca yedi bilinç seviyesini sembolize eder: Bilinçsizlik, bilinçaltı, rüya bilinci, uyanan bilinç, astral bilinç, yüce bilinç ve kozmik bilinç. 

“Mūlādhāra çakra”nın “Bīja Mantra”sı (tohum ses) “LĀM”dır ve ruhsal uyanışın sesidir. Elementi topraktır. Rengi alev kırmızıdır. 

Bu çakrayı korku duygusu kapatabilir. Korku ile bellenmiş bir toprağa ekilmiş tohum çatlama cesareti gösterebilir mi? Peki, hayatta en çok neden korkuyorsun? 

Yaşadığımız sürece sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Sorunları sadece bir sıkıntı ve talihsizlik olarak kabul etmek yerine, onları değerli ve faydalı deneyimler olarak kabul edebiliriz. Bilinçaltının kapısını açarak bilginin ışığıyla aydınlattığımızda tüm bu deneyimler bizi bekleyecek. Onlardan bir şeyler öğrendiğimizde ve kendimiz üzerinde çalışmaya başladığımızda ruhsal gelişimimizde ilerleriz. Bunu yapmazsak acılara takılıp kalırız ve acı verici dersleri tekrar oynamaya devam edebiliriz. 

Namaste...