Köfte, sucuk, Pislik Esad ve Moz

Köfte, sucuk, "Pislik Esad" ve Moz

6 Ağustos 2012 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Geçen hafta, İstanbul 19. Caz Festivali'nin kapanış konseri için Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nu dolduran binlerce kişi muhalif bir sanatçının sadece etkileyici performansına değil ilginç siyasi mesajlarına da tanıklık etti.

 

 Tam adı Steven Patrick Morrissey olan, hayranlarının kısaca Morrissey ya da Moz dediği İngiliz sanatçı 53 yaşında, yani belki yaşlı denilemez ama genç olmadığı da kesin. Buna rağmen büyük bölümü gençlerden oluşan hayranları "Vur de vuralım, öl de ölelim" militan ruh hali içinde gözlerini onun gözlerinden ayırmadan, nefes almadan konseri yaşadı. Hatta güvenlik elemanlarının dehşet dolu bakışları altında kendisini 2 metre yükseklikteki sahneye  "atan" bile vardı.

 

Morrissey sahneye Türk bayrağı ile çıktı ve o anda tutkulu hayran kitlesini ikiye katladı; zaten davulun ön yüzlerinde de iki küçük Türk bayrağı vardı. Sıradaki sürpriz ise diğer müzisyenlerin sahneye "Esad is Shit", yani "Pislik Esad" yazılı tişörtlerle çıkmasıydı. Hem Türk bayrağı hem de tişörtler medyada çok tartışıldı ve çoğunluk sanatçıyı "savaş kışkırtıcılığı" yapmakla suçladı.

 

Ama farklı görüşte olanlar da vardı. Örneğin Cumhuriyet müzik yazarı Zülal Kalkandelen bu konuda şöyle yazdı:

 

"... Sahneye ilk geldiğinde ülkemizin bayrağı vardı elinde. Onu tutup sallarken söylediği sözler son derece önemliydi ama oradaki simgesel anlamı fark edemeyenler derhal bunu eleştirdi. Oysa o sırada birkaç kez üst üste "People Have the Power" dedi Morrissey. Söylediği her söze ve harekete ince anlamlar katan bir müzisyen o. Bayrağı ülke simgesi yapmış, bu ülke halkın, sizlerin diyordu; sonra da bayrağı dinleyicilere verdi. Tamamen simgesel bir halk desteğiydi o....Onun amacı, ülkenize halk olarak sahip çıkın demek; bu nedenle aynı şeyi turne boyunca gittiği diğer ülkelerde de yaptı. Bu dünyadaki en şiddet karşıtı ruhlardan birisidir Morrissey."

 

Dağılan "The Smiths" grubunun eski solisti olan Morrissey belki medyanın her an kendisinden söz ettiği bir star değil ama müzik eleştirmenlerine göre tüm zamanların en önemli şarkıcı ve bestecileri arasında. Kendine özgü düşünceleri olan sanatçı Madonna, Elton John ve George Michael gibi isimleri "boş" şarkılar söylemek ve kişisel şöhret peşinde koşmakla suçluyor, hatta "Popüler sanatçıların çoğu hiçbir düşünce derinliğine sahip olmayan, sıradan kişiler"diyor.

 

İstanbul konserinde seyircilerden birisinin kendisine uzattığı kraliyet karşıtı yazının bulunduğu kağıdı bir süre alnında dolaştıran Morrissey zaten İngiltere'deki kraliyet sistemini yerden yere vurmuş, Margaret Thatcher ve diğer başbakanlara ağzına geleni söylemiş bir sanatçı. Siyasi açıklamaları nedeniyle bir ara FBI ve İngiliz Gizli Servisi tarafından da sorguya çekilen, evi aranan Morrissey politikacıları bütün kötülüklerin kaynağı görüyor.

 

2004 yılında Dublin'de verdiği bir konser sırasında ABD eski Başkanı Ronald Reagan'ın ölüm haberini duyuran Morrissey, "Ben aslında şimdiki Başkan George Bush'un ölmesini isterdim!"diyerek ortalığı bayağı karıştırmıştı.

 

Sanatçı İstanbul'da bazıları hüzünlü, bazıları Kadiköy'den duyulacak kadar yüksek sesli 20 şarkı seslendirdi. Konser ilerdikçe oturdukları koltukları bırakarak sahne önüne yığılan hayranları pek çok şarkıya eşlik etti. Bir ara mikrofunu sahne önündekilere veren sanatçı Türkçe  "Adamın dibisin Morrissey" övgüsü ve bir de evlenme teklifi aldı!

 

Sahnedeki konuşmaları ve medyaya açıklamaları sık sık olay yaratan Morrissey'e kimi zaman ırkçılık suçlamaları yöneltildiğini de söylemek gerekiyor...

 

Öyle ya da böyle, görüşlerini beğensek de beğenmesek de İstanbul'dan "düşünen", kendine özgü  hayran kitlesi bulunan bir sanatçı geçti.

 

Tabii, Morrissey'den söz edip de onun hayvan hakları için mücadelesini ve ünlü "Meat is Murder" şarkısını unutmak olmaz.

 

Hayvan hakları sanatçı için o kadar önemli ki, konser akşamı Açıkhava'nın büfelerinde köfte ve sucuk satışı yapılmasını istememiş. En azından, büfelerde çalışanlar 19 Temmuz akşamı sucuk ve köfte satışı yapılmamasını Morrissey'e bağlıyor.

 

Keşke Morrissey'in hayvanlara gösterdiği hassasiyeti iki tost iki ayrana 25 lira alan Açıkhava'daki büfeciler müzikseverlere de gösterseydi...

Etiketler:  Eleştiri Medya