KKTC’yi UBP’lilerin refleksi kurtaracak!

KKTC’yi UBP’lilerin refleksi kurtaracak!

11 Ağustos 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Refleks önemlidir tabii... Kaleciler refleksleri sayesinde golü kurtarır; bol bol alkış alırlar. Sürücüler, kazalardan refleksleri sayesinde kaçınabilir; çoğu halde de yola çıkmış olan canlıları ölümden kurtarabilirler. Yaramaz çocukların bir ağaç dalına tutunmasını ve yere çakılmasını önleyen refleksleridir. 

Bazı topluluk veya grupların demokratik refleksleri de bir işe yaramalıdır diye düşünüyorum. 

Son günlerde KKTC’de gündem değişti: Artık ne Maraş’ı konuşuyoruz ne de Kıbrıs sorununun nasıl çözümleneceğini... Salgın yönetiminde yaşanan sıkıntılar bile ikinci planda kaldı. 24 Ekim’de toplanacağı duyurulan Ulusal Birlik Partisi kurultayında yaşanacaklar veya bu süreçte yaşanmaya başlananlar gündemin birinci sırasında yerleşti. 

Ulusal Birlik Partisi (UBP) kendisini, 1957 yılında kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) siyasi uzantısı olarak tanımlıyor. Kuvvayı Milliye’nin devamı bir CHP gibi yani... 

Hem TMT’nin son kadrolarını neredeyse olduğu gibi bünyelerine almışlardı; hem de siyasi yaklaşım ve ilkeleri TMT ile büyük benzerlik göstermektedir. Aradan geçen 60 yılın hem Kıbrıs sorununu hem Kıbrıslı Türkleri, hem de Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile olan ilişkilerini büyük ölçüde değiştirdiğini dikkate alırlarsa Kıbrıs Türk halkına hizmet etmeye de devam edebileceklerdir sanırım. Zaten UBP, bir koalisyon içinde de olsa hükümettedir. 

UBP’nin karşısında konumlanan başlıca siyasi güçler olarak Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Toplumcu Demokrasi Partisi de 1974 öncesine uzanan fikir ve tutum farklılıklarının eserleridir aslında. Ana muhalefet partisi CTP 1970’te, Barış Harekatı’ndan tam 3,5 yıl önce kurulmuş ve siyaset sahnesindeki yerini almıştır. TDP, TMT içinde aktif olmalarına karşın Denktaş’a muhalif olanların Barış Harekatı’ndan hemen sonra oluşturdukları Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin devamı niteliğindedir. 

Kıbrıs Türk demokrasisi, Kıbrıs Türk halkının sorunlarına çözüm arayışının aracısı olacaksa bu partilerin aktif bir siyasi çaba içinde olması büyük önem taşımaktadır. 

Ulusal Birlik Partisi’ne neler oluyor? 

24 Ekim’de kurultaya gidecek olan UBP’de ciddi bir başkanlık yarışı olması bekleniyor. Ne var ki, 2020 yılındaki kurultayda yaşanan müdahaleler UBP’nin peşini bir türlü bırakmıyor. Kasım 2020’de yaşanan olağanüstü kurultayda oy kullanan 6801 üyenin 2706’sının oyunu alan Faiz Sucuoğlu, ikinci tur öncesinde başkanlık adaylığından çekilmeye zorlanmış, daha sonra kurultay diğer adayların da çekilmesi nedeniyle sonuçsuz kalmış; bugünkü başbakan Ersan Saner’in daha sonraki düzmece bir kurultay ile parti başkanı olarak başbakanlığa devam etmesi sağlanmıştı. 

Şimdiki kurultayda en güçlü adaylar elbette Sucuoğlu ve Saner’dir. Lefkoşa sokaklarında Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saner’i desteklediği lafları dolaştırılmaktadır. Buna karşın Sucuoğlu, “ölse bile adaylıktan çekilmeyeceğini” ilan etmiştir. UBP’ye 6 bine yakın yeni üye yazıldığı, kurultay öncesinde tüzük değişiklikleri yapılmak istendiği ve bütün bu operasyonların Türkiye’den gelerek Ada’da konuşlanmış bulunan danışmanlar tarafından sürdürüldüğü de biliniyor. 

Öyle görünüyor ki UBP yine kurultay yapamayacak; kurultay denilen şey, bambaşka bir şey olacak! 

Demokrasi işlevsiz kaldı! 

Şimdiye kadar UBP’ye tek bir kez bile oy vermemiş olanları da dahil olmak üzere bütün Kıbrıslı Türkler bu süreci ibretle izliyorlar. Toplum sorunlarının gündemden düşmesinin ve gündemin birinci sırasına UBP kurultayının yerleşmesinin nedeni, çok kolay bir şekilde anlaşılır olmalıdır. Kıbrıslı Türklerin en önemli partilerinden biri kendi başkanını bile seçemiyorsa, sıradan insanların siyasi gündemi takip etmeleri, kahvehanelerde, aile sohbetlerinde veya sosyal medyada politika konuşmaları ne işe yarayacak? Sonuçta Ankara’dan tayin edilen iktidar partisi başkanı başbakan olacak ve Ankara’dan verilen talimatları yerine getirmek için hazır ol durumunda bekleyecekse politika konuşmanın ne gereği vardır? “Politik konuşma” yoksa, elbette demokrasi de olmayacaktır!  

Kazın ayağı öyle değil ama işte! Politik konuşmalar bir türlü susturulamıyor. Kuzey Kıbrıs’ta, Saner’in kurultaydan önce milletvekilliği seçimi yapabilmek için hükümet krizi yaratma peşinde olduğu bile konuşuluyor ama UBP’li üyelerin ister kurultay, isterse erken genel seçim olsun Ersan Saner’den kurtulmaya kararlı oldukları konuşuluyor.  

Aslında onların tepkisi “dünya iyisi” dedikleri Saner’e yönelik değil galiba... Onların asıl derdi, kendi siyasi iradelerini ipotekten kurtarmaktır. Yılların eskitemediği partilerini de böylece kurtarmış olacaklarına inanıyorlar.  

Gerçekten de UBP’lilerin demokratik refleksi, sadece kendilerinin “politika yapma haklarını” korumuş veya kurultay günlerinde 46 yaşını dolduracak olan partilerini (UBP 11 Ekim 1975’te kuruldu) kurtarmış olmayacak; KKTC demokrasinin yeniden soluk almaya başlamasını da sağlamış olacaktır. 

Refleks önemlidir! Her yerde ve her zaman işe yarar. Reflekslerinizi kaybettiğinizde ise zaten ölmüşsünüz demektir!