KKTC'deki 'demokrasi kırıntıları da yok oldu!

KKTC'deki 'demokrasi kırıntıları" da yok oldu!

26 Ocak 2021 Salı  |   Köşe Yazıları

Hasan Erçakıca

Bugünlerde KKTC’yi, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi yönetiyor. Sağlık Bakanı bu kurulun üyesi olmamakla birlikte, “başbakan gibi hareket edebilmek” için olacak kurulun sözcülüğünü üstlenmiş bulunuyor. Kurul, kararlarının Resmi Gazete’de yayınlanmasının engellenmesi gibi bir sınırlama tehdidi altında olsa bile Başbakan bu aracı kullanmıyor. 

Ortada başka bir denetim aracı yok! Kurul kararının mağduru olduğunu düşünenlerin başvuracakları bir üst makam oluşturulmamış. Temyizi olmayan mahkeme kararları gibi hüküm veriliyor. 

Hukuk devleti olmanın birinci koşulu olarak “idari kararların yargı denetiminde olmasından” söz edilir ama KKTC’de buna cesaret eden de çıkmamış... Zaten bu kararlar, her hafta, mahkemeye gitmeye fırsat vermeden değişiyor. Lehinize karar çıkması için oturup dua etmek en iyisi! 

Böylece Mart 2020'den bu yana neredeyse bir yıla yakın bir süre geçmiş olmasına karşın, KKTC’de herhangi bir salgın önlemi alınabilmiş veya Covid-19’a karşı bir strateji benimsenebilmiş değil. Keyfilik, faturasını başkalarının ödeyeceği kararlar alma sorumsuzluğu aldı başını gidiyor. 

Açıklık yok 

Salgın verilerinin açık olması ve alınan kararların bu verilere dayanması hukuki ve demokratik denetim yapılabilmesinin başlıca koşulu olarak görülüyor. Oysa KKTC’de vakaların nereden kaynaklandığı, temaslıların kimler olduğu ve bu temasların hangi sosyal ilişkiler içinde gerçekleştiği bilinmiyor. Bu verilerin toplanması, analiz edilmesi ve sonuçlarının Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’ne rapor edilmesi için oluşturulması gereken Surveyans Komitesi ise kurulmuş bile değil... Bazı hukukçulara göre Surveyans Komitesi’nin oluşturulmamış olması Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’ni ve kararlarını da hukuki olmaktan çıkarıyor. Bu görüş ortalarda dolanıyor ama aldıran olmuyor.  

Veri ve alınan kararların gerekçesi olmayınca tartışmalar da anlamsızlaşıyor. Kamuoyu denetimi de ortadan kalkıyor: Ağzı olan konuşuyor; kalemi olan yazıyor! 

Ekonomik kaygılar

 

Metron-Analiz’in 11-14 Ocak araştırmasına göre KKTC’de ekonomik kaygılar sağlık kaygılarının önüne geçti. Salgın süreci uzadıkça ekonomik kaygıların artması beklenmeli, sağlık önlemleri ekonomik hayatı da dikkate alarak yönetilmeli. Oysa KKTC’de halkın kaygılarını yönetime yansıtacak bir mekanizma olmadığı gibi, karar merci olan Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi kararları herhangi bir denetime de tabi değil. 
 



Metron-Analiz’in 11-14 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirdiği araştırmaya göre KKTC halkının ekonomik kaygıları sağlık kaygılarının önüne geçmiş bulunuyor. Halkın % 96.6’sı salgının ekonomik sonuçlarından büyük kaygı duyuyor. Gerçekten büyük... Bu % 96.6’nın %67.7’si, bunun “çok büyük tehdit” olduğunu belirtiyor. Eğitim ikinci sırada... Sağlık ancak üçüncü olabilmiş... Üstelik halk sağlığından endişe eden %91.4’ün sadece %51.3’ü bunu “çok büyük tehdit” olarak görüyor.

Halkın kaygıları bu şekilde olsa bile bunu idareye yansıtacak bir mekanizma bulunmuyor. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, halkın korkuları ile oynamayı marifet sayıyor. Vaka sayılarında yükselme oldu mu; tehditler hemen gündeme geliyor. Korkuya dayalı, hükmü karakuşi bir yönetim hüküm sürüyor. 

Demokratik denetim 

Bu kararlar, demokratik bir denetime de tabi değil. Komite üyeleri kamu görevlilerinden oluşuyor ve halka hesap verme gibi bir süreç şimdi olmadığı gibi gelecekte de yaşanmayacak. Bakanlar da bunun farkında olmalılar ki komite kararlarından şikayet etmeye başladılar. Eğitim Bakanı Amacaoğlu, halkın yönelttiği eleştirileri savuşturmak için, “üst komite kararlarından memnun olmadıklarını ama uymak zorunda olduklarını” açıkladı. Şikayet et; siyasi sorumluluktan kurtul!

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman buna dikkat çekiyor ve hükümet üyelerini bu açıdan eleştiriyor: “Marttan beri söylüyoruz. Bu sorunun çözümü ancak verilerin şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması ve gerekli istişareler yapıldıktan sonra alınan verilere dayalı kararların gerekçelerinin halka açıklanmasıyla mümkün. Demokratik yönetimin gereği de bu. Hükumetin Üst Komite'yi hedef göstererek siyasi sorumluluktan kurtulmaya çalışması kabul edilemez. Hem yönetmiyorsunuz hem de sorumluluktan kaçmaya çalışıyorsunuz.” 

Bu durumda 2021 yılında yapılacağı söylenen erken genel seçimde bunun ne gibi bir yansıması olacak hep birlikte göreceğiz. KKTC seçmeni, bu keşmekeşin faturasını salgın sürecini yönetemeyen siyasilere mi kesecek; yoksa onların mazeretlerini de geçerli mi sayacak, o zaman öğreneceğiz. 

Tek çare aşı

Şimdiki durumu düzeltmek için akla gelebilen tek çare ise, aşı!

Bütün dünya aşı peşine düştü ya; KKTC demokrasisini de ancak aşı kurtaracak. KKTC’deki keşmekeşi bitirmenin tek yolu, bol miktarda aşı temin edebilmek; herkesi aşılamak ve salgın korkusundan iyice uzaklaşmak. Bu komitenin saltanatı sanırım ancak o zaman, sona erecek.