Kirli, karanlık, çürümüş-2

Kirli, karanlık, çürümüş-2

23 Kasım 2020 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

Fenerbahçe tarihi bir sezon daha yaşıyor, aynı 2010-2011 sezonu gibi... 2011 yılında Fetö ve işbirlikçilerinin kumpasından sıyrılıp tüm tuzaklara ve kapanlara rağmen 2020'de tekrar rakipleri ile arayı açtı. "Açıyor" demiyorum, açtı. 

Onur ile saygı ile adalet ile Fenerbahçe ile baş edemeyenler yine ahlaksız ve onursuz yollara başvuruyorlar. 

Ben söylemiyorum, Toygun Atilla "İfşa" adlı kitabında futbolda Fetö temizliği yapılmadığını anlatıyor, ben spor medyasının da buna dahil olduğunu düşünüyordum ki, Rıdvan Dilmen spor medyasının nasıl Turkcell üzerinden Fetö ayak oyunları ile Fenerbahçe'ye suikast düzenlediğini anlattı. Suçüstü yakalanmaları hiçbir şeyi değiştirmedi, Fetö hamlelerine aynen devam ediyorlar. 

Ahmet Çakar'ın, "Faal bir hakemle konuştum, Fenerbahçe'yi bilerek doğruyorlar" demesine  rağmen, 

Ümit Öztürk gibi fanatik Galatasaraylı bir amigo ligde "objektif hakem" olarak düdük çalarken, 

Zorbay Küçük'ün babası Galatasaray'dan maaş alırken, 

Milli takıma 4 oyuncu veren Fenerbahçe cumartesi 16.00'da, Milli Takıma 1 oyuncu veren Galatasaray pazartesi oynarken, 

Konya maçında hakem Fenerbahçe'nin net golünü çalmışken, 

Hep bir ağızdan "Rıdvan Dilmen sezonu" yalanını yayıyorlar. Amaç doğru değil, haber değil, adalet değil, ahlak değil sadece bu yalanı yayıp insanları etkilemek ve Fenerbahçe'ye karşı bir cephe oluşturmak. Aynı 2011'de olduğu gibi sahada alamadıklarını yalan ve iftira ile elde etmek istiyorlar. 

Her Fenerbahçe maçından sonra tek merkezden yönetildikleri belli olan güya medya mensubu aslında tetikçiler sosyal medyada ortaya çıkıp aynı yalanı yayıyorlar, "Rıdvan Dilmen sezonu", "Penaltı değildi", "Fenerbahçe kötü oynadı hakem destekledi..."

Bunların kim olduğu net belli, bir insan eğer gerçekten medya mensubu olsa her olayda Fenerbahçe aleyhine yorumda bulunmaz, yaşamın doğal akışına akışına aykırı bir durum. 10 olaydan 10'nunda da Fenerbahçe haksız olamaz, belli ki bu tiplerin amacı kara propaganda ve tek merkezden yönetiliyorlar. Polis Fetö'yü nasıl takip ediyor, onu da anlamakta zorlanıyorum, adamlar açık açık kara propaganda yapıyor. 

İnsanların duygu ve inançlarına hitap ederseniz doğruyu manipüle etmeniz mümkün oluyor. 

Ayrıca Nobel ödüllü psikiyatrist Kahneman diyor ki, "Eğer bir yalanı uzun süre tekrar edersen insan zihni artık onun yalan olduğunu anlayamıyor, gerçek gibi kabul ediyor." Buna "gerçeğin yanılsaması" diyor Kahneman. 

Yukarıdaki kavramlar propagandanın ve insanları kandırmanın temelini oluşturur. 

Yani bu insanlar "Rıdvan Dilmen sezonu", "Penaltı değildi, hakemler Fenerbahçe'yi kolluyor" yalanı ile insanları etkileyip sahada Fenerbahçe aleyhine bir etki oluşmasını arzu ediyorlar. 

İşte burada iş bize yani Fenerbahçe taraftarına düşüyor ama biz bu konuda oldukça umursamaz ve tembel davranıyoruz. Bu Fetö çetesinin yaptığı gibi, istikralı bir şekilde sürekli yalanı tekrarladıkları gibi istikrarlı bir şekilde gerçeğe sahip çıkamıyoruz. En büyük haksızlık bir gecede unutuluyor. 

Oysa hiç durmadan bunu tekrarlamalıyız. 

Fenerbahçe'ye karşı yeni bir Fetö komplosu var. İkinci bir 2010-2011 yaşanıyor. 

Fetö'nün medya ayağı Fenerbahçe'ye karşı yeni bir kumpas peşinde. 

Bu sezonun adı "Fetö sezonu", asla unutmadan, asla unutulmasına izin vermeden bu sezonun adı "Fetö sezonu" ve Fetö'nün Goebbels'leri iş başında. 

Bunu her saniye tekrar etmeliyiz. 

Bu sezon "Fetö sezonu" gerçek bu...

Etiketler:  Futbol