Kimlik bunalımı

Kimlik bunalımı

21 Nisan 2022 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Komik değildir insanın kimlik bunalımına düşmesi trajikomiktir. 

Acınılası bir durumdur. 

İnsan ve kimliği arasındaki uyumsuzluk ancak ve yalnız kendi olmakla yetinmemek durumunda olasıdır ve böyle bir durumda insan kendini değil, tarihini, hem de kendisini aslında hiç ilgilendirmemesi gereken milli ve resmi tarihini ve buna bağlı olarak geliştirilerek sonunda bir plastiğe resmedilen, rapt ve zapt edilen kimlik kartının esiri olarak beğenmekte ya da beğenmemektedir. 

Kimim ben sorusunun doğal tek yanıtı vardır. 

İnsan. İçine doğduğun dilin insanı.

Zor iştir ama insan olmak. Zor olduğu içindir ki insanın kendine yetme süreci tabiattaki diğer tüm canlıların hayal edemeyeceği kadar uzun sürer. 

İnsanı insan yapacak olan şey fiziksel hareketleri olsaydı insan da, tıpkı atın tayı gibi doğumundan hemen sonra ayağa kalkıp yürümeye ve dahi koşmaya başlardı. 

İnsanı diğer bütün canlılardan ayırdığını zannettiğimiz özellikleri fiziki özellikleri değil, kimyasal özellikleri olmalıdır. 

İngiliz, Alman, Fransız, Rus, Yunan, Türk olmak asla ve katiyen doğal kimlik değildir ve olamaz da. Bunlar kültürel kimliklerdir ve saygındırlar. 

İster evrim sürecine inanın ister yaratılış teorisine tapının, insanlık tarihinde önce olan, asıl olan insandır, dili, dini, milliyeti, devleti değildir ve kim olduğu insanın sorusu, bir bunalım haline ancak ve yalnız toplumsal varlığı, doğal var olmanın önüne almış olmakla izah edilebilir ki, bu da dünyamızın yaşadığı kötülüklerin temel kaynağıdır. 

Modern örgütlenmenin en tepe noktasında durmaksızın işletilen kültürel emperyal bombardıman kişiyi ne kadar etkilerse o kadar bireyleştirir ve bireyselliğin eski adı da bencilliktir, bencilliğin menfaat düşkünlüğü ile yakın ilişkisini biliyor olmalıyız. 

Tarihin gördüğü en ırkçı yaklaşımlar sıralamasında ilk sıralarda yer alan AB’nin (entellerin çok sevdiği Avrupalılar Birliği olarak açalım) ne anlama geldiğine dair bir dakikalık bir düşünce bile bu örgütün (AB) sadece Avrupa’da yaşayanları kapsadığını ve Avrupa dışında doğanların neredeyse (işgücü ve tüketim potansiyeli dışında) önemsenmediğini hatta yok sayıldığını ortaya koymaktadır. 

Ve fakat ne gam, insanlar insan olmakla yetinmeyip Avrupalı olmayı önemsedikleri için varsa yoksa “Avrupa Avrupa duy sesimizi, bu yalvaran, tüketimin kültür bombardımanının yarattığı kimlik bunalımı sesleri” diye hıçkırmaktadır. 

İnsanların kimlik bunalımına düşürülmeleri, örgüt denen ve onsuz olunamayacağı zannedilen evcilleştirilmiş, cilalanmış, parlatılmış modern hapishanelerin marifetidir. İnsan insandır ve onu insan yapan şey de biricikliğidir. 

Kim olduğu insanın, işte o biricikliğinde saklıdır. 

Suyun saklısında hayatın varlığı gibidir insanın biricikliğinde saklı olan kimliği. 

Sizi biricik kılacak olan kimliğinizi beğenmiyor da bunalımına düşüyorsanız, kimliğin aslında siz örgütün, partinin, devletin, dinin etiketi nesnesinden başka bir şey değilsiniz. 

İnsanın kimliği kimyasıdır ve bize düşen fiziki sanal özelliklerimizi elimizin tersi ile itip kimyasal biricikliğimizi önemsemektir. 

Kim misiniz?

Bilmiyorum 

Belki de Türk, Rum, Alaman, Rus, yurttaş, vatandaş, AB’li, partilisiniz. 

Ben mi? 

Cumhur...