Kelime ezberleyerek dil öğrenemeyiz

Kelime ezberleyerek dil öğrenemeyiz

11 Nisan 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Ezberleme, bilgiyi anlamaya gerek kalmadan olduğu gibi bellekte tutma işlemidir. Ezbere öğrenmenin karşıt anlamı, anlayarak öğrenmedir. Ezberlenen bilgiler herhangi bir içerik veya bağlamla görsel, işitsel ya da taktiksel olarak ilişkilendirilebilirse akılda kalır, yoksa kısa sürede unutulur.  

Ezberlenmiş bilgi o kadar hızlı unutulur ki, hatırlamak için bir de anımsatıcılara ihtiyaç duyulur. Örneğin aşağıdaki İngilizce 8 sözcüğün her birinin harf sayısı, π sayısının ondalıklarını anımsamaya yardımcı olur (3,1415926):

May I have a large container of coffee.

Yabancı dilde bilmediğimiz sözcükleri rastgele ezberlemek yerine, bir konuşma ya da metinde geçen sözcüklerin anlamını bağlam içinde öğrenmeye çalışmak daha etkilidir.  

Öte yandan, binlerce sözcüğün birden çok anlamı var ve hangi sözü hangi anlamda ne zaman kullanacağımızı tek tek ezberlememiz olanaklı değildir. Örneğin, "açıklama" sözünün İngilizcede 20 karşılığı varken, İngilizce "to set" fiilinin Türkçede 35 farklı karşılığı bulunuyor. Bunların tümünü ezberleyerek işin içinden çıkamayız. 

Yabancı dili etkin öğrenmenin 3 temel ön koşulu şunlardır: 

1. O dilin konuşulduğu ortamla çok yönlü etkileşime girerek pratik yapmak 

2. Dil öğrenmekte olduğumuzu unutarak akışa bırakmak 

3. Öğrenmeyi planladığımız dile ilgi duymak, sevmek 

Pandemi veya ekonomik nedenlerle yurt dışına dil öğrenmeye gitme olanağını bulamayabiliriz. Gerçek ortamda olunamıyorsa, biz de çevrimiçi TV ve uygulamalar üzerinden evimizin konforunda film izleyerek dilimizi geliştirebiliriz. Filmi ilgiyle ve coşkuyla izlerken, orada geçen olay ve kişilerin bağlamsal ilişkilerini yakalamaya çalışmak, kalıcı öğrenme açısından mutlaka yararlı olacaktır. 

Severek yapılan işler insana kolay gelir ve motivasyonu yüksek tutar. Bu gerçek yabancı dil öğrenim süreci için de geçerlidir. Sevdiğimiz bir dile yönelmek, öğrenme sürecine coşku ve eğlence katar, öğrenme performansımızı geliştirir.  

Sınavlar yaklaştığında birçok materyali ezberleyerek beyni doldurmak bunaltıcı bir yöntemdir. Oysa sevgi, coşku ve eğlence bize öğrenme sürecinde olduğumuzu unutturur, kendimizi yabancı dildeki iletişimin akışına bırakmamıza yardımcı olur. 

İnsanın dil edinim ve konuşma mekanizması, sezgisel öğrenme içgüdüsü üzerine kurguludur. Dil öğrenmenin gen ayarlarına işlenmiş olması, insan evriminin en büyük başarılarından biridir. Tıpkı bebekken ana dilimizin söz varlığını ve gramerini öğrendiğimiz gibi, yabancı dilleri de farkında olmadan doğal olarak edinebiliriz.  

Bebekliğimizde zamir, zarf, edat, fiil, isim, sıfat ve bağlaç gibi gramer unsurlarını bilmeden dilimizi öğrendik. Tüm bunlardan ve dilbilgisi kurallarından daha sonra ilkokulda haberimiz oldu. Esasen dilbilimci, filolog ya da çevirmen olmayı düşünmeyen kişinin ayrıntılı dil bilgisi öğrenmesine zaten gerek yoktur.  

Harita üzerinde başkent adlarını ya da meclis albümü üzerinden milletvekili adlarını ezbere öğrenebiliriz ancak sözlükten kelime ezberleyerek yabancı dil öğrenemeyiz. Yalnız siz ya da ben değil, hiç kimse öğrenemez.  

Kelime ezberleme sıkıcı, gereksiz ve verimsiz bir dil öğrenme yöntemidir, öğrenciyi yabancı dilden soğutur. Beyin jimnastiği yapmak için işe yarayabilir ancak dilimizi geliştirmeye yardımcı olmaz.