Kavgayı bitirebilmek

Kavgayı bitirebilmek

13 Ocak 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Emre Dilek

Malum salgın yüzünden maalesef birçok kişi hayatını kaybetti. Herkesin yakın veya uzak bir tanıdığı var bu kayıplar arasında. Ben de ortak dostlarımızın çok olduğu sevdiğim bir büyüğümü birkaç hafta önce kaybettim. Yaşı 80’nin üstündeydi fakat kendisine iyi bakıyordu, çok dinamikti. Tarzı, kibarlığı ve şıklığı ile herkes tarafından sevilirken, çevresine olumlu enerji yayan bir yapısı vardı. Genç veya yaşlı, büyük ya da küçük fark etmeksizin herkesten bir şeyler almaya çalışır ve aynı şekilde herkese bir şeyler katmaya çalışırdı. Yokluğunu derinden hissedeceğimiz bir kişilik.  

Geçenlerde bazı dostlarla spontane gelişen (sosyal mesafe kurallarına uygun) bir şekilde bir araya gelmiştik. Konu o kaybettiğimiz abimize de geldi. Onun yukarıda bahsettiğim özelliklerinden, özellikle de çevresi ile olan ilişkisinin dengesinden bahsedilirken aramızdaki dostlardan birisi, "Bu özellikler yaş ile de ilgili sanırım, bir yaştan sonra kavganı bitirmiş oluyorsun" dedi. Katıldım onun bu tespitine. Buradaki kavgasını bitirmiş olma sözünü hayattan beklentisini kaybetmiş olmak ya da hayata dair heyecanı yitirmiş olmak gibi anlamda almayın. Bu sözü daha çok artık kısır şahsi çekişmelerden, ortamlarda yerli yersiz kendisini ispatlama gayretlerinden uzaklaşmış olmak olarak düşünün. Ve bunun da ötesinde kendini bilme ve tanıma çabası sonucunda belirli bir yere ulaşmış olma hali olarak da değerlendirin.  

Kendini bilme olgusu, zaman zaman haddini bilmek gibi düşünülse de Cicero’ya göre insana "Kendini bil!" denilmesi, yalnız gururunu kırmak için değil, değerini de bildirmek içindir.” Dolayısı ile kişinin kendisini daha iyi olana dönüştürebilmesi kendisinin sadece eksik taraflarını fark etmesiyle değil halihazırda sahip olduğu değerleri ve erdemleri keşfetmesi ile de gerçekleşecektir. 

Kendini bilmek veya tanımak tüm kadim kültürlerin ve inançların en temelinde yer almıştır. Yunanistan’daki meşhur Delfi tapınağının kapısında yazar kocaman Latince ‘"Nosce Te Ipsum" diye. Pisagor’a atfedilmiştir bu laf ama Antik Yunan’ın 7 bilgesinin hepsi bir şekilde değinmiştir buna. Bu yazının görselindeki mozaik ise Roma’dan, altındaki yazı yine Delfi tapınağında Latincesi yazılı olan Yunanca "Gnōthi Sauton" yani kendini tanı. Antik Mısır’daki Luksor tapınağında da yazılıdır iki ayrı bölümde “İnsanoğlu, kendini bil böylece Tanrıları bileceksin” diye. 

Anadolu tasavvufunda da mesela Yunus Emre’de net görürüz bu mottoyu. İlim ilim bilmektir/İlim kendin bilmektir/Sen kendini bilmezsen/Ya nice okumaktır.

Peki ya Hacı Bektaşi Veli nasıl ifade etmiş aynı şeyi: “Hararet Nar’dadır, Sac’da Değil/ Keramet Başta’dır, Taç’da Değil / Her Ne Arar İsen Kendinde Ara / Kudüs’te Mekke’de Hac’da Değil.”

Yukarıda "Yaşın da önemi var" demişti dostum, peki daha erken yaşlarda da bu kavgamızı bitirmek ve kendimizi bilmek mümkün olabilir mi? Bence ne erken yaşta ne de genç yaşta bunu tamamen yapıp bitirmek mümkün. Sokrat’ın dediği gibi; “Bir insanın kendini tanıma uğraşı, ömür boyu devam eder.” Bu bitmeyen bir süreçtir. Toplum dolayısı ile de biz sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisindeyiz. Bu döngünün yaşam boyu sürmesinden dolayı kendimizi hiçbir zaman tam anlamı ile tanıyıp bilemeyeceğimizi düşünüyorum Yaşımız ne olursa olsun tüm değişen şartlar ve ortamdan dolayı sürekli yeni şeyler tecrübe edip yeni şeyler öğrenecek ve sonra da bunların bizde yarattığı etkilerle evrileceğiz.

Bu sürekli değişim sonuncunda ortaya çıkan yeni "Benler"i tanıma serüveni her ne kadar çok zorlu bir yol olsa da vereceği haz ve heyecan da bir o kadar yoğun olmalı diye düşünüyorum. Ali Demirsoy Hoca "Ustaca Yaşam" kitabında bu konuda yardımcı olabilecek bazı tüyolar veriyor. Benim özetlemem ile ‘’Hiçbirimiz doğduğumuz yeri, tarihi ve ana-babamızı seçemiyoruz. Bunlar bizim için elverişli şartlarda oluşmamış olabilir ama gerçekleşmeyen beklentiler için bunları mazeret olarak kullanmak ve sürekli şikâyet etmek bizi bir yere ulaştırmıyor’’ diyor hoca. Ve ekliyor, "Yine aynı şekilde ilk gençlik döneminizde gittiğiniz okullar ve yaşadığınız çevre de büyük ölçüde bu şartların neticesinde gerçekleşiyor ve kontrol etme ve yönlendirme şansınız çok az." Ama diyor ki hoca 25 yaşından sonra artık bunlarla olan kavgayı bitirmiş olmak ve geriye değil ileriye bakmak hem sizin hem de çevrenizdekiler için daha sağlıklı ve yapıcıdır. Yazar Berk Yüksel ise kendini bilme yolculuğunun aşamalarını şöyle belirtmiş. 

1. Kendini tanımak, 

2. Aradığını nerede bulacağını bilmek, 

3. Bulduğunun değerini fark etmek, 

4. Bulduğunu kendisiyle zenginleştirmek, 

5. Aradığınızı bulmak için bedel ödemeyi de göze almak. 

Tüm okurlara kendini bilme yolculuğunda sabırlar ve başarılar diliyorum. Yine alıntı bir söz ile bitireyim yazıyı. 

"Başkalarını yenen kişi güçlüdür. Kendini yenen kişi ise kahramandır." Lao Tse